Köşe Yazısı

KADINLAR HÂRİKALAŞTIKÇA, MECBÛREN NÛRÎLEŞEN ERKEKLER: TEŞHİR - 13

UFUK ERDEM
UFUK ERDEM
12 3 dk 0

KADINLAR HÂRİKALAŞTIKÇA, MECBÛREN NÛRÎLEŞEN ERKEKLER: TEŞHİR - 13

 

Peki o zaman, nedir eksik olan şey?

Eksik olay şey bellidir: Kendine saygı, hayâ ve iffet sınırlarını belirleyen otoritenin değişmesi!

Artık:

 

     *Otorite merkezi değişmiştir.

 

     *Edep ve hayâ sayılacak şeyleri ve bunların sınırlarını Allah değil, Şeytân’ın bir numaralı ortağı ve kankası olan nefis belirlemektedir.

Müslümanların şu andaki durumunu değerlendirmek istediğimizde, konuyu merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun, Ermeni gazeteci Hrant Dink’i 19 Ocak 2007'de öldüren BBP üyesi Ogün Samast ile ilgili söylediği söz ile açıklığa kavuşturmuş olalım:

 

-Bizim tarlayı sürmüşler de haberimiz olmamış!

Çoğu Müslümanın tarlası maal’esef sürülmüş; söz konusu tarlaya yaban tohumlar ekilmiş, yaban fideler ve fidanlar dikilmiş ve insan fıtratına aykırı ürünler hasat da edilmiş durumda ve bu süreç engellenemiyor!

Düğünlerde, âile toplantılarında ve akım hâline gelen sosyal medya sunumlarında yer alan “âile resmi”, her şeyi net bir şekilde ortaya koymaktadır:

     *Çarşaflı ya da başörtüsü yakalara salınmış babaanne ve anneanne

     *Yarım başörtülü ya da başı açık, ama uzun kol blûzlu ve boy etekli anne ve kayınvâlide

     *Askılı tişört, şort ve mini etekli kız, elti ve görümce

     *Oldukça önden, arkadan ve yandan transparan gelinlikli gelin,

Miss Fashion TV tarafından 2018 yılında düzenlenen mankenlik yarışmasında 1. olan 19 yaşındaki Dilârâ Karakuş’un annesi Canan Karakuş baştan aşağı tesettürlüydü ve kızı ile gurur duyuyordu! Ayrıca sosyal medyada, kızın açıklığı değil de annesinin kapalılığı eleştirilmişti.

Müslüman Türk kızlarının çıplaklıkta Dilârâ Karakuş kadar ileri gidemeyeni de 18 yaşındaki Tuğba Çinkaya gibi başörtülü şekilde yüz güzeli yarışmasına katılmakta ve “Türkiye yüz güzeli” seçilmektedir!

İslâmî değerlere saldırıdan büyük haz alan “proje san’atçı” Melek Mosso’nun da annesi başörtülü ve bu anne, kendisinin gerçekleştiremediği hayallerini gerçekleştiren kızı ile gurur duyuyor!

Hülâsâ; doğru yolun ve orta yolun yaşanması gereken bu konu oldukça uzun, yara derin ve tehlike büyük!

“İleri derecede batı cephesi sâkini” olan, ama ar ve hayâ ile ilgili bir yanı hâlâ ayakta duran bir adam demişti ki:

-Bakmayın siz bize: Benim eşim de beş vakit namâzında.. Biz de aslında eşimizi “dışarıda hacı, ama yatakta fâhişe” görmek istiyoruz!

Hiç alışık olmadığım şekilde “fâhişe eş beklentisi” karşısında şaşkınlığımı görünce; “dindarlığa ve namusluluğa kalkışırken, dişiliği ile ‘yatak =aşk oyunları’nı unutan ve dişiliği terk eden eş”ten yana ızdırâbını belirtmişti.

Bir Türk büyüğü de demişti ki:

 

     *Adam ol, ciğerimi ye!

 

     *Az yiyenin hekimle, az konuşanın ve düz gidenin hâkimle işi olmaz!

 

     *Eteği kalkmayan kadına, hiçbir erkeğin köteği kalkmaz!

 

     *Söz geçiremeyen babanın durumu anlaşılabilir; ama söz geçiremeyen kocanınki aslâ!

 

 

Bu kadar kelâmdan sonra; konuya ilk girdiğimiz gün sorduğumuz soruyu, bu sefer cevâbını da vermek üzere tekrar soralım:

 

 Kapalılık, çıplaklık, teşhir, hayâ, .. nedir; bu kavramların tanımını kim yapmaktadır ve sınırı nerede başlayıp bitmektedir?

 

Teşbih yoluyla anlatmak gerekirse, çıplaklık ve teşhîr asıl îtibârıyla; “birbirini yüz rakamına tamamlayan iki sayı”, “terâzînin iki kefesi” ve “gece ile gündüz” gibidir:

Birinin eksilmesi diğerinin artması, birinin azalması diğerinin çoğalması ve birinin batması diğerinin doğması, birini gelmesi diğerinin gitmesi, .. demektir.

 

 

İşin özeti: Eş ilişkisi ve tedâvî gibi zorunlu alan dışında, kadında “Allâh’ın örtülmesini istediği yerlerde açılma ve yabancı erkeklerle işveli işveli konuşma başladığı an” çıplaklık ve teşhir süreci de başlamış demektir!

 

Ne diyelim: Allah, sonumuzu hayır eylesin ve merhameti ile muâmele buyursun!

 

Allah, sabrımızı kabûl buyursun!


NOT:

*"Sanat, Hak ve halk içindir!" düstûruyla yazmaya çalıştığım yazı ve şiirlerime yorum yapmak sûretiyle sağladığınız katkı için çok teşekkür ederim!


UFUK ERDEM
UFUK ERDEM

[email protected] · Makale sayısı: 245

Bu Yazıyı Paylaş