BİR GÜN ANLADIM Kİ....

Bir Gün Anladım ki…

İnsan hayatı boyunca birçok şeyin peşinden koşar. Kimi zaman bir makamın, kimi zaman bir sevginin, kimi zaman da yıllarca içinde büyüttüğü bir hayalin…

Öyle hayaller vardır ki, gerçekleşmesini beklerken ömrümüzü tüketiriz. “Bir gün olursa mutlu olacağım” diyerek bugünün güzelliklerini görmeden yaşar gideriz. Oysa hayat, bize bazen en büyük derslerini ulaşamadıklarımızla verir.

Bir ağacı düşünürüm hep… Toprağa küçük bir fidan olarak dikilir. Onun gölgesinde oturacak mıyım, meyvesini tadacak mıyım bilmeden büyütürüm onu. Çünkü asıl mutluluk, ağacın bana ne vereceğinde değil; benim ona bir hayat armağan etmiş olmamdadır.

İnsan ilişkileri de böyledir. Yaptığımız bir iyiliğin karşılığını görmek zorunda değiliz. Belki hiç tanımadığımız bir insan, hiç bilmediğimiz bir gün bizim için güzel bir dua edecektir. Belki bir sokak hayvanının doyurduğumuz karnı, ormanda yaşam mücadelesi veren bir canlının korunmuş yuvası, dünyada bıraktığımız en değerli iz olacaktır.

Yıllar bana şunu öğretti: Her kaybettiğim şey aslında kayıp değilmiş. Her kapının kapanması bir son değilmiş. Bazı yollar bize ait olmadığı için kapanır, bazı hayaller gerçekleşmediği için kıymetlidir.

İnsan bazen ulaşmak istediği zirveye çıktığında, asıl mutluluğun tırmanırken aldığı nefeste saklı olduğunu anlar.

Bu yüzden artık hayatımdan eksilenlere değil, bana kattıklarına bakıyorum. Sahip olduklarımla şükrediyor, yapabildiğim her iyiliği sessizce toprağa bırakılmış bir tohum gibi görüyorum.

Çünkü biliyorum ki insanın gerçek zenginliği; biriktirdiği mallarda değil, dokunduğu hayatlarda saklıdır.