HATİCE'NİN HİKÂYESİ – 16. BÖLÜM

HATİCE'NİN HİKÂYESİ – 16. BÖLÜM
Hamile olduğunu öğrendiğinde Hatice, içinde kalan son umut kırıntısının da tükendiğini hissetti.
Asude daha yürümüyordu bile... Yeni yeni emeklemeye başlamıştı.
"Bu çocuk şimdi nereden çıktı?" diye geçirdi içinden.
Ama bu düşüncesinden hemen utandı.
"Hayır..." dedi kendi kendine. "O da benim evladım. Belki iki kardeş birlikte büyür, birbirlerine güç olurlar."
Ne yazık ki bu hamilelik ilkinden daha zordu. Mide bulantıları gün geçtikçe artıyor, en ufak bir koku bile onu rahatsız ediyordu.
Günleri kayınvalidesiyle ev işlerini yaparak ve gelecek bebeğe hazırlıklarla geçiyordu.
En çok da geceler yoruyordu onu...
İlyas'ın eve hangi ruh hâliyle geleceğini bilmemek, Hatice'nin içini kemiriyordu.
Erken geldiği gecelerde biraz olsun rahatlıyordu.
Geç kalacağını düşündüğü zamanlarda ise sessizce yatağa gidiyor, o gelmeden uyumuş olmayı diliyordu.
Çünkü İlyas, canı ne zaman isterse eziyet etmeye hazır bir adamdı.
Havalar iyice soğumuştu.
Hamile olmasına rağmen ağır kaldırmaması gerekiyordu ama sobanın kovasını bile taşımak zorunda kalıyordu.
Yine de sobanın yandığında çıkardığı o huzur veren çıtırtılar ve o sıcacık ısı, Hatice'nin içini biraz olsun dinlendiriyordu.
Günler birbirinin aynı geçerken karnı gitgide büyüyordu.
Bu kez bebeğin cinsiyeti herkes için merak konusuydu.
Hatice için kız ya da erkek olması önemli değildi.
Ama İlyas'ın ikinci kez kız çocuğu olursa bunu kabullenemeyeceğini biliyordu.
İçinden sessizce dua etti.
"İnşallah erkek olur..."
Zeynep'ten sonra İlyas'ın davranışlarında bir miktar değişiklik vardı.
Gündüz işe gidiyor, akşamları bazen arkadaşlarıyla vakit geçiriyor, bazen de erken eve geliyordu.
Ama istediği olmayınca öfkesi yine aynıydı.
Küfürleri evin duvarlarında yankılanıyor, Hatice'nin yüreğini yaralıyordu.
Oysa kendi baba evinde böyle bir dil hiç duymamıştı.
Babası bir kez olsun küfür etmemişti.
Bazen düşünmeden edemiyordu...
"Ya Sinan'la evli olsaydım?"
Onun evlendiğini biliyordu.
Yine de bu düşünce zaman zaman zihnine usulca uğruyordu.
Sinan nazik, düşünceli ve sevmesini bilen bir insandı.
İlyas ise onun tam tersiydi.
Sonra derin bir nefes alıyor ve kaderine boyun eğiyordu.
"Demek ki benim yolum böyle yazılmış..."
Köyde hayat hep aynı döngüde akıp gidiyordu.
Hatice bugüne kadar büyük bir şehir görmemişti.
Şehir hayatını yalnızca televizyonda izledikleri kadar biliyordu.
Ama içinde hiç sönmeyen bir hayal vardı.
Bir gün büyük bir şehre gitmek...
Belki de hayatı orada yeniden başlayacaktı.
Kim bilir... Bazen insanın en uzak sandığı hayaller, kaderin en beklenmedik köşesinde onu bekler.
Yarın Hatice'nin hikâyesinde yeniden buluşmak dileğiyle...
EMELCE'den sevgiyle... 






Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.