İZ BIRAKANLAR
Bir çınarın gölgesinde öğrendim zamanı,
Ne saat anlattı bana ne de takvim yaprağı.
Bir avuç toprak dedi ki: "Kökün neredeyse sensin,"
İnsan, yürüdüğü yollar kadar bırakır kendinden iz.
Çok gördüm alkışlarla yükselip sessizce düşeni,
Çok gördüm sessiz kalıp gönüllerde büyüyeni.
Meğer en yüksek dağ, insanın vicdanıymış,
Oraya tırmanamayan, dünyayı fethetse neymiş...
Ey yolcu...
Rüzgâra değil, yüreğine yön ver.
Bir gün adın unutulur belki,
Ama iyiliğin kalır, bunu bil yeter.
Ey yolcu...
Karanlığa küfretmek kolaydır.
Bir mum yak da görsün insanlar;
Bir ömür, bir ışık kadar anlamlıdır.
Dost dediğin yağmur gibi gelmeli kuruyan toprağa,
Güneş gibi doğmalı umutsuz sabahlara.
Kırılan dal yeniden filiz verir baharda,
Yeter ki insan, umudu gömmesin toprağa.
Ne servet taşıdım cebimde, ne de büyük unvanlar,
Bana kalan, içten edilen birkaç güzel dualar.
Bir çocuğun gülüşünde saklı bütün hazineler,
Dünya dediğin, sevgiyi paylaşan yürekler.
Ben ne taht istedim ne de altından saraylar...
Bir dost omzu, bir sıcak çay, bir samimi merhaba.
Çünkü insan, ardında bıraktığı sevgidir;
Gerisi rüzgârın savurduğu kuru yapraklar.
Ey yolcu...
Bir iz bırak ama taşta değil, gönüllerde.
Bir söz söyle ama dillerde değil, yüreklerde.
Ve bir gün bu dünyadan sessizce göçerken...
Ardından "İyi insandı." desinler yeter...
Sezgin DEMİR
Gazeteci Köşe Yazarı

