Ay Anasını Yav!
Ay Anasını Yav!
Neptün denilen gezegen, güya Güneş’in etrafındaki turunu 165 yılda tamamlıyormuş!
Dünya’nın Güneş’in etrafında 365 günde döndüğünü biliyoruz. Peki, 165 yıl ne demek arkadaş? Bu kadar uzun bir süreyi nasıl hesaplıyorlar? Neptün’ün varlığını anladık da bu hesapların doğruluğundan nasıl bu kadar emin olabiliyorlar?
Yetmiyor, Neptün’ün 16 uydusu olduğunu da söylüyorlar!
İyi de kardeşim, bu gezegeni nasıl keşfettiniz, uydularını nasıl saydınız, milyarlarca kilometre uzaktaki bir gök cisminin hareketlerini nasıl bu kadar kesin rakamlarla anlatabiliyorsunuz?
Ay anasını yav!
Yerdeki meselelerde bile doğru bilgiye ulaşmak bazen bu kadar zorken, gökyüzünde olup bitenleri nasıl bu kadar kesin biliyoruz?
Benim şüphem gökyüzünün varlığına değil, gökyüzü hakkında anlatılanların ne ölçüde kesin bilgi olduğuna.
Birkaç bilim insanının ortaya koyduğu hesapları, modelleri ve teorileri sorgulamadan kabul etmek zorunda mıyız? Bilim insanı söylüyorsa doğrudur mu diyeceğiz? Bilim dediğimiz şey, sorgulamayı bırakmak mıdır, yoksa sorgulamanın ta kendisi mi?
Bana göre gökyüzüne ilişkin anlatılanların önemli bir kısmı, doğrudan gözlemlediğimiz gerçeklerden ziyade hesaplamalara, modellere ve çıkarımlara dayanıyor. Bunların hangisinin gözlem, hangisinin hesap, hangisinin varsayım olduğunu bilmek istiyorum.
Çünkü bilgi başka şeydir, tahmin başka; hesap başka şeydir, kanıt başka.
Gökten anlatılanlar, yerde anlatılanlardan daha mı az sorgulanmalı?
Benim itirazım gökyüzüne değil; gökyüzü hakkında anlatılanların tartışılmaz gerçekler gibi sunulmasına.
Yalanın büyüğü küçüğü olmaz. Ama bir iddia ne kadar büyükse, kanıtı da o kadar güçlü olmalı.
Gökyüzü bu kadar uzakken, insanın kesin bildiği şey ne kadar yakınında?
