EMELCE'DEN HAYATA DAİR
ESKİ CEKET
Kemal Amca, eşini kaybettikten sonra tek başına kalmış, hayatın yükü omuzlarına biraz daha çökmüştü. Yaşı ilerleyince kızı ve damadının yanına taşınmak zorunda kaldı.
İki torunu vardı: Selim ve Süheyla... Onları her şeyden çok seviyordu.
Yıllarca kıt kanaat geçinmişti. Eskimiş olsa da aynı ceketi yıllarca giymekten hiç utanmamış, elindekine şükretmeyi bilmişti. Emekli maaşıyla kendi ihtiyaçlarını karşılamakla kalmıyor, imkânı ölçüsünde kızına da destek oluyordu.
Ev küçük olduğu için torunları zaman zaman onun varlığından rahatsız oluyor, istemeden de olsa kırıcı sözler söyleyebiliyorlardı.
Kemal Amca ise bunlara hiç aldırmıyordu.
Her fırsatta torunlarına,
"Paranızı dikkatli harcayın evlatlarım. Hayatta en zor kazanılan şey, emektir."
derdi.
Bir gün Selim sabrını kaybetti.
"Dede, sanki bize para veriyormuşsun gibi sürekli akıl verme."
dedi.
Kemal Amca sadece başını eğdi.
Kırılmıştı...
Ama yine de gülümsedi.
O akşam Selim annesinden harçlığını artırmasını istedi.
Annesi üzülerek,
"Oğlum, haftalık verdiğim para ancak yetiyor. Durumumuzu biliyorsun. Okuman için elimizden geleni yapıyoruz."
dedi.
Selim de,
"Tamam anne... O zaman yine akşam cebime koyarsın."
deyince annesi şaşırdı.
"Ben senin cebine hiç para koymadım ki."
dedi.
Selim donup kaldı.
Peki her sabah cebinde bulduğu para kimindi?
O gece uyuyormuş gibi yaptı.
Gece yarısı odasının kapısı usulca açıldı.
İçeri giren kişi dedesiydi.
Kemal Amca sessizce pantolonu eline aldı, cebine birkaç banknot bıraktı ve aynı sessizlikle odadan çıktı.
Selim'in gözleri dolmuştu.
Sabah olur olmaz dedesinin yanına gitti.
"Dedeciğim... Her gün cebime para koyanın sen olduğunu öğrendim."
Kemal Amca mahcup bir tebessüm etti.
"Sen yeter ki oku evladım. Ben elimden geldiğince sana destek olurum."
diyebildi.
Selim o an çok utandı.
Yıllardır aynı eski ceketi giyen, kendi ihtiyaçlarını erteleyen yaşlı bir adam, torununun geleceği için sessizce fedakârlık yapıyordu.
O gün kendi kendine söz verdi.
"Okuluma devam edeceğim ama artık part-time bir işte de çalışacağım."
Kararını annesine anlattığında annesi gururla oğluna baktı.
"Demek ki büyüyorsun oğlum...
Hayatın değerini anlamaya başladın."
Selim, dedesinin kendisine sadece para vermediğini anlamıştı.
Ona emek vermeyi, paylaşmayı, tutumlu yaşamayı ve fedakârlığın sessizliğini öğretmişti.
Yıllar sonra dedesini hatırladığında aklına ilk gelen şey, o eski ceket olmayacaktı...
O ceketin içinde taşıdığı kocaman yürek olacaktı.
Kıssadan Hisse
Gerçek zenginlik, cebindeki para değil; sevdiklerin için sessizce yaptığın fedakârlıklardır.
Bugünlük Emelce'den Hayata Dair kesitler bu kadar...
Sevgilerimle... ❤️

