"Penceresi Olmayan Gece"
Gece ağır anne,
duvarların dili yok
ama suskunluğu çok şey anlatıyor.
Saatlerin tik takları
kalbime çarpan küçük taşlar gibi
yavaş ama inatçı.
Bir pencere arıyorum karanlığın içinde,
küçük bir gökyüzü parçası,
küçük bir rüzgâr,
küçük bir umut yeterdi aslında.
İnsan bazen büyük şeyler istemez anne,
bir ses ister sadece
“Buradayım” diyen bir ses.
Ama bazı geceler
dünya büyük bir yalnızlık olur
ve insanın sesi
kendi kalbine çarpıp geri döner.
Sokak lambaları bile yorgun bu şehirde.
Kaldırımlar,
yorgun ayakların hikâyelerini saklıyor.
Her köşe başında
yarım kalmış bir hayatın gölgesi var.
Ben bu gölgelerin arasında
kendi ışığımı arıyorum anne.
Çünkü insan bazen
kaybolduğu yerde büyür.
Yıkıldığı yerde
yeniden ayağa kalkmayı öğrenir.
Bir zamanlar güldüğüm sokaklardan geçiyorum
ve anlıyorum
zaman sadece takvimlerden geçmiyor
insanın kalbinden de geçiyor.
Bazı dostluklar rüzgâr gibi
gelip geçiyor.
Bazı sevgiler
yarım bir cümle gibi kalıyor.
Ama insan yine de yürür anne.
Yine de sabahı bekler.
Çünkü en karanlık gece bile
bir sabaha gebedir.
Bir gün
o pencere açılacak biliyorum.
İçeri bir ışık dolacak
ve ben o ışığın içinde
yeniden nefes alacağım.
Belki bir kuş sesi,
belki bir çocuk kahkahası
belki de uzun zamandır beklediğim
küçük bir mucize.
İşte o zaman anlayacağım anne;
karanlık ne kadar derin olursa olsun
umut,
insanın kalbinde saklanan
en inatçı yıldızdır.
Sezgin Demir
(Gazeteci Köşe Yazarı)

