MAL BİLDİRİMİ: BENİMKİ TAMAM DA ONUN MALINI BEN NERDEN BİLEYİM? - 2
MAL BİLDİRİMİ: BENİMKİ TAMAM DA ONUN MALINI BEN NERDEN BİLEYİM? - 2
Mal bildirimini ve ticârî kazancı bildirmeyi mücbir kılan kânunların taşıdığı hükümlerin niteliği ve muhâtabına yüklediği yükümlülükler, büyük bir handikap taşımaktadır.
İlgi kânunlar mevcut şekliyle:
-->Milletlerarası sözleşme, Anayasa ve ilgili diğer kânunlara aykırıdır.
-->Hayâtın gerçeklerine aykırıdır.
-->Angarya iş yükü yaratmaktadır.
-->İlgili kişiyi altında kalkamayacağı sonuçları olan adlî cezâ ve idârî disiplin cezâsı hükümleri ile karşı karşıya bırakmaktadır.
Ticârî kazancı bildirme husûsu da mal bildiriminin yarattığı sorunlar gibi soruna neden olan bir sorumluluk olup bu yazının tamamlayıcı konusu olarak yazıya dâhil edilmiştir.
Burada üzerinde durulacak hususlar aslında; mal bildirimi sorumluluğu taşıyanlar açısından çok önemli ve kritik sorunlara neden olan ve yasama otoritesi olan TBMM tarafından bir ân önce çözüm üretilmesi gereken hususlardır.
İşte bu yazıda, sorun yaratan bu hususlar îzâh edilmeye çalışılacak ve çözüm yolu gösterilmeye çalışılacaktır.
Mal tesbîti ve beyânı ile ilgili olarak 2 ana sorun bulunmaktadır:
A)-Mülkiyet hakkından kaynaklanan sorunlar
1)-Kişiye âit mallar
2)-Eş ve çocuğa âit mallar ile alacak ve borçların tesbîtinin zor olması
3)-Mîras mallarının tesbîtinin zor olması
4)-Dâvâ ve tâkîbe konu mallar ile alacak ve borçların tesbîtinin zor olması
B)-Kaydın tesbîtinin güçlüğünden kaynaklanan sorunlar
1)-Kayıt, tescil ve ruhsata tâbî olan mallar ile alacak ve borçlar
2)-Kayıt, tescil ve ruhsata tâbî olmayan mallar ile alacak ve borçlar
A)-MÜLKİYET HAKKINDAN KAYNAKLANAN SORUNLAR
Kişinin bizzat kendi adına kayıtlı, tescilli ve ruhsatlı olan malları bilmesi her zaman mümkün olup bu malların gerçeğe uygun şekilde bildirilmesi açısından herhangi bir sorun bulunmamaktadır.
Ancak, yazının genelinde îzâh edileceği üzere: Bir kamu çalışanının, eş ve çocuğunun adına kayıtlı malları ve borçlar ile kendisi ile eşine kalan mîras mallarını her zaman bilmesi ve tesbît etmesi mümkün değildir.
1)-Hukûkî Ve Sosyal Kısıtlılık
Bilindiği üzere, reşit olan ve reşit sayılan herkes, yasalara uymak şartıyla: Dilediği yerden ve kimseden, dilediği şekilde ve miktarda gelir, hak ve mülk elde etme; aynı şekilde sâhip olduğu gelir, mülk, hak ve menfâatlerden dilediği zamanda ve miktarda vazgeçme, maddî ve mânevî varlıklarını dilediği kişiye satma ya da bağışlama, dilediği konuda ve dilediği miktarda borçlanma hakkına sâhip bulunmaktadır.
Eş de dâhil olmak üzere, hiç kimse: Söz konusu maddî ve mânevî varlığın elde edilme, satılma ve bağışlanma ile borçlanılma yeri, nedeni, şekli, zamânı ve miktârı hakkında sorgulama hakkına sâhip değildir.
Bir eş; diğer eşin maddî ve mânevî malları elde etme ve bunları elden çıkartması, alacak hakları ve borçlarıyla ilgili bilgileri hiçbir zaman talep edemez, talep edip elde etse bile gerçekliğini têyid ve tâkip de edemez.
Maddî ve mânevî mal varlığı ile alacak ve borçları talep edilen eş, eşinin böyle bir talebine cevap vermek mecbûriyetinde değildir.
Evliliklerin %55’inin ilk 10 yılda boşanma ile bittiği, devâm eden evliliklerin %30’unun sonraki 10 yılda boşanma ile bittiği, kalan evliliklerin de önemli bir miktârının çatlak patlak yürüdüğü bir toplumsal yapıda; bir eşin, diğer eşin maddî ve mânevî varlıkları ile alacak ve borçlarına gerçekçi bir şekilde ulaşması zâten mümkün değildir.
Aynı şekilde bir eşin; “diğer eşin, kendisine bağımlı hâle gelmesini sağlayan korku uyandırıcı ya da merhamet celp edici etkisi ve tembîhi altında kalan çocuklar”ın adına diğer eş tarafından oluşturulan maddî ve mânevî varlıklar ile alacak ve borçlarını da tesbît etmesi her zaman mümkün değildir.
Diğer taraftan, reşit olsa dahi; en son 24 yaşına kadar olmak üzere eğitimi sürdüğü sürece bütün çocuklar ve bekâr olduğu sürece kız çocuklar ebeveynlerden birinin velâyeti altında olup söz konusu çocukların hem denetlenemezliği hem de özel mülkiyet hakkı kapsamında maddî ve mânevî varlıkları ile alacak ve borçlarına ulaşılması da her zaman mümkün değildir.
Bu bağlamda, bir eş; diğer eşin ve çocuğunun maddî ve mânevî varlıkları ile alacak ve borçlarına açık ya da gizli şekilde ulaşma hakkına sâhip olmadığı gibi, diğer eşin ve çocuğun rızâsı dâhilinde bile gerçek verilere ulaşması her zaman mümkün değildir.
2)-Mîras Mallarının Tesbîtinin Zorluğu
Toplumsal yapımız gereği, verâset hukûkundaki ciddî duyarsızlıklar nedeniyle; özellikle taşınmaz mîras malları hakkında doğru bilgiye ulaşmakta ve “hak sâhibi olarak tescîl ettirmekte ve dilediği şekilde tasarrufta bulunmakta” ciddî şekilde zorlanılmakta hattâ bu imkânsız bile olmaktadır.
Söz konusu mallar üzerinde mülkiyet ve tasarruf hakkını elde etmeye çalışılması hâlinde; dededen toruna onlarca yıl süren ciddi adlî süreç yönetimi, adlî işlem ve mülkiyet kazanma mâliyeti ortaya çıkmaktadır.
Bu yüzden, taşınmaz mallar üzerindeki tescil ve tasarruf işlemi; “saldım çayıra, Mevlâm kayıra!” ve “gittiği yere kadar, benden sonrakiler düşünsün!” prensibiyle, atadan 5. nesil toruna kadar kısmen rızâ ve kısmen de nizâ içinde devâm edip durmaktadır.
Bu sorun hem kamu çalışanı hem de çalışanın eşi için bâriz bir sorun olarak güncelliğini korumakta olup devlet tarafından cebrî bir düzenleme yapılmadıktan sonra herhangi bir düzelme beklenmemektedir.
Böyle bir durumda, bir kamu çalışanı; kendisinin ve eşinin mal varlığı ile alacak ve borçlarını bir bütün hâlinde gerçeğe uygun şekilde beyân edememesi nedeniyle, gerçeğe aykırı beyan kapsamında adlî ve idârî cezâ ile karşılaşacaktır.
3)-Dâvâ Ve Tâkîbe Konu Mallar İle Alacak ve Borçların Tesbîtinin Zor Olması
Hem kamu çalışanı hem de çalışanın eşinin lehte ve aleyhte oluşan dâvâ ve tâkipler nedeniyle “belirsiz değerde alacak ve borçlar”ının olması mümkündür.
Söz konusu dâvâ ve tâkîbin “mâlî değeri” ve leh ya da aleyh olarak hangi “sonuç” ile biteceği belirsizdir.
Bu nedenle, dâvâ ve tâkîbe konu alacak ve borcun mâlî değerinin tesbîti ve borç ya da alacak olarak hangi tarafa kaydedileceği belirsizdir.
Mal bildirim formundaki satır ve sütunlara bakıldığında, bu husûsun belirtileceği hiçbir satır ve sütun bulunmamaktadır.
( D e v â m E d e c e k )
NOT :
*"Sanat, Hak ve halk içindir!" düstûruyla yazmaya çalıştığım yazı ve şiirlerime yorum yapmak sûretiyle sağladığınız katkı için çok teşekkür ederim!
Yazarın Diğer Yazıları
- MAL BİLDİRİMİ: BENİMKİ TAMAM DA ONUN MALINI BEN NERDEN BİLEYİM? - 3
- MAL BİLDİRİMİ: BENİMKİ TAMAM DA ONUN MALINI BEN NERDEN BİLEYİM? - 1
- HEY SEN, 431 MÜNDEMİÇ; AYAĞA KALK!
- KADINLAR HÂRİKALAŞTIKÇA, MECBÛREN NÛRÎLEŞEN ERKEKLER: TEŞHİR - 13
- KADINLAR HÂRİKALAŞTIKÇA, MECBÛREN NÛRÎLEŞEN ERKEKLER: TEŞHİR - 12
- KADINLAR HÂRİKALAŞTIKÇA, MECBÛREN NÛRÎLEŞEN ERKEKLER: TEŞHİR - 11
- AMA SENİNKİ DE DÜPEDÜZ FONGUN SAYILIR! - 3
- AMA SENİNKİ DE DÜPEDÜZ FONGUN SAYILIR! - 2
