
… yazıyorum, çünkü …
Zaman, imkân ve dikkat çoğu zaman insana yetmez.
Sohbet sırasında anlatmak istediklerimizi yeterince açıklayamadan konu dağılır; sözümüz kesilir veya asıl maksadımız başka yönlere çekilir. Bazen dinlenmez, bazen yanlış anlaşılır, bazen de gereksiz tartışmaların içinde kayboluruz. Söylemek istediklerimizi tam olarak söyleyemediğimiz için içimizde bir ukde kalır.
İşte bu yüzden yazıyorum.
Çünkü yazı; söze göre daha açık, daha düzenli, daha özlü ve daha kalıcıdır. Yazarken düşüncelerimi toparlayabilir, meramımı en doğru ve anlaşılır biçimde ifade edebilir, yanlış anlaşılma ihtimalini azaltabilirim.
Söz aceleye gelebilir; yazı ise insana düşünmek için zaman tanır. Duygularımı, düşüncelerimi ve söylemek istediklerimi sükûnetle gözden geçirmeme imkân verir. Böylece öfke, heyecan veya üzüntüyle söylenip sonradan pişman olunabilecek sözlerin önüne geçebilirim.
Yazıyorum; çünkü yazmak, zihnimdeki dağınıklığı düzene sokmanın ve içimdeki karmaşayı kelimelerle ehlileştirmenin bir yoludur. Söze dökülmeyen düşünce bulanık su gibidir; yazıya döküldükçe berraklaşır, netleşir ve gerçek anlamına kavuşur.
Yazarken yalnızca düşündüklerimi anlatmam; aslında ne düşündüğümü ben de daha iyi anlarım. Kendimi tanır, düşüncelerimi sorgular, geçmişteki hatalarımı ve değişen kanaatlerimi görürüm. Bu yönüyle yazmak, benim için bir özeleştiri, gelişme ve olgunlaşma yolculuğudur.
Bazen de içimdeki düğümleri çözmek, acılarımı hafifletmek ve kelimelerle şifa bulmak için yazarım. Yazı, insanın kendisiyle konuşmasıdır. Bir bakıma kendime yazar, size okurum.
Yazıyorum; çünkü bilgi, haber, öğüt ve tecrübeyi aktarmanın en berrak yollarından biri yazıdır. Okuyan kişi yazıya kendi zamanında dönebilir; kendi hızında okuyabilir, düşünebilir ve gerektiğinde tekrar inceleyebilir. Böylece fikirler kaybolmaz, ayrıntılar unutulmaz ve anlatılmak istenenler daha sağlıklı biçimde paylaşılır.
Yazı, aynı zamanda ortak bir hafıza, kişisel bir arşiv ve geleceğe bırakılan bir belgedir. “Bu konuda ne düşünmüştüm ne söylemiştim?” sorusunun cevabını muhafaza eder. Gördüklerime ve yaşadıklarıma şahitlik etmek, unutulmaya yüz tutanları kayda geçirmek ve tarihe küçük de olsa bir not düşmek için yazarım.
Yazıyorum; çünkü söz yalnızca o anda karşımızda bulunanlara ulaşır, yazı ise zamanın ve mekânın sınırlarını aşar. Hiç tanımadığım insanlarla bir duygu ve düşünce ortaklığı kurabilir; dünyanın başka bir köşesindeki bir zihne, bir kalbe ve bir vicdana ulaşabilir.
Bir kalbe temas etmek, bir zihni uyandırmak, bir vicdanı harekete geçirmek ve bir insana faydalı olabilmek için yazıyorum. İyiliğin, güzelliğin ve doğrunun çoğalmasına küçücük de olsa katkıda bulunmak istiyorum. Çünkü iyi niyetle yazılan tek bir cümle, başka bir insanın zihninde yeni bir düşüncenin veya gönlünde kapalı kalmış bir kapının anahtarı olabilir.
Yazılarım kimseye “Ne düşüneceğini” dikte etmek için değildir. Amacım, birlikte düşünmenin kapısını aralamaktır. Hazır cevaplar sunmaktan önce doğru soruları sormayı; yargılamadan önce anlamayı, araştırmayı ve delile bakmayı önemsiyorum.
İnsanların benimle aynı düşünmesini değil; akıllarını kullanarak, vicdanlarının sesini dinleyerek ve önyargılardan uzaklaşarak düşünmesini istiyorum. Çünkü her düşünce değerlidir; fakat hiçbir düşünce sorgulanamaz ve dokunulmaz değildir. Asıl cesaret, delil karşısında düşüncesini değiştirebilecek kadar hakikate sadık olabilmektir.
Bu nedenle yazılarım; aklını başkalarına kiraya vermeyen, sorgulama yeteneğini kaybetmeyen, vicdanı diri ve hakikati arama cesareti bulunan insanlara sesleniyor. Hakikati hazır cevaplarda değil; okumada, araştırmada, karşılaştırmada ve samimi bir düşünce çabasında arayanlarla birlikte yürümek istiyorum.
Kaleme aldığım konularda hakkı bâtıldan ayırabilmeyi, görünenin arkasındaki gerçeği fark edebilmeyi, olayların sonucunu öngörebilmeyi, bilgiyi hikmete dönüştürebilmeyi ve adaletten ayrılmamayı temel ölçülerim olarak görüyorum. Çünkü akıldan kopmuş bir duygu insanı savurur; vicdandan kopmuş bir akıl ise insanî derinliğini kaybeder.
Yazdıklarım; bilgilerimin, okumalarımın, araştırmalarımın, sorgulamalarımın, tecrübelerimin, duygularımın ve hayallerimin bir yansımasıdır. Yaşadıklarım kadar yaşayamadıklarımın, doğrularım kadar yanlışlarımın, başarılarım kadar başarısızlıklarımın, sevinçlerim kadar acılarımın da izlerini taşır.
Çünkü insanı yalnızca doğruları ve başarıları değil; yanılgıları, pişmanlıkları, kayıpları ve bütün bunlardan çıkardığı dersler de inşa eder. Yazılarım, beni ben yapan bütün bu yaşanmışlıkların kelimelere dönüşmüş hâlidir.
Yazıyorum; çünkü sevdiklerime kalıcı öğütler, hatıralar ve tecrübeler bırakmak istiyorum. Bir gün yanlarında olamasam bile satırlarımın onlara yoldaşlık etmesini; zor zamanlarında ışık, güzel günlerinde bir hatırlama vesilesi olmasını diliyorum.
Yazı yalnızca bugüne değil, yarına da seslenir. Bedenim bu dünyadan göçtükten sonra düşüncelerimin yaşamaya devam etmesi, çocuklarıma ve gelecek nesillere bir fikir mirası, bir mektup ve bir iz bırakabilmek için yazıyorum.
Aynı zamanda kelimelerle güzellik kurmayı sevdiğim için yazıyorum. Yazmak benim için yalnızca bilgi aktarmak değil; duyguları, incelikleri ve bazen sözün anlatamadığı nüansları estetik ve edebî bir dille ifade edebilmektir. Yazılarımın mayasında sevgi vardır.
Niçin yazıyorum?
Anlatmak istediklerimi, anlatabilmek için yazıyorum.
Söylemek istediklerimi söylemek,
Düşüncelerimi ve fikirlerimi paylaşmak,
Tecrübelerimden başkalarının yararlanmasını sağlamak,
Faydalı olmak,
İnançlarıma hizmet etmek,
Allah’ın rızasını kazanmak,
Ve tarafımı belli etmek için yazıyorum …
Bunların dışında, ötesinde daha derin sebeplerle de yazıyorum:
- Daha çok insana ulaşmak ve kalplerde yer etmek için; bir satırım bile birine umut, ferahlık veya farkındalık olursa, bu benim için en büyük kazançtır.
- İç dünyamı düzenlemek için; yazmak bazen kendimi anlamanın, yaralarımı sarmamın ve düşüncelerimi berraklaştırmanın en güzel yoludur.
- Şahitlik etmek için; yaşadığımız bu zamanın, bu acıların, bu umutların ve bu imtihanların unutulmamasını istiyorum.
- İyiliği çoğaltmak için; bir iyilik tohumu ekmek, bir yanlışı düzeltmek, bir kalbi yumuşatmak niyetiyle.
- Kendimi sorumlu hissettiğim için; bildiğim, gördüğüm, yaşadığım şeyleri sessizce geçiştiremiyorum.
- Kalıcı iz bırakmak için; çünkü yazılan kelimeler, söylenen sözlerden daha uzun yaşar.
- Unutulmaması gerekenleri kayda geçirmek için; zamana tanıklık etmek, yaşananları geleceğe aktarmak için.
- Sessizlerin sesi olmak için; kendini ifade edemeyenlerin acısını, hakkını ve beklentisini dile getirmek için.
- Yanlışa itiraz etmek için; haksızlık, adaletsizlik ve zulüm karşısında susmamak için.
- İnsanları düşündürmek ve sorgulatmak için; alışılmış fikirleri sarsmak, yeni bakış açıları kazandırmak için.
- Hakikati aramak için; yazarken öğrenmek, araştırmak ve doğruya biraz daha yaklaşmak için.
- Kendini tanımak için; duygularını, korkularını, hatalarını ve umutlarını daha iyi anlayabilmek için.
- Vicdanını rahatlatmak için; söylenmesi gerekeni söylemiş, yapılması gereken uyarıyı yapmış olmak için.
- İnsanlara cesaret vermek için; umutsuzlara umut, yalnızlara dostluk, çaresizlere çıkış yolu göstermek için.
- Toplumsal hafıza oluşturmak için; geçmişin yanlışlarının tekrar edilmesini önlemek için.
- Değerleri gelecek kuşaklara aktarmak için; inancı, ahlakı, kültürü ve hayat tecrübelerini miras bırakmak için.
- Önyargıları kırmak için; insanların birbirini daha doğru anlamasına katkıda bulunmak için.
- Birlik ve kardeşliği güçlendirmek için; ayrıştıran değil, ortak değerlerde buluşturan bir dil kurmak için.
- İnsanların kendileriyle yüzleşmesini sağlamak için; bazen bir cümlenin ayna olabileceğine inanarak.
- Güzellik üretmek için; kelimelerle estetik, anlam ve duygu oluşturmak için.
- Bir düşünce hareketi başlatmak için; bir yazının başka düşüncelere, sohbetlere ve değişimlere kapı açmasını sağlamak için.
- Hesap sormak ve hesap vermek için; yönetenleri, toplumu ve kendini sorumluluk bilinciyle değerlendirmek için.
- Ahirette hasenat defterimin açık kalması için; çünkü kalemle yazılan her samimi kelime, belki de amel defterime ışık olur.
- Ölümden sonra da konuşabilmek için; insan gittikten sonra fikirlerinin, dualarının ve iyilik çağrısının yaşamaya devam etmesi için.
HÜLÂSA-I KELÂM
Susmamak için yazıyorum.
Yaşadığım zamana tanıklık etmek için yazıyorum.
Haksızlık karşısında sözümü söylemek için yazıyorum.
İnsanları düşündürmek, sorgulatmak ve uyandırmak için yazıyorum.
Unutulması gerekenleri unutturmak, unutulmaması gerekenleri kayda geçirmek için yazıyorum.
Ben bu dünyadan ayrıldıktan sonra da düşüncelerim insanlara ulaşmaya devam etsin diye yazıyorum.
Yazıyorum; hakikate şahitlik etmek, insanlara faydalı olmak, iyiliği çoğaltmak ve benden sonra da yaşamaya devam edecek anlamlı bir iz bırakmak için.
Kelime kelime, satır satır, bir nebze olsun bu dünyaya ve insanlığa faydam dokunsun.
Yazıyorum ki; arkamda bıraktığım izler, sadece ayak izi değil, kalp izi olsun.
Yazıyorum ki; kelimelerim birilerine umut olsun, birilerine yol göstersin ve arkamda faydalı bir miras kalsın.
Konuşmanın sınırlı imkânlarını aşmak, düşüncelerimi berraklaştırmak, hakikati aramak, yaşananlara tanıklık etmek, unutulanları hatırlatmak, bilgi ve tecrübelerimi paylaşmak, insanlara faydalı olmak ve geleceğe kalıcı bir iz bırakmak için yazıyorum.
Çünkü yazmak yalnızca kendini ifade etmek değildir.
Yazmak; sorumluluktur, sadakattir, tanıklıktır, hafızadır, mirastır.
Yazmak; yaşamak ve yaşama katkı sunmaktır.
Söz uçar, yazı kalır.
Ben, kalıcı olsun diye yazıyorum.
Unutma ki;
Furkan ile hakkı bâtıldan ayıramayanın
basireti zamanla körelir.
Ferasetten mahrum kalan,
gördüğünü sanır ama hakikati ıskalar.
Olayların arkasındaki hakikati göremez;
Hikmetle yoğrulmayan bilgi,
insanı yükseltmez; yalnızca yük olur.
İzan ise;
aklı kibirden, kalbi savrulmaktan koruyan, dengeleyen
son ölçü, son denge, son terazidir.
Ve bil ki;
Önyargısız, samimi ve cesurca sorgularsan,
hakikat sana bilgi olarak değil,
hikmet olarak sunulur.
Bu yolculukta seni ileri taşıyacak olan;
ne kalbin tek başına sesi
ne de aklın kuru hesaplarıdır.
Seni hakikate ulaştıracak olan,
Kalbin sesiyle aydınlanan bir akıl,
aklın ışığıyla derinleşen bir kalptir.
erolyazıcı /abbeyt♥️hakikat yolunda bir yolcu
02.08.2026, pazar

