HATİCE'NİN HİKÂYESİ – 8. BÖLÜM
Öğleye doğru kapının sertçe açılma sesiyle herkes yerinden fırladı.
Evet, gelen İlyas'tı.
Yüzünde ne pişmanlık vardı ne de korku… Sadece öfke.
Savcılık, yaralının hayati tehlikeyi atlattığını öğrenince İlyas'ın tutuksuz yargılanmasına karar vermişti. Evdekiler derin bir nefes aldı. Ancak Hatice'nin içine çöken sıkıntı daha da büyüdü. Çünkü bu kez aynı evin içinde, karşılarında daha öfkeli bir İlyas duruyordu.
Sanki bütün gerginliğini ve hıncını Hatice'den çıkarmaya hazırdı.
Bu durum Hatice'yi derinden etkiledi. İlyas'ın öfkesi, alkolü ve yanlış arkadaş çevresiyle birlikte sorunlarını her geçen gün büyüttüğünü görüyordu. Oysa Hatice'nin de güzel hayalleri vardı. Kocasıyla ve çocuğuyla huzurlu bir yuva kurmak, sevildiğini hissetmek istiyordu.
Komşu kadınların anlattığı o küçük mutlulukları o da yaşamak istiyordu. Bir gün İlyas'ın gözlerinin içine bakıp kendisini gerçekten sevdiğini söylemesini, yanında güvende hissetmeyi hayal ediyordu.
İçindeki umutların sönmesine izin vermeyecekti.
O an, zihninden utangaç bir düşünce geçti:
"Belki bu gece onun gönlünü alabilirim…"
Düşündüğü anda kendi kendinden utandı. Böyle olmamalıydı, biliyordu. Ama yaşadıkları onu farkında olmadan başka yollara sürüklüyordu.
Yine de artık bu yola çıkmıştı.
Etkili olacak mıydı?
Bunu ancak zaman gösterecekti…
Yarın aynı saatte gelişmeleri okumanız için bekliyorum.
Sevgiyle kalın.
EMEL CE

