
… Sahillerimiz nasıl düzenlenmeli?
“Sahil herkesindir; insan, tabiat ve hayat birlikte yaşar.”
HALKIN SAHİLİ, HALKIN HAKKI; TEMİZ, GÜVENLİ, YEŞİL VE HERKESE AÇIK.
- Sahilde insan var, ihtiyaç var, hayat var.
- Sahillerimiz güzel, insanımız daha değerlidir.
- Denizin mavisi, insanın huzuruyla güzeldir.
- Sahil herkesindir; hizmet de herkes için olmalıdır.
- Sahiller rant değil, halkın nefes alanıdır.
Dünyanın en güzel sahillerine sahibiz.
Denizimiz, gökyüzümüz, gün doğumlarımız ve gün batımlarımız başlı başına büyük bir nimettir.
Sahillerimiz en güzel restorandan daha güzel, en şık kafeden daha huzurludur.
Allah (cc) Kur’an-ı Kerim’de bu nimeti şöyle hatırlatır: “TAZECİK ET YEMENİZ, TAKINACAĞINIZ SÜS EŞYALARI ÇIKARMANIZ VE ALLAH’IN BOL NİMETİNDEN FAYDALANMANIZ İÇİN DENİZİ HİZMETİNİZE VEREN DE O’DUR.” (Nahl 14)
Ve yine:
“RABBİNİZ, BOL NİMETİNDEN ELDE EDESİNİZ DİYE, DENİZDE GEMİLERİ SİZİN İÇİN YÜZDÜRÜR. O, SİZE MERHAMET EDER.” (İsrâ 66) deniz ve sahiller, bize emanet edilmiş ilahî nimetlerdir; bu emanete sahip çıkmak, Rabbimize karşı şükrün bir gereğidir.
İnsanlarımız sabahın erken saatlerinden gecenin ilerleyen saatlerine kadar aileleriyle sahile geliyor; sohbet ediyor, çayını içiyor, çocuklarıyla vakit geçiriyor, hayatın yorgunluğunu burada atıyor.
Ekonomik şartlar nedeniyle kafe ve restoranlara gidemeyen birçok aile için sahiller, ücretsiz nefes alma ve huzur bulma alanıdır.
Bu nedenle sahiller yalnızca güzel görünen yerler değil; insanların temel ihtiyaçlarının en iyi şekilde karşılandığı, güvenli, temiz, erişilebilir ve yaşayan kamusal alanlar olmalıdır.
Sahiller bir zümrenin, bir işletmenin veya belirli bir gelir grubunun değil; milletin ortak malıdır. Bu anlayışla bütün sahiller halkın kullanımına açılmalı ve insan onuruna yaraşır biçimde düzenlenmelidir.
Milletin ortak malı olan sahiller, emanettir. Peygamberimiz (sav) buyurmuştur: “kim, kamu malına ihanet ederse, kıyamet günü, hainlik ettiği şeyin günahı, boynunda asılı olarak gelir.”
Sahilleri rant kapısı yapmak, halka ait olanı gasp etmek, ağır bir mesuliyettir.
TEMEL ANLAYIŞIMIZ
- Sahiller Allah’ın bütün kullarına sunduğu nimetlerdir.
- Sahillerimize sahip çıkmak, doğaya ve gelecek nesillere sahip çıkmaktır.
- Sahil, yalnızca para harcayan müşterilerin değil; bütün vatandaşların ortak yaşam alanıdır.
- İnsanlar bir şey satın almak zorunda kalmadan oturabilmeli, dinlenebilmeli ve manzaradan faydalanabilmelidir.
- Sahil hizmetleri lütuf değil, insan onurunun ve kamusal hizmet anlayışının gereğidir.
- Çocuk, genç, yaşlı, kadın, erkek, engelli ve hareket kısıtlılığı bulunan herkes sahili eşit şekilde kullanabilmelidir.
- Sahiller doğayla uyumlu, insan merkezli ve gelecek kuşakları düşünen bir anlayışla düzenlenmelidir.
Allah (cc) bu nimetlerin hatırlanmasını emreder: “ELİNİZDE NİMET OLARAK NE VARSA ALLAH’TANDIR.” (Nahl 53) ve “ALLAH’IN VERDİĞİ NİMETLERİ HATIRINIZDAN ÇIKARMAYIP ONA GÖRE DAVRANIN Kİ KURTULUŞA ERESİNİZ.” (A’râf 74) sahiller, Rabbimizin bize lütfettiği nimetlerdendir; onu korumak, ihya etmek ve herkese açık tutmak, bu nimetlere karşı görevimizdir.
"O, YERYÜZÜNDE OLANLARIN HEPSİNİ SİZİN İÇİN YARATANDIR." (Bakara, 29) Allah'ın bütün kullarına ücretsiz ve eşit olarak sunduğu bu doğal nimetleri, kul eliyle birer ticari metaya dönüştürmek ve yalnızca gücü yetenlerin hizmetine sunmak, en başta ilahi taksimata ve kul hakkına aykırıdır.
Rasûlullah (sav.) şöyle buyurmuştur: "Müslümanlar üç şeyde ortaktırlar: su, otlak ve ateş." (Ebu Davud). Kıyılar ve denizler, bu hadis-i şerifin özü gereği hiçbir zümrenin imtiyazına bırakılamayacak kadar kutsallığı olan müşterek yaşam alanlarıdır.
Sahil, Allah’ın bize emanetidir. Bu emanete sahip çıkmak hem bu dünyada hem ahirette hesap vereceğimiz bir sorumluluktur.
BÜYÜK VE UZUN VADELİ ÖNERİ
Türkiye’nin bütün kıyı bölgelerini birbirine bağlayacak, dünya standartlarında ulaşım, dinlenme ve sosyal yaşam yolu, ağı oluşturulmalıdır.
Bu uzun vadeli proje kapsamında;
- Kıyı şehirleri birbirine güçlü ulaşım bağlantılarıyla bağlanmalı,
- Yol güvenliği yüksek, geniş ve düzenli ulaşım hatları kurulmalı,
- Belirli aralıklarla büyük dinlenme tesisleri yapılmalı,
- Otoparklar, sosyal tesisler ve yeşil alanlar planlanmalı,
- Deniz ve kara ulaşımı birbiriyle bütünleştirilmeli,
- Kıyıların doğal yapısı korunmalı,
- Yol ve otoparklar deniz kıyısını kapatmayacak biçimde kıyının gerisinde kurulmalıdır.
Bu proje sadece bir ulaşım yatırımı değil; insanımıza huzur, doğamıza hayat ve gelecek nesillere miras bırakmaktır.
Böyle büyük bir projenin çevresel etkileri titizlikle incelenmeli; doğal kıyılar, tarım alanları, ormanlar ve canlı yaşamı kesinlikle zarar görmemelidir.
Bu proje, yalnızca bir ulaşım yatırımı değil; doğru planlandığında turizmi, ticareti, istihdamı ve şehirler arası sosyal bağı güçlendirecek millî bir kıyı kalkınma projesi olabilir.
Allah (cc) Kur’an’da: “GERÇEKTEN BİZ, HER ŞEYİ BİR ÖLÇÜ VE DENGE İÇİNDE YARATTIK.” (Kamer 49) buyurur. Yapılacak her planlama ve projede denge, ölçü ve adalet esas alınmalıdır. İnsanın ihtiyacı ile doğanın hakkı arasındaki denge korunmalı; gelecek nesillerin hakkı gasp edilmemelidir.
Bize emanet edilen coğrafyayı birer rant kapısı değil, gelecek nesillerin bize bıraktığı birer kutsal emanet olarak görmeliyiz. Hz. Peygamberimiz (sav.), kıyametin kopacağını bilseniz bile elinizdeki fidanı dikmemizi buyurarak doğaya ve geleceğe sevgiyi imanın bir parçası kılmıştır. Bu uzun vadeli plan, coğrafyayı sadece yollarla bağlama değil; gönülleri ve nesilleri birbirine hürmetle bağlama vizyonudur.
SAHİLLERDE YAPILAŞMANIN TEMEL KURALLARI
- Geniş, uzun ve doğal sahil şeritleri korunmalıdır.
- Sahil çizgisinde yapılaşmaya kesinlikle izin verilmemelidir.
- Sahil şeridinden şehir merkezine doğru uygun görülen bölgelerde geniş bir kamusal koruma kuşağı oluşturulmalıdır.
- Mümkün olan yerlerde kıyıdan itibaren en az 300 metrelik alan; yeşil alan, yaya yolu, bisiklet yolu, sanat, spor ve sosyal hizmet alanı olarak değerlendirilmelidir.
- Sahil manzarasını kapatan yüksek binalara izin verilmemelidir.
- Sosyal tesisler büyük beton yapılar hâlinde değil; hafif, yatay, zarif, sökülebilir ve çevreyle uyumlu biçimde yapılmalıdır.
- Kumluklar, sazlıklar, kayalıklar, sulak alanlar ve deniz canlılarının üreme bölgeleri korunmalıdır.
- Kıyılar özel mülklerin, otellerin veya sitelerin arka bahçesine dönüştürülmemelidir.
- Sahildeki bütün uygulamalarda halkın kesintisiz erişimi esas alınmalıdır.
- Sahillerin koylarında, gondol, kayık, tekne vb. halkın rahatlıkla faydalanabileceği tur atma imkanları ücretsiz/ya da çok düşük ücretlerle sağlanmalıdır.
- Sahillerde denizin içlerine doğru cam balkonlar, sanatsal iskeleler, çay bahçeleri, ahşap yürüyüş yolları vs. yapılmalı keyif verici hizmetler ücretsiz/ya da çok düşük ücretlerle sağlanmalıdır.
Yeryüzü, insana emanet edilmiştir. Allah (cc): “İNSANLARIN BİZZAT KENDİ İŞLEDİKLERİ YÜZÜNDEN KARADA VE DENİZDE DÜZEN BOZULDU.” (Rûm 41) buyurarak, doğaya verilen zararın sorumlusunun insan olduğunu hatırlatır. Sahilleri betonlaştırmak, doğal dengesini bozmak, bu ayette bildirilen “düzeni bozma” fiiline girmektir. Korumak ise imanın ve sorumluluğun gereğidir.
Göğe doğru yükselen ve denizin nefesini kesen beton kütleler, sadece manzarayı değil; insanın ruhunu ve doğanın hakkını da gasp etmektedir. Rum suresi 41. Ayette buyurulduğu gibi: 'İNSANLARIN KENDİ ELLERİYLE ETTİKLERİ YÜZÜNDEN KARADA VE DENİZDE BOZULMA BAŞ GÖSTERDİ.' Doğal yapıyı korumak, yaratılan her zerrenin hakkına saygı duymaktır."
1. HALKIN SAHİLE KESİNTİSİZ ERİŞİMİ
- Bütün sahil şeritleri kesintisiz biçimde halkın kullanımına açık olmalıdır.
- Otel, site, restoran, marina veya özel işletmeler sahile ulaşımı kapatmamalıdır.
- Sahil boyunca baştan sona kesintisiz bir yaya koridoru oluşturulmalıdır. Bir insan yürüyerek Türkiye’nin tüm sahil şeridini gezebilmelidir.
- Denize ulaşan sokakların ve yolların önü açık tutulmalıdır.
- Sahiller yalnızca ticari işletmeler için değil, bütün vatandaşlar için planlanmalıdır.
- Engelliler, yaşlılar, çocuk arabaları ve hareket kısıtlılığı bulunan kişiler deniz kenarına kadar rahatça ulaşabilmelidir.
- Halkın geçişini engelleyen duvarlar, çitler ve izinsiz yapılar kaldırılmalıdır.
- Sahil kullanım hakkını açıkça güvence altına alan bir Halkın Sahili Yönetmeliği hazırlanmalıdır.
- Sahile giriş ücretsiz olmalı; vatandaşlardan masa, gölgelik veya manzaradan yararlanma ücreti alınmamalıdır.
- Özel işletmelerin masa ve sandalyelerle kamusal alanı kontrolsüz biçimde işgal etmesi önlenmelidir.
Allah (cc) adaleti emreder: “RABBİM ADALETİ EMRETTİ.” (A’râf 29) ve “ALLAH ADALETİ, İHSANI VE AKRABAYA YARDIM ETMEYİ EMREDER.” (Nahl 90) sahilin herkese eşit ve kesintisiz açık olması, bu adalet emrinin tecellisidir. Bir zümrenin tekeline bırakılan sahil, adaletsizliktir; halkın ortak kullanımına açık olan sahil, adalettir.
Mülk, gerçek sahibi olan Allah’ındır ve kullar arasında adaletle paylaşılmalıdır. Kamusal alanı teller, duvarlar ve çitlerle kuşatarak halkın geçişini engellemek, sosyal adaleti ve insan onurunu hedef alan bir gasptır. İnsanların en temel sosyalleşme ve nefes alma hakkı, birtakım ticari kârlara ve imtiyazlı azınlıklara kurban edilemez. Kesintisiz erişim, her vatandaşın bu topraklardaki onurlu ve eşit varlığının en temel teminatıdır.
Sahile erişim, bir lütuf değil; her vatandaşın temel hakkıdır. Bu hakkı korumak, insan onuruna sahip çıkmaktır.
2. ÜÇ KADEMELİ SOSYAL TESİS SİSTEMİ
Sahillerde insanların en temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzenli bir hizmet ağı kurulmalıdır. İnsanın en temel ihtiyaçlarını görmek, sadece hizmet değil; insana verilen değerin göstergesidir.
Bunun için üç kademeli bir sistem uygulanabilir.
A. Her 100–150 metrede bir
- Çöp ve geri dönüşüm kutuları
- Sırtlıklı banklar
- Gölgelikli dinlenme alanları
- Ücretsiz içme suyu çeşmesi
- Bisiklet park yerleri
- Acil durum çağrı butonu
- Yönlendirme levhaları
- Gece aydınlatması
- Deniz ve hava durumu bilgisi
- İzmarit kutuları
- Evcil hayvan atık poşeti
- Yaşlı ve engelliler için kısa dinlenme noktaları
Bu küçük hizmet noktaları, insanların temel ihtiyaç için uzun mesafeler yürümesini önler.
B. Her 400–500 metrede bir
- Temiz, modern ve ücretsiz tuvalet
- Lavabo ve el yıkama ünitesi
- Engelli tuvaleti
- Çocuklara uygun tuvalet ve lavabo
- Bebek bakım ve emzirme odası
- Abdest alma alanı
- Sade bir mescit
- Güvenlik ve danışma noktası
- İlk yardım dolabı
- Otomatik kalp şok cihazı
- Su sebili
- Telefon şarj noktası
- Ücretsiz internet hizmeti
- Kayıp eşya teslim noktası
C. Her 750 metre– 1 kilometrede bir
Tam teşekküllü bir Halk Sahili Sosyal Tesisi -kompleks- kurulmalıdır.
Bu tesislerde şunlar bulunmalıdır:
- Kadın, erkek, çocuk ve engelli tuvaletleri
- Temiz lavabolar
- Mescit ve abdesthane
- Bebek bakım ve emzirme odası
- Çok uygun fiyatlı belediye kafesi -zengin menü-
- Mini market veya büfe
- İlk yardım merkezi
- Güvenlik noktası
- Dinlenme salonu
- Çocuk oyun alanı
- Spor alanı
- Duş ve soyunma kabini
- Kayıp çocuk ve aile buluşma noktası
- Kitaplık ve okuma köşesi
- Ücretsiz internet
- Telefon ve cihaz şarj istasyonları
- Yağmurdan ve rüzgârdan korunma alanı
- Bilgilendirme ve danışma masası
Bu tesisler gece de açık, temiz, güvenli ve aydınlık olmalıdır.
Vatandaşa “nasıl daha çok para harcatırız?” düşüncesiyle değil, “nasıl rahat ettirir, duasını ve memnuniyetini kazanırız?” anlayışıyla hizmet verilmelidir.
Peygamberimiz (sav) buyurmuştur: “temizlik, imanın yarısıdır.” (Müslim, taharet, 1) sahillerdeki tuvalet, lavabo, abdesthane ve bebek bakım odaları gibi hizmetler, temizliği ve insan onurunu korumak için birer zorunluluktur. Bir insanın en temel ihtiyacını karşılayamadığı yerde huzur olmaz; huzur olmayan sahil, sadece bir görüntüden ibarettir.
Kulun kula hizmeti, insan onurunun en yüce tecellisidir. İnsanların en doğal ve insani ihtiyaçlarını (su, temizlik, ibadet) görmezden gelmek ya da bunları birer kâr kapısına dönüştürmek kamusal vicdanı yaralar. Sevgili peygamberimiz (sav.) 'insanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olandır' buyurmuştur.
Bu üç kademeli sistem, vatandaşı birer 'müşteri' değil, duası ve memnuniyeti aranan birer 'aziz misafir' olarak gören bir kamu ahlakının gereğidir.
3. TEMİZLİK VE HİJYEN MODELİ
Temizlik, imanın yarısıdır. Sahilimizi temiz tutmak hem doğamıza hem kendi insanımıza saygı göstermektir.
- Tuvaletler ücretsiz veya yalnızca işletme giderini karşılayacak sembolik bir ücretle kullanılmalıdır.
- Tuvalet ve lavabolarda gün boyunca görevli temizlik personeli bulunmalıdır.
- Temizlik saatleri dijital ekranlarda görülebilmelidir.
- Vatandaşlar karekod üzerinden kirlilik, arıza ve eksikleri belediyeye bildirebilmelidir.
- Bebek bezi ve hijyen ürünleri için özel atık kutuları yerleştirilmelidir.
- Evcil hayvan atıkları için poşet ve çöp istasyonları kurulmalıdır.
- Her 100 metrede bir ayrıştırılmış atık ünitesi bulunmalıdır:
- Cam
- Plastik
- Metal
- Kâğıt
- Organik atık
- İzmarit
- Piknik yapılan yoğun alanlarda ek temizlik ekipleri görev yapmalıdır.
- Yağmur suyu kanallarına çöp ve atık karışmasını önleyen filtre sistemleri kurulmalıdır.
- Deniz yüzeyindeki atıklar düzenli olarak toplanmalıdır.
- Temizlik konusunda duyarlı davranan vatandaşları teşvik eden ödüllü uygulamalar geliştirilebilir.
- Sahillerde temizlik yalnızca gece değil, gün içinde kesintisiz sürdürülmelidir.
- Büyük etkinliklerden sonra hızlı müdahale ekipleri görevlendirilmelidir.
Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuştur: “Allah temizdir, temizliği sever.” (Tirmizî) sahillerin temizliği, yalnızca belediyenin değil, oradan yararlanan her vatandaşın sorumluluğudur. Çünkü temizlik, imanın esasıdır. Bir sahili kirleten, orada huzuru bozar; huzuru bozan ise imanından zerre kadar uzaklaşmış demektir.
Temizlik imanın yarısıdır (hadis-i şerif). Doğayı ve yaşam alanlarını temiz tutmak, sadece bir belediyecilik görevi değil; Yaradan’a ve O'nun eserine duyulan saygının nişanesidir. Çevreyi kirletmek ve bu kirliliğe göz yummak, o alanı kullanan bütün canlıların hakkına girmektir. Kesintisiz ve şeffaf bir hijyen modeli, toplum sağlığına ve insan onuruna verilen değerin en açık göstergesidir."
4. MEYVE AĞAÇLARI VE YENİLEBİLİR PEYZAJ
Meyve ağacı dikmenin sadaka-i cariye olması gibi, sahillerimizi ağaçlandırmak da gelecek nesillere bırakacağımız en güzel miras olacaktır.
Sahiller ve uygun kamusal alanlar meyve ağaçlarıyla zenginleştirilmelidir.
Meyve ağacı dikmek aynı zamanda bir sadaka-i cariyedir. Bir çocuk, bir yolcu, bir ihtiyaç sahibi veya bir kuş o ağaçtan faydalandıkça iyiliğin devam etmesi mümkündür.
Dikilebilecek başlıca ağaçlar
- Dut
- İncir
- Elma
- Armut
- Erik
- Kiraz
- Vişne
- İğde
- Nar
- Ayva
- Zeytin
- Badem
- Trabzon hurması
- Kayısı
- Şeftali
- Yeni dünya
Uygulama esasları
- Her bölgenin iklimine ve toprağına uygun türler seçilmelidir.
- Sahillerin yanı sıra apartman bahçeleri, kaldırımlar, parklar, bahçeli ev bölgeleri ve diğer kamusal alanlar da meyve ağaçlarıyla canlandırılmalıdır.
- Her mahallede farklı meyve türlerinin bulunduğu bir Meyve Parkı kurulmalıdır.
- Ülke çapında bir Meyve Ağacı Dikim Seferberliği düzenlenebilir.
- İnsanların meyvelerden ücretsiz yararlanabilmesi için adil ve açık kullanım kuralları hazırlanmalıdır.
- Ağaçların bakımı ve ilaçlanması insan sağlığına uygun biçimde yapılmalıdır.
- Toplanan fazla meyveler ihtiyaç sahiplerine, öğrenci yurtlarına ve aşevlerine ulaştırılmalıdır.
- Her ağacın yanında türü, faydası ve hasat zamanı hakkında bilgi bulunmalıdır.
- Meyvelerin bir kısmı kuşlar ve diğer canlılar için doğaya bırakılmalıdır.
- Çocukların meyveyi dalında görüp tanıyabileceği Meyve Bahçesi Eğitim Alanları kurulmalıdır.
- Hasat dönemlerinde mahalle ve aile şenlikleri düzenlenebilir.
- Meyve ağaçlarının altına gölgeyi değerlendirecek oturma alanları yapılmalıdır.
Peygamberimiz (sav) buyurmuştur: “bir Müslüman bir ağaç diker de ondan insan, hayvan veya kuş yiyecek olursa, kıyamet gününe kadar bu ona sadaka (sevap) olur.” (Buhârî, müslim) meyve ağacı dikmek, nesiller boyu devam eden bir sadakadır.
Allah (cc): “YİYİN İÇİN FAKAT İSRAF ETMEYİN. ÇÜNKÜ ALLAH İSRAF EDENLERİ SEVMEZ.” (A’râf 31) buyurarak, nimetten yararlanmayı ve israftan kaçınmayı emreder. Meyve ağaçları, israfı önleyen, paylaşmayı teşvik eden ve doğaya saygıyı öğreten bir medeniyet projesidir.
Yenilebilir peyzaj anlayışı, beton griliğine karşı doğanın ve bereketin zaferidir. Sahilleri sadece göze hitap eden kuru süs bitkileriyle değil, bereketi paylaşan meyve ağaçlarıyla donatmak; toplumsal bölüşmeyi, sadaka anlayışını ve doğayla olan bağımızı yeniden canlandıracaktır.
5. AĞAÇ ALTI SOHBET VE SOFRA ALANLARI
Ailelerin birlikte oturabildiği, evdeki yemeğini paylaşabildiği alanlar, sahillerimizi gerçek anlamda “halk sahili” yapacaktır.
Sahiller, insanların ailece oturabildiği, evden getirdikleri yiyecekleri paylaşabildiği ve dostlarıyla sohbet edebildiği sıcak buluşma alanlarına dönüşmelidir.
- Uygun ağaçların etrafına sırtlıklı, dairesel oturma yerleri yapılmalıdır.
- Oturma alanlarının önüne veya ortasına sabit yuvarlak masalar konulmalıdır.
- Kullanılan malzeme yağmura, güneşe ve çürümeye dayanıklı olmalıdır.
- Ahşap görünümü istenen alanlarda Accoya gibi dayanıklı malzemeler veya uygun dış mekân ürünleri kullanılabilir.
- Yangın riski bulunan yerlerde yangın geciktirici veya yanmaz malzemeler tercih edilmelidir.
- Ailelerin evlerinden getirdikleri yiyecekleri rahatça tüketebileceği ücretsiz masa alanları kurulmalıdır.
- Masalar birbirine çok yakın olmamalı; aile mahremiyeti ve rahatlığı korunmalıdır.
- Kalabalık aileler için büyük masalar hazırlanmalıdır.
- İki kişilik, 4 kişilik, 6 kişilik ve daha çok kişilik masalar oluşturulmalı ve misafirler sayılarını karşılayan masalara oturmalı. 2 kişi, 4 kişilik masayı işgal etmemeli. Herkes sayısına uyan masaya oturmalı.
- Yaşlılar için kolçaklı, sırtlıklı ve oturup kalkması kolay yüksek banklar bulunmalıdır.
- Sessiz sohbet etmek isteyenler için ayrı dinlenme bölgeleri oluşturulmalıdır.
- Masa ayırma veya ücretlendirme yapılmamalı; herkes geliş sırasına göre yararlanmalıdır.
- Alanlarda mangal yapılmamalı ve ateş yakma kuralları açıkça belirlenmeli; yangın güvenliği korunmalıdır.
Peygamberimiz (sav): “Müslümanların ortak olarak kullandığı şu üç şeyde ortaktırlar: su, otlak ve ateş.” (Ebû Dâvûd) hadisi, kamusal alanların herkese açık ve ortak olduğunu hatırlatır. Ağaç altı sohbet alanları, insanların bir arada huzur içinde zaman geçirebileceği, sofralarını paylaşabileceği ortak yaşam mekânlarıdır. Burada ayırımcılık değil, paylaşma esas alınmalıdır.
Toplumu ayakta tutan en büyük direk, aile ve dostluk bağlarıdır. Huzur içinde edilen bir sohbet, bir kap yemeğin paylaşıldığı bir sofra, insanları birbirine yakınlaştırır. Ticari alanların baskısı olmadan, vatandaşların kendi rızıklarını dostlarıyla paylaşabileceği bu ücretsiz alanlar, yalnızlaşan modern insana birer gönül sığınağı ve sosyal dayanışma meydanıdır.
6. DOĞAL SAHİL VE BETONLAŞMAMA İLKESİ
Betonlaşma, sadece doğayı değil; insanın ruhunu da daraltır. Doğal sahil hem göze hem kalbe huzur verir.
- Sahil çizgisinde yeni konutlara ve yoğun ticari yapılara izin verilmemelidir.
- Doğal kıyı yapısı -en az 300 metre- korunmalıdır.
- Büyük beton kütleler ve manzarayı kapatan yapılar yapılmamalıdır.
- Yeni sosyal tesisler hafif, yatay, sökülebilir ve çevre dostu olmalıdır.
- Deniz manzarasını kapatan yapılar sınırlandırılmalıdır.
- Kıyı erozyonuna karşı mümkün olduğunca doğa temelli çözümler uygulanmalıdır.
- Kumluk, sazlık, kayalık ve sulak alanlar korunmalıdır.
- Sahil boyunca gölge sağlayan ağaç koridorları oluşturulmalıdır.
- Çok su isteyen çimler yerine iklime uygun, az su tüketen bitkiler kullanılmalıdır.
- Deniz canlılarının üreme dönemlerinde bazı alanlara geçici sınırlamalar getirilebilir.
- Yapılacak her projenin çevresel etkisi kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
- Doğaya zarar veren dolgu ve kıyı müdahaleleri yalnızca zorunlu hâllerde ve bilimsel değerlendirmelerle yapılmalıdır.
Allah (cc): “GÖRMÜYOR MUSUN Kİ, GÖKLERDE OLANLAR, YERDE OLANLAR, GÜNEŞ, AY VE YILDIZLAR, DAĞLAR, AĞAÇLAR, YERYÜZÜNDE HAREKET EDEN BÜTÜN CANLILAR … ALLAH’A SECDE EDERLER.” (Hac 18) bu ayet, doğadaki her unsurun Allah’a ibadet ettiğini gösterir. Doğayı tahrip etmek, bu secdeyi bozmak; korumak ise ona saygı duymaktır. Betonlaşma, doğanın dilini kesmektir; doğal sahil ise o dili yaşatmaktır.
A’raf suresi 56. Ayette buyurulur: 'DÜZELTİLDİKTEN SONRA YERYÜZÜNDE BOZGUNCULUK YAPMAYIN.' doğanın kendi has dengesine, kıyının kumluğuna, kuşun yuvasına yapılan her acımasız müdahale, yeryüzünde bir bozgunculuktur. Betonun soğukluğuna karşı doğal koridorları savunmak, gelecek nesillerin doğal yaşam hakkına duyulan sadakattir.
7. GÜVENLİ SAHİL MODELİ
Güven, sadece kamera ve polisle değil; insanın insana olan güveniyle sağlanır.
- Sahillerde yeterli sayıda eğitimli güvenlik görevlisi bulunmalıdır.
- Polis, zabıta ve güvenlik personeli vatandaşa karşı güler yüzlü, yardımcı ve ulaşılabilir olmalıdır.
- Sahilde polis görmek korkuyu değil, huzuru ve güveni çağrıştırmalıdır.
- Devriye ekipleri yankesicilik, taciz, kavga, hırsızlık ve asayiş olaylarına karşı düzenli görev yapmalıdır.
- Güvenlik personeli şu konularda eğitimli olmalıdır:
- Kayıp çocuk
- Taciz vakaları
- Yankesicilik
- İlk yardım
- Boğulma olayları
- Engelli bireylere yardım
- Kalabalık yönetimi
- Afet ve tahliye
- Kör noktalar iyi aydınlatılmalıdır.
- Acil yardım butonları kurulmalıdır.
- Çocukların başvurabileceği renkli ve kolay görünen güven noktaları oluşturulmalıdır.
- Sahil devriyeleri bisiklet veya elektrikli araçlarla hizmet vermelidir.
- Yüzme ve su sporlarının yoğun olduğu yerlerde cankurtaran bulunmalıdır.
- Kamera sistemleri yalnızca güvenlik amacıyla ve özel hayatın gizliliğine uygun biçimde kullanılmalıdır.
- Kadınların, çocukların ve yaşlıların gece saatlerinde de kendilerini güvende hissedebileceği bir ortam oluşturulmalıdır.
Peygamberimiz (sav) buyurmuştur: “kim bir Müslümanı dünya sıkıntılarından bir sıkıntıdan kurtarırsa, Allah da o kimsenin kıyamet sıkıntılarından bir sıkıntısını giderir.” (Müslim, birr, 17) sahilde güvenliği sağlamak, insanları korku ve endişeden kurtarmak, bu mübarek hadisin gereğidir. Güvenli bir ortam, insanların huzurla zaman geçirmesinin ve Allah’ın nimetlerinden huzurla faydalanmasının temelidir.
Korkudan arınmış, emin bir şehir ve yaşam alanı inşa etmek, kamusal yönetimin en temel borcudur. Güvenlik görevlisinin yüzündeki tebessüm ve şefkat, devletin vatandaşına olan merhametinin yansımasıdır. Kadınların, çocukların ve yaşlıların gece bile huzurla adım atabildiği sahiller, bir toplumun gelişmişlik ve ahlak seviyesinin en doğru aynasıdır.
8. ÇOCUK DOSTU SAHİL
Çocuklarımızın mutlu oynayabildiği sahiller, geleceğimizin ne kadar güzel olacağının en önemli göstergesidir.
Çocuk tuvalete gitmek istediğinde, anne bebeğinin bezini değiştirmeye ihtiyaç duyduğunda veya çocuk elini yıkamak istediğinde çaresiz kalmamalıdır.
- Her sosyal tesisin yanında çocuk oyun parkı bulunmalıdır.
- Oyun alanları yaş gruplarına göre ayrılmalıdır.
- Doğal malzemelerden macera parkurları yapılmalıdır.
- Güvenli su oyun alanları kurulmalıdır.
- Kum ve keşif bahçeleri hazırlanmalıdır.
- Çocuklara özel bisiklet eğitim parkurları yapılmalıdır.
- Meyve ağaçlarını ve deniz canlılarını tanıtan eğitim yolları oluşturulmalıdır.
- Çocuklara uygun küçük tuvaletler ve alçak lavabolar bulunmalıdır.
- Ebeveynler için gölgelikli oturma alanları yapılmalıdır.
- Oyun alanlarında güvenli zemin kullanılmalıdır.
- Ücretsiz açık hava etkinlikleri düzenlenmelidir:
- Masal saatleri
- Resim çalışmaları
- Uçurtma etkinlikleri
- Doğa gözlemleri
- Bilim atölyeleri
- Çevre temizliği eğitimleri
- Deniz canlılarını tanıma programları
- Çocukların kaybolmasını önleyecek bileklik ve buluşma noktası sistemi geliştirilebilir.
- Kafe ve restoranlara gitme imkânı bulunmayan ailelerin çocukları, ücretsiz ve kaliteli sahil imkânlarından mahrum bırakılmamalıdır.
Peygamberimiz (sav): “çocuklarınıza ikram edin ve onları güzel yetiştirin.” (İbn Mâce) buyurmuştur. Çocuk dostu sahiller, çocuklara hem oyun hem öğrenme hem de doğayla buluşma imkânı sunar. Bir çocuğun gülümsemesi, en büyük sahil güzelliğidir. Sahiller, çocukların hayal dünyasına dokunmalı, onlara güvenli ve neşeli bir ortam sunmalıdır.
Çocuklar geleceğimizin ve yüreklerimizin meyveleridir. Onların doğayla, kumsalla ve mavilikle buluşarak büyümesi en doğal haklarıdır. Ekonomik yetersizlikler yüzünden hiçbir çocuk sahilin neşesinden, spordan ve sanattan mahrum kalmamalıdır. Çocuk dostu sahil, bir toplumun yarınlarına yaptığı en büyük ve anlamlı yatırımdır.
9. GENÇLİK VE SPOR ALANLARI
- Kesintisiz yürüyüş ve koşu yolları yapılmalıdır.
- Bisiklet yolu yaya yolundan fiziksel olarak ayrılmalıdır.
- Açık hava spor aletleri yerleştirilmelidir.
- Basketbol, voleybol ve mini futbol alanları kurulmalıdır.
- Kaykay ve paten parkları yapılmalıdır.
- Masa tenisi ve satranç masaları konulmalıdır.
- Yoga, pilates ve toplu egzersiz alanları oluşturulmalıdır.
- Akıllı spor sistemleriyle süre ve performans ölçümü yapılabilir.
- Gençlerin ücretsiz ders çalışabileceği, internete bağlanabileceği açık ve kapalı çalışma alanları kurulmalıdır.
- Küçük açık hava sahneleri genç müzisyenlere ve sanatçılara tahsis edilmelidir.
- Gençlere yönelik turnuvalar ve spor şenlikleri düzenlenmelidir.
- Spor alanları ücretsiz ve randevusuz kullanılabilmelidir.
Peygamberimiz (sav): “güçlü mümin, zayıf müminden daha hayırlı ve Allah katında daha sevimlidir.” (Müslim) buyurarak, fizikî ve zihnî gücün önemine dikkat çeker. Sahillerdeki spor alanları, gençlerin bedenlerini güçlendirmesine, sağlıklı yaşamasına ve enerjilerini olumlu yönde kullanmasına vesile olur. Gençlere sunulan her spor imkânı, toplumun geleceğine yapılan bir yatırımdır.
10. YAŞLI VE ENGELLİ DOSTU SAHİL
- Bütün yollar engelsiz olmalıdır.
- Rampalar uygun eğimde yapılmalıdır.
- Görme engelliler için hissedilebilir yüzeyler kullanılmalıdır.
- Sesli yönlendirme sistemleri kurulmalıdır.
- Tekerlekli sandalyeyle denize ulaşmayı sağlayan erişilebilir iskeleler yapılmalıdır.
- Deniz tekerlekli sandalyeleri temin edilmelidir.
- Her 100–150 metrede dinlenme bankı bulunmalıdır.
- Bankların bir kısmı sırtlıklı ve kolçaklı olmalıdır.
- Yaşlılar için tansiyon ölçümü ve sağlık danışma noktaları kurulabilir.
- İşitme engelliler için görsel acil uyarı sistemleri kullanılmalıdır.
- Erişilebilirlik denetimleri engelli dernekleriyle birlikte yapılmalıdır.
- Yaşlı ve engelliler için ücretsiz sahil ring araçları çalıştırılmalıdır.
- Tuvalet, mescit, kafe ve sosyal alanların tamamı engelsiz olmalıdır.
Allah (cc) Kur’an’da: “ZORLUĞUN YANINDA BİR KOLAYLIK VARDIR.” (İnşirah 5-6) müjdesiyle, her zorluğun kolaylaştırılmasını murat eder. Engelli ve yaşlı bireylerin sahilden rahatça faydalanabilmesi, bu kolaylığın bir gereğidir. Onların erişimini kolaylaştırmak, Allah’ın rahmetine ortak olmak, insan onuruna saygıdır.
Güçsüze, engelliye ve yaşlıya kapılarını kapatan bir toplum, vicdanen felç olmuştur. 'Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimizin hakkını tanımayan bizden değildir' buyuran bir peygamberin (sav.) ümmeti olarak; sahilleri engelli ve yaşlı vatandaşlarımızın denize dokunabileceği şekilde tasarlamak bir lütuf değil, geç gelmiş bir adalet borcudur.
11. İBADET VE MANEVİ DİNLENME ALANLARI
- Belirli aralıklarla temiz, sade ve erişilebilir mescitler yapılmalıdır.
- Kadınlar ve erkekler için uygun ibadet alanları hazırlanmalıdır.
- Abdesthaneler temiz, güvenli ve engelli kullanımına uygun olmalıdır.
- İbadet yerleri gösterişli değil; huzurlu, sade ve işlevsel olmalıdır.
- Yaşlıların namaz kılabileceği sandalye ve yardımcı ekipmanlar bulunmalıdır.
- Sahilde gürültüden uzak, sessiz düşünme ve dinlenme köşeleri oluşturulmalıdır.
- Kamusal düzen bütün insanların inançlarına ve hayat tarzlarına saygılı biçimde korunmalıdır.
Allah (cc): “MESCİTLER ŞÜPHESİZ ALLAH’INDIR.” (Cin 18) buyurur. Sahillerdeki mescitler, insanların denizin ve doğanın huzuruyla birlikte Rabblerine yöneldikleri, maneviyatlarını tazeledikleri mekânlar olmalıdır. Bir insanın namazını sahilde kılabilmesi, o mekânın ruhuna ruh katar.
GÖKLERİN VE YERİN YARATILIŞINDA, GECE İLE GÜNDÜZÜN BİRİBİRİ ARDINCA GELİŞİNDE SELİM AKIL SAHİPLERİ İÇİN DELİLLER VARDIR. ONLAR AYAKTAYKEN, OTURURKEN VE YANLARI ÜZERİNE YATMIŞKEN ALLAH'I ANARLAR..." (Al-i imran suresi, 190-191. Ayetler). Denizin ve gökyüzünün azametini seyreden bir insanın ruhunda uyanan kulluk ve şükür hissi, en doğal şekilde tertemiz bir mescitle taçlanmalıdır. İbadet alanlarının sahilde varlığı, doğal yaşam ile manevi yaşamın muhteşem bir uyumudur."
12. UYGUN FİYATLI HALK KAFELERİ
- Sahiller yalnızca pahalı özel işletmelere bırakılmamalıdır.
- Belediye veya kooperatif işletmeli, halk kafeleri kurulmalıdır.
- Çay, su, çorba, simit, tost ve temel yiyecekler çok uygun fiyatla satılmalıdır.
- İçme suyu vatandaşlara ücretsiz sunulmalıdır.
- Fiyatlar herkesin görebileceği biçimde ilan edilmelidir.
- Fahiş fiyat uygulanmasına asla izin verilmemelidir.
- Yerel üreticilerin ürünlerine öncelik verilmelidir.
- Gün sonunda kalan uygun ürünler sosyal yardım kuruluşlarına ulaştırılabilir.
- İnsanlar hiçbir şey SATIN ALMADAN tesislerin açık oturma alanlarında bulunabilmelidir.
- Kafeler deniz manzarasını kapatmamalıdır.
- İşletmelerin amacı vatandaşı mümkün olduğunca fazla harcamaya zorlamak değil, kaliteli ve makul hizmet sunmak olmalıdır.
- Halkın alım gücünü gözeten bir fiyat politikası uygulanmalıdır.
Allah (cc): “ONLAR, HARCADIKLARINDA NE İSRAF NE DE CİMRİLİK EDENLERDİR; HARCAMALARI BU İKİSİ ARASINDA DENGELİ BİR HARCAMADIR.” (Furkan 67) buyurarak dengeli bir ekonomik anlayışı tavsiye eder. Halk kafeleri, her kesimden insanın bütçesine uygun, adil ve dengeli bir hizmet sunar. Burada amaç kâr değil, insana hizmet ve halkın memnuniyetidir.
Kazancın en temizi, alın teri ve adaletli ticaretle olanıdır. Sahillerde vatandaşı fahiş fiyatlarla sıkıştırmak, kamusal alanı adeta bir rant tuzağına dönüştürmektir. Herkesin bir bardak çayı huzurla içebileceği, cebindeki paradan utanmadan oturabileceği halk kafeleri, sosyal devlet ve belediyecilik anlayışının vicdani sınavıdır."
13. KÜLTÜR, SANAT VE SOSYAL YAŞAM
- Açık hava sinemaları kurulmalıdır.
- Küçük konser ve tiyatro sahneleri yapılmalıdır.
- Yerel sanatçılar için sergi alanları ve açık hava galerileri oluşturulmalıdır.
- Şair, yazar ve müzisyen buluşmaları düzenlenmelidir.
- El sanatları pazarları kurulmalıdır.
- Sokak sanatçılarına, belirli sanatsal sahneli performans alanları ayrılmalıdır.
- Yerel tarih ve deniz kültürü anlatılmalıdır.
- Sahil boyunca tarihî olayları ve önemli kişileri anlatan bilgi panoları konulmalıdır.
- Kitap değişim dolapları kurulmalıdır.
- Eski kitapları bırakma kitaplıkları uygun yerlere konuşlandırılmalıdır.
- Sessiz okuma bahçeleri hazırlanmalıdır.
- Çocuk ve gençler için sanat atölyeleri düzenlenmelidir.
- Etkinlikler vatandaşın dinlenme hakkını bozmayacak saat ve alanlarda yapılmalıdır.
Kur’an-ı Kerim’de: “SÖYLENENLERİ DİNLEYİP DE EN GÜZELİNE UYANLARI MÜJDELE!” (Zümer 18) buyurulur. Sanat, kültür ve edebiyat, insanın güzel olana yönelmesini, zihnini ve gönlünü beslemesini sağlar. Sahillerdeki kültür ve sanat alanları, insanların yalnızca bedenlerini değil, ruhlarını da dinlendirdiği mekânlar olmalıdır.
14. AKILLI SAHİL TEKNOLOJİLERİ
- Akıllı çöp kutuları doluluk oranını belediyeye bildirmelidir.
- Dijital bilgi ekranlarında şu bilgiler yer almalıdır:
- Hava durumu
- Deniz suyu sıcaklığı
- Dalga yüksekliği
- Rüzgâr durumu
- Deniz kirliliği
- Etkinlik programı
- Toplu taşıma saatleri
- Acil durum duyuruları
- Güneş enerjili şarj bankları kurulmalıdır.
- Ücretsiz ve güvenli internet sağlanmalıdır.
- Deniz yüzeyindeki atıkları toplayan robot sistemleri kullanılabilir.
- Deniz suyu kalitesi sensörlerle takip edilmelidir.
- Arıza ve eksikler mobil uygulama üzerinden bildirilebilmelidir.
- Sahilin yoğunluk durumu uygulama üzerinden görülebilmelidir.
- Sanal gerçeklik uygulamalarıyla deniz altı yaşamı tanıtılabilir.
- Kayıp çocuk olaylarında hızlı iletişim sağlayan bir sistem kurulmalıdır.
- Akıllı aydınlatma sistemleri, insan yoğunluğuna göre enerji tasarrufu sağlamalıdır.
Allah (cc) insana akıl ve bilgi nimeti vermiştir. Teknoloji, insanın hizmetinde kullanıldığında nimet, insanı esir aldığında zarar verir. Akıllı sahil teknolojileri, insanların konforunu artırmak, güvenliğini sağlamak ve doğayı korumak için kullanılmalıdır. Teknoloji, insanı unutturmamalı; insana hizmet etmelidir.
15. EKOLOJİK VE ENERJİ VERİMLİ SAHİL
- Sosyal tesislerin çatılarında güneş panelleri kullanılmalıdır.
- Yağmur suyu toplanmalıdır.
- Toplanan su, peyzaj sulamasında kullanılmalıdır.
- Uygun şekilde arıtılan gri su tuvalet rezervuarlarında değerlendirilebilir.
- Aydınlatmada düşük enerji tüketen sistemler kullanılmalıdır.
- Gereksiz ışık kirliliği azaltılmalıdır.
- Deniz kuşları ve yaban hayatı için koruma bölgeleri oluşturulmalıdır.
- Yerel ve kuraklığa dayanıklı bitkiler tercih edilmelidir.
- Organik atıklardan kompost üretilebilir.
- Tek kullanımlık plastik ürünler azaltılmalıdır.
- Sosyal tesislerde geri dönüşümlü ve çevre dostu malzemeler kullanılmalıdır.
Allah (cc): “İSRAF EDENLERİ SEVMEM.” (A’râf 31) buyurarak, kaynakları verimli kullanmayı emreder. Ekolojik sahil anlayışı, israfı önlemek, doğayı korumak ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak demektir. Güneş, rüzgâr ve yağmur gibi doğal kaynakları kullanmak, Allah’ın verdiği nimetlere saygıdır.
16. ÇEVRECİ ULAŞIM SİSTEMİ
- Sahil boyunca kesintisiz bisiklet yolu yapılmalıdır.
- Elektrikli mini otobüsler ve ring araçları çalıştırılmalıdır.
- Yaşlı ve engelliler için ücretsiz ulaşım sağlanmalıdır.
- Elektrikli araç şarj istasyonları kurulmalıdır.
- Bisiklet kiralama noktaları yaygınlaştırılmalıdır.
- Toplu taşıma duraklarından sahile güvenli yaya bağlantıları yapılmalıdır.
- Büyük otoparklar kıyının gerisinde planlanmalıdır.
- Sahil içinde özel motorlu araç kullanımı sınırlandırılmalıdır.
- Acil durum ve hizmet araçları için ayrı geçiş koridorları bırakılmalıdır.
- Deniz ulaşımıyla kara ulaşımı bütünleştirilmelidir.
- Yaya, bisikletli ve elektrikli araç güzergâhları birbirinden güvenli şekilde ayrılmalıdır.
Peygamberimiz (sav) binmek ve bindirmek konusunda: “binmek, bindirmek, hayvanın sırtına yüklemek ve hayvana iyi davranmak sadakadır.” (Müslim) buyurarak, ulaşımda kullanılan araçlara ve çevreye karşı sorumluluğu hatırlatır. Çevreci ulaşım hem insan sağlığını hem doğayı korur. Sahillerde yaya ve bisiklet öncelikli ulaşım, huzurun ve sağlığın anahtarıdır.
Gelecek teknolojiyle şekillenirken, teknolojiyi doğanın ve insanın hizmetine doğru sunmak bir zorunluluktur. Güneşten alınan enerji, geri dönüştürülen yağmur suyu ve akıllı sistemler; yaratılıştaki o muazzam 'mizan'ı (dengeyi) koruma gayretidir. Teknoloji, doğayı sömürmek için değil, ona hürmet, hizmet etmek için bir vesile kılınmalıdır."
17. HAYVAN DOSTU SAHİL
- Evcil hayvanlar için belirlenmiş gezinti alanları oluşturulmalıdır.
- Su kapları ve gölgelikler konulmalıdır.
- Hayvan atığı poşetleri ücretsiz verilmelidir.
- Bazı plajlar belirli saatlerde evcil hayvan kullanımına açılabilir.
- Sokak hayvanları için kontrollü beslenme noktaları kurulmalıdır.
- Mobil veteriner hizmeti sağlanabilir.
- Kuş yuvaları ve böcek otelleri yapılabilir.
- Doğal yaşam bölgeleri aşırı insan yoğunluğundan korunmalıdır.
- Hayvanların gelişigüzel beslenmesi yerine düzenli ve temiz besleme sistemi kurulmalıdır.
Peygamberimiz (sav): “her canlıya yapılan iyilik bir sadakadır.” (Buhârî, müslim) buyurmuştur. Sahiller sadece insanların değil, hayvanların da yaşam alanıdır. Bir kuşun su içebildiği, bir kedinin gölgelenebildiği sahiller, rahmetin ve merhametin tecelli ettiği mekânlardır. Hayvanlara gösterilen her iyilik, Allah katında karşılık bulur.
Yeryüzündekilerden sadece insanlar değil, bütün canlılar Allah’ın birer ayeti ve sessiz kullarıdır. Hz. Peygamber (sav.) bir köpeğe su verdiği için bağışlanan bir kişinin kıssasını anlatarak merhametin sınırsızlığını bize öğretmiştir. Sahillerde kuşların, sokak hayvanlarının ve doğanın diğer canlılarının da yaşam hakkını gözetmek, kamusal alana vicdani ve kalbi bir dokunuştur.
18. SAHİL EKONOMİSİ VE İSTİHDAM
- Sosyal tesisler yerel halka iş imkânı sağlamalıdır.
- Gençlere yaz döneminde çalışma fırsatı verilmelidir.
- Kadın kooperatiflerine satış alanları ayrılmalıdır.
- Yerel üretici pazarları kurulmalıdır.
- Balıkçılar için düzenli ve hijyenik satış noktaları oluşturulmalıdır.
- Yerel sanatçı ve zanaatkârlar desteklenmelidir.
- İşletmelerin gelirlerinin bir bölümü sahilin bakımına ayrılmalıdır.
- Fiyat ve hizmet standartları belediye tarafından denetlenmelidir.
- Ticari işletmeler kamusal alanı kontrolsüz şekilde işgal etmemelidir.
- Sahil işletmelerinde bölge halkının istihdamına öncelik verilmelidir.
- Halk tesisleri hem belediyeye gelir sağlamalı hem de vatandaşın bütçesini zorlamamalıdır.
- Sahil hizmetleri, doğru yönetildiğinde hem istihdam hem mutluluk hem de belediye geliri oluşturabilir.
Allah (cc): “İNSAN İÇİN ANCAK ÇALIŞMASININ KARŞILIĞI VARDIR.” (Necm 39) buyurarak, emeğin kutsallığını ve karşılığını hatırlatır. Sahil ekonomisi, yerel halka iş imkânı sunarak hem ekonomiyi canlandırır hem de insanların onurlu bir geçim sağlamasına vesile olur. Burada esas olan, insanın emeğine saygıdır
19. AFET VE ACİL DURUM HAZIRLIĞI
- Sahiller gerektiğinde afet toplanma alanı olarak kullanılmalıdır.
- Acil su depoları bulunmalıdır.
- Güneş enerjili haberleşme noktaları kurulmalıdır.
- İlk yardım ve afet dolapları yerleştirilmelidir.
- Tahliye güzergâhları açıkça işaretlenmelidir.
- Deniz taşkını ve tsunami riski bulunan yerlerde erken uyarı sistemleri kurulmalıdır.
- Mobil mutfak ve sağlık araçları için uygun alanlar ayrılmalıdır.
- Görevli personel düzenli afet eğitimi almalıdır.
- Acil durumlarda kullanılacak toplanma ve aile buluşma noktaları belirlenmelidir.
- Halkın kolay anlayabileceği afet bilgilendirme panoları yerleştirilmelidir.
Allah (cc): “SABREDENLERİ MÜJDELE! BAŞLARINA BİR MÜSİBET GELDİĞİNDE, ‘BİZ ALLAH’IN KULLARIYIZ VE ONA DÖNECEĞİZ’ DERLER.” (Bakara 155-156) buyurarak, afet ve musibet anında sabrı ve teslimiyeti öğütler. Sahillerin afet hazırlığı, can kaybını önlemek ve insanları korumak için bir zorunluluktur. Hazırlık, sabrın ve aklın gereğidir.
20. SESSİZLİK VE GÜRÜLTÜ DENGESİ
- Sahilin tamamı eğlence ve yüksek ses alanına dönüştürülmemelidir.
- Canlı müzik ve etkinlik bölgeleri belirli noktalarda toplanmalıdır.
- Sessiz dinlenme alanları oluşturulmalıdır.
- Yüksek sesli müzik için saat sınırı konulmalıdır.
- Ailelerin, çocukların, yaşlıların ve çevrede yaşayanların huzuru korunmalıdır.
- Gürültü seviyeleri sensörlerle ölçülebilir.
- Eğlence hakkıyla, dinlenme hakkı arasında adil bir denge kurulmalıdır.
Allah (cc): “RAHMAN’IN HAS KULLARI, YERYÜZÜNDE TEVAZU İLE YÜRÜRLER. CAHİLLER ONLARA SÖZ ATTIĞINDA, ‘SELÂM’ DERLER.” (Furkân 63) bu ayet, huzur ve sakinliğin önemini vurgular. Sahiller, hayatın koşuşturmasından uzaklaşılan, sessizliğin ve huzurun hâkim olduğu alanlar olmalıdır. Gürültü, huzuru bozar; huzur, sahilin ruhuna ruhtur.
21. SAHİL GÖNÜLLÜLERİ PROGRAMI
- Mahalle sakinlerinden gönüllü sahil ekipleri oluşturulmalıdır.
- Gönüllüler temizlik, çevre eğitimi ve yönlendirme çalışmalarına destek vermelidir.
- Öğrenciler sosyal sorumluluk projelerine katılabilmelidir.
- Ağaç ve çiçek alanları için gönüllü sahiplenme sistemi kurulabilir.
- Gönüllülere temel eğitim ve tanıtıcı kimlik verilmelidir.
- Her yıl Sahiline Sahip Çıkanlar Ödülü düzenlenebilir.
- Sahil gönüllüleri resmî görevlilerin yerine geçmemeli; onlara destek olmalıdır.
Peygamberimiz (sav): “sizin en hayırlınız, insanlara en çok faydalı olanınızdır.” (Sahih câmi) buyurmuştur. Sahil gönüllüleri, kendi yaşam alanlarına sahip çıkan, iyiliği yaymak ve çevreyi korumak için gayret eden hayırlı insanlardır. Onların emeği, toplumun ortak bilincini güçlendirir.
22. SAHİLİN DİJİTAL KİMLİĞİ
- Her sahil bölümünün kendine özgü bir adı ve teması olmalıdır.
- Karekodlar aracılığıyla şu bilgilere ulaşılabilmelidir:
- Bölgenin tarihi
- Ağaç ve bitki türleri
- Tuvalet ve sosyal tesis konumları
- Güncel etkinlikler
- Acil iletişim numaraları
- Toplu taşıma bilgileri
- Engelli erişim güzergâhları
- Vatandaşlar temizlik ve bakım çalışmalarını uygulamadan takip edebilmelidir.
- Sahil bütçeleri, harcamaları ve işletme gelirleri şeffaf biçimde açıklanmalıdır.
- Her sahil alanı için çevrim içi memnuniyet ve öneri sistemi kurulmalıdır.
Allah (cc): “SÖYLEDİKLERİNİ DİNLEYİP DE EN GÜZELİNE UYANLARI MÜJDELE!” (Zümer 18) buyurarak, doğru bilgiye ulaşmayı ve en iyiyi seçmeyi öğütler. Sahilin dijital kimliği, vatandaşların doğru bilgiye kolayca ulaşmasını, görüş bildirmesini ve sahile sahip çıkmasını sağlar. Şeffaflık, güvenin temelidir.
23. DÖRT MEVSİM YAŞAYAN SAHİL
Sahiller yalnızca yaz aylarında kullanılan alanlar olmamalıdır.
- Rüzgârdan korunaklı kış bahçeleri yapılmalıdır.
- Yağmurlu günler için üstü kapalı yürüyüş bölümleri oluşturulmalıdır.
- Kış aylarında sıcak çorba ve içecek noktaları açılmalıdır.
- Sonbahar ve kış festivalleri düzenlenmelidir.
- Üstü kapalı spor ve çocuk etkinlik alanları kurulabilir.
- Mevsimlere göre peyzaj ve etkinlik programı hazırlanmalıdır.
- Fırtına ve yoğun yağış günlerinde güvenlik uyarıları yapılmalıdır.
Allah (cc): “GECEYİ, GÜNDÜZÜ, GÜNEŞİ VE AYI SİZİN HİZMETİNİZE VERDİ.” (Nahl 12) buyurarak, zamanın ve mevsimlerin insanın hizmetine sunulduğunu hatırlatır. Dört mevsim yaşayan sahil, Allah’ın zaman hediyesine saygıdır. Her mevsimin kendine has güzelliğinden faydalanmak, hayatı tüm renkleriyle yaşamaktır.
24. SAHİL SAĞLIK ROTASI
- Yürüyüş yollarına mesafe ve kalori bilgileri yazılmalıdır.
- Kalp hastaları ve yaşlılar için dinlenme noktaları sıklaştırılmalıdır.
- Sabah sporları ücretsiz düzenlenmelidir.
- Sağlıklı yaşam danışma günleri yapılmalıdır.
- Tansiyon, şeker ve vücut ölçümü hizmetleri verilebilir.
- Dumansız alanlar oluşturulmalıdır.
- Sigara izmaritlerinin doğaya atılmasını önleyecek özel kutular kurulmalıdır.
- Acil durumlarda ulaşılabilecek sağlık noktaları açıkça gösterilmelidir.
- Yürüyüş rotaları yaş ve sağlık durumuna göre kolay, orta ve uzun olarak sınıflandırılabilir.
Peygamberimiz (sav): “sağlık, tahttan sonraki en büyük nimete sahip olmaktır.” (Buhârî) buyurarak, sağlığın kıymetine dikkat çeker. Sahil sağlık rotaları, insanların beden sağlığını korumasına, hareket etmesine ve sağlıklı yaşamasına vesile olur. Sağlık, en büyük nimetlerden biridir; bu nimeti korumak ise sorumluluktur.
25. YÖNETİM VE DENETİM MODELİ
- Belediyelerde özel bir Sahil Yönetimi Birimi kurulmalıdır.
- Sahiller mahalle sakinleriyle birlikte yönetilmelidir.
- Her sahil bölgesi için kullanıcı kurulu oluşturulmalıdır.
- Yılda en az iki defa halk toplantısı yapılmalıdır.
- Temizlik, güvenlik ve hizmet kalitesi raporları yayınlanmalıdır.
- Vatandaş şikâyetlerine belirli bir süre içinde, en kısa zamanda cevap verilmelidir.
- Özel işletmelerin fiyatları ve alan kullanımları denetlenmelidir.
- Sahilden elde edilen gelirlerin önemli bir bölümü yine sahil bakımına harcanmalıdır.
- Mimari projeler yapılmadan önce halka açık biçimde tanıtılmalıdır.
- Çocukların, gençlerin, kadınların, yaşlıların ve engellilerin görüşleri ayrı ayrı alınmalıdır.
- İşletme ihaleleri ve harcamalar şeffaf olmalıdır.
- Sahil hizmetlerinin performansı her yıl kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
Allah (cc): “ALLAH ADALETİ, İHSANI VE AKRABAYA YARDIM ETMEYİ EMREDER.” (Nahl 90) buyurarak, yönetimde adaleti, ihsanı ve yakınlara gözetimi emreder. Sahil yönetimi, halkın katılımıyla, adaletle ve şeffaflıkla yapılmalıdır. Emanet olan sahiller, emanetin gereği olan adaletle yönetilmelidir.
Adalet, her şeyi layık olduğu yere koymaktır. Şeffaf, katılımcı ve halka hesap veren bir yönetim modeli, kamu malının emin ellerde olduğunun en büyük kanıtıdır. Mahalle sakinlerinin, kadınların ve çocukların da yönetimde söz sahibi olması, ortak yaşam kültürünün ve birlikte yaşama ahlakının en güzel örneğidir.
26. UYGULAMA PLANI
Birinci aşama: Acil insanî ihtiyaçlar
Öncelikle şu eksikler tamamlanmalıdır:
- Tuvalet
- Lavabo
- İçme suyu
- Çöp kutuları
- Aydınlatma
- Güvenlik
- Bebek bakım odası
- Mescit
- Engelli erişimi
- İlk yardım
- Oturma ve gölgelik alanları
İkinci aşama: Sosyal yaşam
- Halk kafeleri
- Çocuk parkları
- Spor alanları
- Meyve ağaçları
- Oturma ve masa alanları
- Bisiklet yolları
- Kültür ve sanat noktaları
- Kitaplıklar
- Gençlik alanları
Üçüncü aşama: Akıllı ve ekolojik sahil
- Güneş enerjisi
- Yağmur suyu toplama
- Deniz temizleme robotları
- Akıllı atık sistemleri
- Dijital bilgi ekranları
- Deniz suyu kalitesi takibi
- Çevreci ulaşım
- Afet altyapısı
Dördüncü aşama: Sürekli denetim
- Halk memnuniyeti ölçümü
- Bağımsız temizlik denetimi
- Güvenlik raporları
- Bütçe şeffaflığı
- Ekolojik durum ölçümü
- Yıllık gelişim raporu
- Vatandaş önerilerinin takip edilmesi
Peygamberimiz (sav): “iyi işlerde acele edin.” (Müslim, feyz, 40) buyurmuştur. Uygulama planı, acil ihtiyaçlardan başlayarak adım adım, sabırla ve kararlılıkla hayata geçirilmelidir. Her aşama, bir öncekinin üzerine inşa edilmeli; uzun vadeli hedefler göz ardı edilmemelidir. İyi niyet, planla buluştuğunda zafere dönüşür.
KONSEPTİN ÖZETİ
Yeni nesil halk sahili;
- Halka açık,
- Ücretsiz,
- Temiz,
- Güvenli,
- Engelli dostu,
- Çocuk dostu,
- Yaşlı dostu,
- Kadın dostu,
- Hayvan dostu,
- Yeşil,
- Meyve ağaçlarıyla zengin,
- Betonlaşmadan korunmuş,
- Teknolojiyle desteklenmiş,
- Dört mevsim yaşayan,
- Uygun fiyatlı,
- Kültür ve sanatla bütünleşmiş,
- Doğayı koruyan,
- İnsan onuruna yakışır
Bir ortak yaşam alanı olmalıdır.
Allah (cc): “İYİLİK YAPIN Kİ KURTULUŞA ERESİNİZ.” (Hac 77) buyurarak, iyiliği ve güzelliği teşvik eder. Yeni nesil halk sahili konsepti, insan onuruna yakışan, doğayla uyumlu, herkese hitap eden bir iyilik projesidir. Bu proje, sadece fizikî bir düzenleme değil; toplumun ortak vicdanına, merhametine ve adalet anlayışına yapılan bir çağrıdır.
Hülâsa-i Kelâm
Sahiller, insanların yalnızca denizi seyrettiği yerler değildir.
Sahiller;
- İnsanların nefes aldığı,
- Günün yorgunluğunu attığı,
- Çocuklarıyla vakit geçirdiği,
- Dostlarıyla sohbet ettiği,
- İbadetini yaptığı,
- Spor yaptığı,
- Kitap okuduğu,
- Doğayla buluştuğu,
- Kendisini değerli ve huzurlu hissettiği,
- Dinlendiği,
Ortak yaşam alanlarıdır.
Bir sahilin gerçek güzelliği, yalnızca denizin maviliğiyle gökyüzünün rengi veya gün batımının ihtişamıyla ölçülmez.
Gerçek güzellik; orada yaşayan insanların huzuru, temizliği, güvenliği, onuru ve mutluluğuyla ölçülür.
Sahillerimizi rant değil, huzur alanı yapalım.
Sahilde aydınlatma yapmak güzeldir. Yürüyüş yolları yapmak da önemlidir. Fakat ışığın yanında temiz tuvalet, içme suyu, mescit, çocuk parkı, güvenlik, gölgelik ve uygun fiyatlı hizmetler de bulunmalıdır.
İnsanların akın akın geldiği bir yerde en temel ihtiyaçları görmezden gelmek, yalnızca hizmet eksikliği değil; insanı unutmak demektir.
Biz hizmet dilenmiyoruz. Halk olarak hakkımızı istiyoruz.
Sahiller rantın değil, huzurun; birkaç işletmenin değil, bütün milletin yaşam alanı olmalıdır.
Peygamberimiz (sav): “insanlara merhamet etmeyene, Allah merhamet etmez.” (Buhârî, müslim) bu hadis, sahil hizmetlerinin özünü oluşturur. İnsana merhamet, onun temel ihtiyaçlarını görmek, onurunu korumak ve huzurunu sağlamaktır. Sahiller, bu merhametin en güzel sergilendiği mekânlar olmalıdır. Çünkü merhamet, imanın ta kendisidir.
Allah (cc): “ALLAH’IN NİMETLERİNİ SAYMAYA KALKSANIZ SAYAMAZSINIZ.” (Nahl 18) buyurarak, bize verilen nimetlerin sınırsızlığını hatırlatır. Sahiller de bu nimetlerden biridir. Onu korumak, güzelleştirmek ve herkese açık tutmak, bu nimete karşı şükrümüzün bir ifadesidir. Şükür, sadece dil ile değil; amel ile, hizmet ile, korumak ve paylaşmak ile olan bir eylemdir. Sahillerimiz, bu şükrün en güzel mekânları olsun. Âmin.
İLGİLİ MAKALELER
- Sahillerimiz Gülüyor Ama Halk Ağlıyor
https://www.pendikgazetesi.com.tr/sahillerimiz-guluyor-ama-halk-agliyor_29555m.html - Güzel Şehirler İçin
https://www.pendikgazetesi.com.tr/guzel-sehirler-icin_28023m.html - Sahiller
https://www.pendikgazetesi.com.tr/sahiller_28033m.html - Oku: Güçlü Devlet, Mutlu Millet İçin
https://www.pendikgazetesi.com.tr/makale/oku-guclu-devlet-mutlu-millet-icin_32511/
Unutmayın ki,
Önyargısız, samimi bir yürekle sorgularsanız…
Gerçek size hikmet olarak sunulur.
erolyazıcı / ABBEYT ♥️Hakikat Yolunda Bir Yolcu
10.07.2026, cuma
Siz ne düşünüyorsunuz?
Fikrinizi bizimle paylaşın,
Yorumlarınız başka gönüllere ışık olsun.
Bu yolculukta sizlere rehberlik edecek olan,
Kalbinizin sesi ve aklınızın ışığıdır.
Teşekkürler, sevgiler, saygılar…
Yorumlarınızı aşağıya bekliyoruz.

