İnsan, Biraz Başkasıdır

Geçen gün kulaklığı takmış, Serdar Kuzuloğlu’nun “5 Kişi” podcastini dinliyorum. Bir yandan yürüyor, bir yandan da istemsizce kendi zihnimin odalarında dolaşmaya çalışıyorum. Hani derler ya, "Hayatımıza giren herkesin bir sebebi vardır" diye (!)

Sonra durup kendime sordum: “Ben bugün olduğum kişiysem, bunu tam olarak kimlere ve o insanların söylediği, yaptığı hangi küçük anlara borçluyum?”

PAPATYALI TURUNCU KAPAKLI DEFTER

İlki, ilkokul öğretmenim Özden Ergin Yavuz. Biz onun ilk göz ağrılarıydık. Sınıfı bir yuva gibi süslemesinden, her milli bayramda beni sahneye çıkarıp o küçük kalbime ilk özgüven tohumlarını ekmesine kadar her hareketi fedakârlık doluydu. Yarışmalarda doğru cevap verince heyecanla aldığımız o küçük hediyeler… Aradan yıllar geçti, kukladan yapılma kemik şeklindeki o hediye odamın bir köşesinde duruyor. Bir çocukluk anısının nesneye dönüşmüş en tatlı hali olarak…

Bir de yılbaşı çekilişimiz vardı. Hediyemde bir sorun çıkınca çocuk aklımla çok üzülüp ağlamıştım. Yıllar sonra anladım ki; bana hediye alan arkadaşımın maddi durumu iyi olmadığı için hediyeyi bana vermeyip masama koyup gitmişti. Utandığı için böyle yaptığını o an fark edememiştim… Öğretmenim ise o günkü üzüntümü sezmiş olacak ki, bana turuncu kapaklı, papatya ile süslü bir defter hediye etmişti. İlk günlüğümü o defterin sayfalarına yazdım. Ve evet, o defter de hâlâ bende, saklıyorum.

Ama onun hayatıma asıl dokunduğu yer, okul yönetimi pek desteklemese de kendi imkânlarıyla bizi götürdüğü o müze ve sergi gezileriydi. O yaşta bir çocuğun bir müze koridoruna adım atması, bir eserin karşısında heyecanlanması... Sanatla ilk tanışma anımdı o geziler. Bugün "müze gezgini" hesabımda gezdiğim sergileri ve müzeleri paylaşıyorsam, temeli tam olarak o günlerde atıldı. Doğayı sevmeyi, çevre bilincini de bize o aşıladı.

Mezun olduktan sonra bir süre görüştük ama hayatın koşuşturmacası işte… Araya uzun bir zaman girdi. Şimdi yeniden nasıl iletişime geçerim, ne derim tam bilemiyorum. Bana kattıklarınız için çok teşekkür ederim, iyi ki varsınız.

EN İYİ ARKADAŞIM AYNI ZAMANDA KARDEŞİM OLUNCA

Gelelim ikinci kişiye… Kardeşim Esma Kırnak. Hayatım boyunca bana hiç ama hiç yalnız olmadığımı hissettiren insan. Çocukken kavga da ettik, küstük de barıştık da. Ama aynı zevkleri paylaşmak, dünyaya benzer pencerelerden bakabilmek öyle büyük bir lüksmüş ki… Karakterlerimiz farklı, evet; ama sanırım ilişkimizi bu kadar gerçek ve "bizim" kılan da tam olarak bu.

Onunla ilgili en çok neyi seviyorum biliyor musunuz? Koşulsuz desteğini. Bazen başardığım ya da heyecanla anlattığım bir şeyi o kadar yüksek sesle alkışladı ki, başka kimin alkışlamadığını hiç fark etmedim bile. Yanınızda böyle bir güç varken, hayatın getirdiği zorluklara karşı kendinizi savunmasız hissetmeniz imkansızlaşıyor.

Şimdilik iki kişiyiz bu hikâyede. Ama yol uzun. Biliyorum ki hayat devam ettikçe bu liste büyüyecek. Çünkü insan, yoluna çıkan doğru insanlarla şekilleniyor, değişiyor ve en çok da onlar sayesinde kendini biraz daha yakından tanıyor.

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.