SÖZÜN ÖZÜ (DÖVİZ KURUNUN YÜKSELİŞ HİKÂYESİ (1))

DÖVİZ KURUNUN YÜKSELİŞ HİKÂYESİ (1)

Döviz kurlarındaki yükselişin temel nedeni, serbest piyasadaki arz ve talep dengesizliğidir. Bir ülkenin para birimine olan talep azalır veya yabancı para birimlerine (döviz) olan talep artarsa döviz kuru yükselir.

-O halde; “milli hassasiyet”  dövize olan talep konusunda yüksek düzeyde rol oynamaktadır.  Milli hassasiyeti yok olmuş bir toplumda “üç kuruşluk” şahsi menfaat için ülke menfaatinin hiçe sayılması düşündürücü olup ülkemizde yaşanan tam da budur. Ülkemizde; milli hassasiyeti körlenmiş küçük tasarruf sahiplerinin düşünme yetisi zayıflamış olmalı ki sonuçları itibari ile zararı kendilerine ve üzerinde yaşadığı ülkesine olduğunu halde bunu hesap edemeyip bir avuç parayı elinde tutan (zengin) kapitalizmin uşaklarına hizmet ederler.  

Enflasyon farklılıkları: Yüksek enflasyona sahip ülkelerin para birimi, alım gücünü yitirdiği için değer kaybeder. Yerli paranın değer kaybettiği ortamda dövize olan yönelim artar.

-Döviz kurunun yükselmesi,  enflasyonun yükselmesinin nedenlerinden biri olduğuna göre küçük döviz tasarruf sahiplerinin dövize olan talebi artırdığı oranda enflasyona neden olacağı gerçeğini bilip, ona buna taşeronluk yapan kapitalizmin uşaklarının kirli emellerine hizmet etmemeyi düşünmelidirler.

Dış Ticaret Açığı: İthalatın ihracattan fazla olması (dış ticaret açığı), ülkedeki döviz çıkışının döviz girişinden daha fazla olmasına yol açarak kur üzerinde yukarı yönlü baskı yaratır.

-İhracatın ithalatı karşılama oranı eşit veya pozitif olduğu durum milli düşünce sistemine sahip ekonomi karar organı karar vericilerin arzu ettiği durumdur. İthalatın ihracattan fazla olması (dış ticaret açığı), ülkedeki döviz çıkışının döviz girişinden daha fazla olmasına yol açarak kur üzerinde yukarı yönlü baskı yaratır kuramı; ABD’nin 2024 yılındaki ticaret hacmi 5,37 trilyon Dolardır. Bu dönemde toplam ihracat 2,08 trilyon dolar, toplam ithalat ise 3,29 trilyon dolar olup 1,21 trilyon dolar dış ticaret açığı olmasına,Türkiye, 2024 yılını 261,9 milyar dolar ihracat ve 344,1 milyar dolar ithalat ile kapattı.82,2 milyar dolar dış ticaret açığı söz konusu olup,  Türkiye'nin 2024 yılındaki turizm geliri 61 milyar 103 milyon 419 bin dolar olarak rekor seviyeye ulaşırken, hizmet ihracatı ise 117,2 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir, bu durum 82.2 milyar dolar olan dış ticaret açığını kapatmış olmakla birlikte 96 milyar 103 milyon 419 bin dolar fazla vermişken KUR; 01.01.2024’te 29.4382 TL alış, 29.5355TL,satış iken 31.12.2024 te 35.2803 TL alış, 35.3438 TL, satış olduğuna göre kur artışı; 5,8421 TL alış, 5,8083 TL satış söz konusudur; o halde dış ticaret açığı olan her iki ülkenin para biriminde bir ülke aleyhine kur artışı olmaması gerekirdi, kur artışı olduğuna göre bu artış; kur artışının olduğu ülkenin insanının düşünce sistemlerinin millilik oranı ile ilişkilidir ve/veya kapitalist taşeronlarının başarısıdır??????? Diyebiliriz.

Faiz Oranları: Düşük reel faizler, yatırımcıların yerel para biriminden çıkıp yabancı para birimlerine yönelmesine neden olabilir. Yabancı yatırımcılar yüksek faiz veren ülkelere yönelerek o ülkeye döviz girişini artırır, faizlerin yetersiz kalması ise döviz çıkışına neden olur

-Faizin ekonomideki rolü: Merkez bankaları faiz oranlarını piyasadaki para akışını kontrol etmek için sözde kullanır. Faiz artırıldığında borçlanmak zorlaşır, talep azaldığından harcamalar yavaşlar ve enflasyon düşer kuramı; talep azalışı oranında arz yönünün azalacağı, hatta arzı sağlayan sektör “sanayi ve hizmet” arz oranını, azalan talep oranından daha fazla yapıldığında ki; bu ülkemizde hep böyle olmuştur olmaktadır “değişken ve sabit maliyetlerini minimuma indirerek az üretimle aynı ve/veya çok kazanma arzusu” Ayrıca; faiz oranlarının yüksek olması üreticinin borçlanma maliyetlerini yukarı yönlü yapacağından ve bu maliyetin doğal olarak üretime yansıyacağı düşünüldüğünde faiz oranlarının yüksekliği sonuçları incelendiğinde ülke ekonomisine zarar verdiğini ürettiğini söylemek yanlış olmaz.

Faizin İslam'daki Yeri: İslami finans ilkelerinde riba olarak adlandırılır “riba; ödünç verilen bir paranın veya malın, belirli bir süre sonunda herhangi bir karşılık veya fazlalıkla geri alınmasını ifade eder “ ve karşılıksız, haksız kazanç olarak kabul edildiğinden haram kılınmıştır.                           

Ekonomik ve Siyasi İstikrarsızlık: Ülke içindeki siyasi belirsizlikler, küresel jeopolitik riskler ve hukuki/ekonomik politikalara olan güvenin sarsılması yerli paranın değer kaybetmesine yol açar.

- Ülkemizin yönetim şekli cumhuriyettir. Ülkemiz;  toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti olup, cumhuriyet ilkelerinin askıya alındığı dönemler hariç bu ilkeler doğrultusunda  “ekonomik ve siyasi istikrarsızlık” fiilen söz konusu olmayıp, atanmışlarının milli iradeden güçlü olduğu ülkemizde milli düşünce sistemine bağlı ekonomik ve siyasi İstikrarın varlığının zaman zaman inkıtaya uğradığını, reel sektör ve finans sektörünün kapitalizmin kirli emellerine hizmet eder hale geldiğini söyleyebilir,  

Güvenli Liman Talebi: Küresel kriz dönemlerinde veya finansal belirsizliklerde yerel para birimleri riskli görülür ve yatırımcılar Amerikan Doları veya Euro gibi küresel kabul görmüş güvenli limanlara yönelir.

- Küresel kriz dönemlerinde veya finansal belirsizliklerde milli parasını güvenli görmeyip Küresel kriz ve finans belirsizliklerinin üreticisi emperyalist ülkelerin para birimlerine yöneliş ”milli düşünce sisteminin” hangi ölçüde erozyona uğradığının oransal göstergesidir.

                 devam edecek

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.