KENDİMİN HER ŞEYİYİM
Bazen insanın hayatında öyle bir dönem gelir ki;
kalabalıkların içinde yalnız kalmayı, alkışların arasında sessizliği, insanların arasında kendini öğrenir.
Sonra anlar…
Herkes yanında olmayabilir.
Herkes seni anlamayabilir.
Herkes verdiğin değerin karşılığını vermeyebilir.
Ama insan, bütün bunlara rağmen kendi kendine yetebilmeyi öğrendiğinde başka bir güce kavuşur.
Çünkü hayat, her zaman elinden tutacak birilerini çıkarmaz karşına.
Bazen düşersin ve seni kaldıracak kimse olmaz.
Bazen ağlarsın, gözyaşını silecek bir el bulamazsın.
Bazen anlatmak istersin, seni gerçekten dinleyen bir kulak bile bulamazsın.
İşte tam o anda insan kendisiyle tanışır.
Kendi yarasını kendi sarar.
Kendi yolunu kendi çizer.
Kendi karanlığında kendi ışığını yakar.
Ve bir gün dönüp geçmişine baktığında şunu söylersin:
“Ben sandığımdan daha güçlüymüşüm.”
Belki çok kaybettin…
Belki çok kırıldın…
Belki sana “artık olmaz” denilen yerlerden yeniden ayağa kalktın.
Ama hâlâ buradasın.
İşte asıl mesele de bu.
Çünkü bazen insanın sahip olduğu en büyük servet; cebindeki para, çevresindeki insanlar ya da kazandığı başarılar değildir.
Kendini kaybetmeden bütün kayıpların içinden geçebilmesidir.
Ben artık kimsenin tamamlayacağı bir yarım değilim.
Eksiklerimle, hatalarımla, geçmişimle, mücadelemle, sessizliğimle ve bütün doğrularımla…
Ben, kendimin her şeyiyim.
Ve biliyorum;
İnsan önce kendisine sahip çıkmayı öğrendiğinde,
hayatın karşısında gerçekten özgürleşiyor.
Çünkü bazı insanlar hayatına gelir, iz bırakır ve gider.
Bazıları yara bırakır.
Bazıları ise sana kendini öğretir.
Ama en sonunda insanın yanında kalan yine kendisi olur.
Kendine iyi bak.
Çünkü hayatının sonuna kadar yanında olacak tek insan, yine sens
Sezgin DEMİR
Gazeteci – Köşe Yazarı


