Köşe Yazısı

AMA SENİNKİ DE DÜPEDÜZ FONGUN SAYILIR! - 2

UFUK ERDEM
UFUK ERDEM
1 5 dk 0

AMA SENİNKİ DE DÜPEDÜZ FONGUN SAYILIR! - 2

Hâl böyle iken bâzı soruların cevâbını aramakta fayda var.

Buyurun o zaman birlikte soralım ve cevap arayalım:

Bir şirketin borsaya açılmasının gerçek sebebi nedir?

İyiniyetli şirketler, ilk def’â yatırım yapma veya mevcut yatırımında kapasite artışı ve modernizasyon yapma amacıyla ihtiyaç duyduğu sermâyeyi fâizsiz olarak têmîn etmek amacıyla belirli bir hisse sayısını hala arz yoluyla satmaktadır.

Bu şekliyle borsa; yatırımcı bir taraftan fâizsiz sermâye edinip sermâye ve üretim mâliyetinin yükselişini önlemekte, rekâbet gücünü korumakta ve arttırmaktadır.

Aynı zamanda; sermâyedârın, parasına fiziksel ve mâlî hâkimiyetini hâlâ korumasını sağlarken, "bilinçli denetimsizlik" ya da "kötü denetim" şartları altında manipülâsyon ve spekülâsyona açık hâle gelmektedir.

Diğer taraftan borsa, fâizli paraya talebi azaltarak fâizlerin yükselmesini de önlemektedir.

Kötü niyetli şirketler ise, daha işin başında kurdukları kamu çalışanları, medya ve borsa yayıncılarının içinde bulunduğu yasa dışı ilişkiler ağı vâsıtasıyla:

àÖnce manipülâsyon ve spekülâsyon yoluyla “alım iştâhı = teveccüh” uyandırmaktadır.

     -->1 TL değerindeki gerçek varlık değerini 10 TL olarak halka arz etmektedir.

     -->Elde edilen 10 TL sermâyenin 9 TL’si, gerçek değeri 9 kat üzerinde olan gayrimenkul alımına yönlendirilip 8 TL’si gayrı resmi yollarla şirket sâhipleri tarafından geri alınmaktadır. Böylece, en iyi hâliyle, söz konusu 10 TL sermâyenin ancak 2 TL’si şirkete kalmaktadır.

Şirketin esas sâhipleri olan patronun elinde dâimâ "A Grubu İmtiyazlı Paylar" vardır. Yani bu paylar sâyesinde; patronun 1 hissesi 10 oy sayılırken, borsadaki küçük yatırımcının 1 hissesi sâdece 1 oy sayılmaktadır.

Hissedarların genel kurula daha rahat ve her halükârda katılmasını sağlamak üzere, Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) bünyesinde e-GKS diye bir sistem kurulmuş olup söz konusu sistem de gerçek bir yönetim ve denetim ilişkisinin kurulmasını önleyecek şekilde kurulmuş olup hemen hemen hiçbir hissedârın açık bilgisi bulunmamaktadır.

Yüksek kâr", "geleceğin teknolojisi", "fâizsiz büyüme", "şeffaf yönetim”, "Devlet güvencesi", "SPK onayı", "Takasbank saklaması", "KAP bildirimi", halka arz, devlet gözetimi, yüksek kâr ve atılım gibi cicili bicili süslü lâflarla “potansiyel ahmak hissedarlar”ın gözlerini boyayıp, basîretini bağlayıp ve bu sözleri bir “yaldızlı kılıf” ve “her numaradan kondom” gibi kullanıp yeni hissedarları becermektedirler!

Hisse alan kişiler hangi faydaya kavuşmakta ve hangi riski göze almaktadır?

Gerçek bir değer üzerinden yapılan arzda, hisse alan kişi mûteber bir şirkette sürdürülebilir bir ortaklık ve fayda ilişkisine kavuşmaktadır.

Gerçeğe aykırı bir değer üzerinden yapılan arzda ise, işin en başından îtibâren aldatılmakta ve ütülmektedir.

Şirketlerin en az %1 hissesi dâimâ esas şirket sâhiplerinin elinde kaldığından genel kurulu ve yönetim kurulundaki her türlü yönetim ve denetim hakkı dâimâ hâkim ortak elinde kalmakta, küçük hissedarlar hiçbir zaman gerçek bir hâkimiyet ve sağlayamamakta ve denetim gücü elde edememektedir.

Diğer taraftan, genel kurul kararıyla doğruluğu şüpheli yatırım kararları alınmakta, üst yöneticiler için aşırı maaş ve huzur hakkı gibi ödemeler, lüzumsuz cârî harcamalar yoluyla şirketin için boşaltılabilmekte ve hissedar beklediği faydaya hiçbir zaman gerçek anlamda kavuşamamaktadır.

Diğer taraftan haberdar olmadığı ya da onay vermediği kredi borçlanmalarında ortaya çıkan riski de hissesi oranında üstlenmektedir.

Böylece hisse satın alanlar, kallâvî miktarda kârı çuvalla yüklenip gitmeyi plânlarken, bir anda bütün sermâyeyi kediye yükleyip dımdızlak ortada kalmaktadır.

 

Bir şirketin hissesindeki değer artışı ve azalışı şirketi etkiler mi?

Sâdece hissenin ilk satışında elde edilen gelir şirkete sermâye olarak girmektedir. Daha sonraki satışlar hiçbir şekilde şirket kazası içinde gerçekleşmemektedir.

Hisse değerindeki artma ya da azalma hiçbir şekilde şirkette gerçek bir zarâra neden olmamakta: Ancak söz konusu durum şirketin piyasadaki îtibârının artması yoluyla yeni Pazar, kolay mal ve hizmet tedâriki, kolay ve ucuz kredi bulma gibi fırsat kapıları oluşmasına ya da îtibar kaybı nedeniyle piyasa kaybetme, kredi ve vâdeli mal alımında zorlanmasına neden olmaktadır.

 

Şirket, hissedarlarına ve borsa yönetimine pozitif bir durum belirtmediği ve ispatlamadığı hâlde, şirketlerin değeri 2-4 ay gibi kısa bir sürede neden ve nasıl 50-100 kat artmıştır?

 

Teknolojik atılım, patent ve know how hakkı oluşumu, .. gibi teknik ve ekonomik hiçbir geçerli neden açıkça ispat edilmeden şirketin değerinde meydana gelen artışlar tamâmen manipülâsyon yoluyla soygun gerçekleştirmedir.

Peki bu aç ve açık gözler bu kâğıt kürek işleri ile üçkâğıtçılık yapar ve alavere dalavere çevirirken, sistemi denetlemekle görevli kamu görevlileri ne âlemdeydi?

İşin en cân alıcı sorusu işte bu sorudur.

Gözden kaçan ve denetlenemeyen hiçbir husus bulunmamaktadır. Her şey, tamâmen belirli bir menfâat paylaşımı gereği iş birliği hâlinde göz göre göre gerçekleşmektedir.

 

Üstelik ortaya çıkan acı bir gerçek vardır: Bir şirkete nerdeyse sayısı 120’ye varacak şekilde, birden fazla fon oluşturma ve yönetme yetkisi verecek şekilde örgütlenme modeli oluşturmak sûretiyle bütün bu olup bitenlere çanak tutmuşlardır.

Birden fazla sayıda fon yönetme hakkı verilmesi, kapalı kapılar ardında muvâzaalı işlem yapmanın da temel sebebi olmuştur.

 

 

Peki, şirket patronları bu denli orantısız değer artışına neden sessizdir?

Cevap basittir: Bizzat işin bu şekilde olup bitmesini plânlayan, yöneten ve bu sonuçtan fayda elde tek kişidir.

 

Çünkü, piyasadaki gerçek gücü ve îtibârı borsadaki gücü ve îtibârının onlarca kat altında olduğu halde, aslında bir çöp değerinde olan ama katbekat artmış hisse değerini masaya sürmek sûretiyle:

     -->Elindeki hisseleri, borsa dışı yeni ortaklara borsa değeri üzerinden itekler.

     -->Elindeki hisseleri, têmînât olarak gösterip daha koy, ucuz ve uzun vâdeli kredi kullanır.

     -->Daha kolay iş üstlenir, vâdeli mal ve hizmet satın alır.

Şirketler, halka arz yoluyla elde ettikleri paraları; hileli, hülleli ve muvâzaalı işlemlerle yasal kayıtlarla “değerinin katbekat üstünde taşınmaz almak” ve bu alımda “üttükleri farkı elden almak” sûretiyle, buradan elde ettikleri gelirleri de ortaklarından kaçırmaktadır.

( D e v â m  E d e c e k )

NOT :

*"Sanat, Hak ve halk içindir!" düstûruyla yazmaya çalıştığım yazı ve şiirlerime yorum yapmak sûretiyle sağladığınız katkı için çok teşekkür ederim!

UFUK ERDEM
UFUK ERDEM

[email protected] · Makale sayısı: 241

Bu Yazıyı Paylaş