Bir Gezginin Yazı Felsefesi 8


Bir Gezginin Yazı Felsefesi 8

Yol insanı yalnız bırakmaz.
İnsan yolda kendisiyle baş başa kalır.
Kalabalıkların içinde kaybolan düşünceler,
yolun ortasında birer birer karşıma dikiliyor.
Kaçamıyorum.
Yüzleşiyorum.
Gece yürümeyi bu yüzden seviyorum.
Karanlık, insanın üstünü örtmez;
aksine içini açar.
Sessizlik sandığın şey…
Aslında en yüksek sestir.
Bir köpeğin uzaktan gelen havlaması,
bir rüzgârın kuru otlara değmesi,
ayaklarımın asfalta vuran ritmi…
Hepsi birleşiyor ve bana şunu söylüyor:
“Sen kendinden kaçamazsın.”
Yalnızlık korkulacak bir şey değil.
Yalnızlık, insanın kendine verdiği en dürüst aynadır.
Gündüz insan başkaları için yürür.
Gece ise sadece kendisi için…
Ben en çok gece kendim olurum.
Korkularım da gelir benimle yürümeye.
Köpekler, karanlık, bilinmeyen yollar…
Ama asıl korku dışarıda değil.
İnsanın içinde.
Bir an duruyorum.
Etraf zifiri karanlık.
Ne bir ışık ne bir ses…
İşte tam orada anlıyorum:
İnsan, kendi karanlığını aşmadan hiçbir yere varamaz.
Yol öğretir.
Ama konuşarak değil—
yaşatarak.
Bir yokuş çıkarır seni, nefesin kesilir.
“Bırak” dersin içinden.
Ama bırakamazsın.
Çünkü yol yarım kalmayı kabul etmez.
Yürümek sabırdır.
Yürümek dirençtir.
Yürümek, insanın kendine attığı en uzun imzadır.
Kalem mi?
O da bekler.
Ben yürürüm, o susar.
Ben doldukça o ağırlaşır.
Sonra bir yerde otururum…
ve o konuşmaya başlar.
Ama şunu artık ikimiz de biliyoruz:
Yazı masada doğmaz.
Yazı yolda doğar.
Kalem sadece doğana isim verir.
Ve insan…
Yürüdüğü kadar yazar,
yazdığı kadar anlar,
anladığı kadar insandır.
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.