SÖZÜN ÖZÜ ( MESLEKİ EĞİTİM ve TÜRKİYE (3))

                         MESLEKİ EĞİTİM ve TÜRKİYE (3)

Ülkemizdeki mevcut eğitim öğretim faaliyetlerini savunup ve/veya karar organında bulunup mevcut müfredatı ve mevcut programı uygulayan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bürokrasisi, çok partili hayata;1946'da Milli Kalkınma Partisi ve Demokrat Parti'nin kurulmasıyla başlayan süreç, 14 Mayıs 1950'de "gizli oy, açık tasnif" yöntemiyle yapılan ve DP'nin kazandığı seçimle (Beyaz İhtilal) geçilmiş olmasına rağmen bugünden (2026 yılı) geriye bakıldığında 1950 öncesi ve sonrasında ülke ihtiyacını, gelişmeyi önceleyen dikkate alan milli bir eğitim öğretim faaliyeti yapılamaması, hangi siyasi partisinin yönetimde olduğuna bakılmaksızın aynı benzer uygulamaları sergilediğini görmek, eğitim öğretim faaliyetleri zaman zaman gündem yapılmasına, ülkemiz milli düşünürlerinin konu hakkında bir çok makale ve/veya röportaj vermesine rağmen yapısal değişimi yapamamak düşündürücüdür. Milli eğitim öğretim faaliyetlerinde yapısal değişimi yapamamanın nedeni Türkiye ve ABD arasında 27 Aralık 1949'da imzalanan Fulbright Anlaşması olabilir mi?

Türkiye ve ABD arasında 27 Aralık 1949'da imzalanan Fulbright Anlaşması, “sözde” eğitim ve kültürel değişim yoluyla iki halk arasında ortak anlayış geliştirmeyi amaçlayan bir anlaşma olup, komisyon yapısı ise:4'ü Türk, 4'ü Amerikalı olmak toplam sekiz üye belirlenmiştir. Fulbright Anlaşması (Türk-Amerikan Kültür Anlaşması), dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) iktidarı döneminde yürürlüğe girmiştir. Anlaşma, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Faik Zihni Akdur ve ABD Büyükelçisi George Wadsworth tarafından Ankara'da imzalanmıştır.

Mesleki Eğitim sisteminin uygulayıcısı Milli Eğitim Bakanlığı bürokrasisi;  Mesleki eğitim kurumlarının ülkemiz ihtiyacına cevap verecek düzeyde yaygınlaşması ve donanımı konularında meslek örgütleri ile iletişim halinde gelecek planı ve program yapması gerekirken Meslek Liselerinde (ML) mesleki (beceri) eğitimin, sözel ve sayısal öğrenimin yetersizliği nedeni ile beceri ve bilgi sahibi meslek mensubu yetiştirilememiş, durum bu kadar vahim iken bu okullardan mezun öğrencinin Yüksek Öğrenim yapma isteği 28 Şubat süreci kapsamında YÖK tarafından alınan kararla 1999 ÖSS'den itibaren Katsayı uygulaması uygulanmaya konulmuş ve öğrencinin yükseköğrenime girme kapısı kapatılmış ve bu durum 2013 yılına kadar devam etmiştir.

Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM), eski adıyla Çıraklık Eğitim Merkezi olan yapı, 9 Aralık 2016 tarihinde alınan kararla örgün ve zorunlu eğitim kapsamına alınarak bugünkü statüsüne kavuşmuştur. 4+4+4 eğitim sistemiyle birlikte MEB Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü'ne bağlı olarak yapılandırılmıştır.

Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM),

Tarihçe: Çıraklık sisteminden dönüşerek 2016'da zorunlu örgün eğitime dahil edildi.

İşleyiş: En az ortaokul mezunu, 14 yaşını dolduranlar kayıt olabilir.

Eğitim Modeli: Haftada 1 gün okul, 4 gün iş yeri (çıraklık/staj) şeklindedir.

Belge: 4. yılsonunda Ustalık Belgesi ve Lise Diploması verilmektedir

Meslek Liselerinde (ML) eğitim öğretim gören öğrencilerin 1999 öncesi dahil, 2016 yılında zorunlu örgün eğitime dahil edilen Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) bağlı meslek okullarında okutulan müfredatın Yüksek Öğrenim sınavlarına konu soru içeriklerine uygun olmadığı, yani; yüksek öğrenim sınav sorularının klasik lise müfredatı doğrultusunda hazırlanmış olması sınava giren meslek lisesi öğrencisinin sınava mağlup olarak başlama algısını oluşturmuş, bu ve bunun gibi nedenler meslek liselerine talebin beklenenin altında düşmesine, hatta orta okulda başarısı düşük öğrencinin ebeveyni bir mesleği olsun diye çocuğunu meslek okullarına yönlendirdiği, ekonomik ve iş kaygıları gibi gerekçeler ile günümüze kadar meslek okulları başarı oranı düşük öğrencinin sığındığı liman olmuştur.

  Meslek liseleri (ML) ve Mesleki Eğitim Merkezlerinden (MESEM) sanayi, hizmet ve finans vs sektörünün, yani iş dünyasının, yani ülkemizin ekonomik hayatının elde etmek istediği faydanın elde edilemeyişi gayri milli düşünce sistemi unsurlarının işgali altındaki MEB Bürokrasisi ve bu konularda siyaset kurumuna veri üretme noktasındaki bürokrasidir. Milli Eğitim sisteminin 2026 yılına gelindiğinde 1949 yıllından beri yılı hiç değişmediğini görüyor olmak Fulbright Anlaşmasının sonucu olduğu gerçeğini düşünmek yanlış olmaz sanırım. Bu nedenle; Fulbright Anlaşmasından yararlanan, içinde yanında yöresinde yer alan ve/veya beslenen her kim varsa Milli Eğitim Sistemi üzerinden elinin çektirilmesi bu ülkeye yapılacak en önemli hizmet ve gerekliliktir. 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.