“İnsanın Kendine Geç Kaldığı Yer”
Bazı ayrılıklar vardır, adı konulmaz.
Ne kavga vardır içinde ne de büyük bir ihanet.
Sadece yavaş yavaş eksilirsin.
İnsan bazen birini kaybetmez aslında…
Kendine geç kalır.
Birlikteyken güçlü sandığın yanların,
onsuz kalınca ne kadar kırılgan olduğunu gösterir sana.
Ve en acısı da şudur:
Onu üzmemek için verdiğin tüm mücadele,
en sonunda seni tüketmiş olur.
Sevmek, çoğu zaman bir fedakârlık sanılır.
Oysa gerçek sevgi, kendini yok etmek değildir.
Ama biz bunu geç öğreniriz.
Birini güldürebilmek için kendinden vazgeçtiğin anlar vardır.
Onun huzuru için kendi içindeki fırtınayı susturduğun geceler…
İşte insan en çok oralarda yorulur.
Sonra bir sabah gelir.
Herkes işine gücüne gider.
Hayat kaldığı yerden devam eder.
Ama sen…
Senin hayatın, onun gittiği yerde kalır.
Ve işte o an anlarsın:
Kaybettiğin şey bir insan değil sadece,
aynı zamanda onunla kurduğun “sen”dir.
Sigara artar, uykular azalır,
düşünceler çoğalır.
Ama hiçbir şey geri getirmez o eski halini.
Çünkü bazı vedalar vardır,
geri dönmek için değil,
insanı değiştirmek için gelir.
Ve insan…
En çok değiştiği yerde
en çok yalnız kalır.

