HATİCE'NİN HİKÂYESİ
Son Bölüm (20)
Birinci Perde
Zaman su gibi akıp geçmişti...
Daha dün 16 yaşında gelin olan Hatice, bugün 35 yaşındaydı.
Hayatı hiç kolay olmamıştı. Çocukları büyümüş, o ise sessizce onların geleceği için yaşamaya devam etmişti.
Omuzlarındaki yük ağırlaşmış, bedenindeki yorgunluk yılların izini taşımaya başlamıştı.
Ama o, yine de çocuklarına umut olmaktan vazgeçmemişti.
İkinci Perde
O sabah da diğer sabahlardan farklı başlamamıştı.
Sadece bedenindeki ağrılar biraz daha artmıştı...
Birkaç gün önce gittikleri doktor, gerçeği yalnızca ona söylemişti.
Hatice ise tek bir istekte bulunmuştu:
"Ne olur ailem öğrenmesin..."
Acı gerçek lösemiydi.
İlerlemiş...
Sessizce bedenini tüketmişti.
Henüz 35 yaşındaydı.
Yaşayamadığı yıllar...
Kuramadığı hayaller...
Söyleyemediği sözler...
Hepsi içinde kalmıştı.
Sanki hayat, usulca ondan çekiliyordu.
Ve Hatice bunu hissediyordu...
Üçüncü Perde
Hatice artık aramızda değil...
Ama geride iki evlat...
Yarım kalmış hayaller...
Ve unutulmaması gereken bir hayat bıraktı.
Bu hikâyeyi yazarken amacım yalnızca bir acıyı anlatmak değildi.
Amacım;
Sessiz kalan kadınların sesini duyurabilmek...
Görmezden gelinen acıları görünür kılabilmek...
Ve her kadının sevgiyle, saygıyla ve umutla yaşamayı hak ettiğini hatırlatmaktı.
Eğer bu hikâye, tek bir insanın bile bir kadına, bir anneye ya da bir çocuğa daha farklı bakmasına vesile olduysa...
Hatice yaşamaya devam ediyor demektir.
"Bazı insanlar ölür... Ama hikâyeleri, başkalarının hayatını değiştirmeye devam eder."
Tüm Haticelere...
Sevgiyle...
EMELCE

