Köşe Yazısı

KADINLAR HÂRİKALAŞTIKÇA, MECBÛREN NÛRÎLEŞEN ERKEKLER: TEŞHİR - 9

UFUK ERDEM
UFUK ERDEM
7 3 dk 0

KADINLAR HÂRİKALAŞTIKÇA, MECBÛREN NÛRÎLEŞEN ERKEKLER: TEŞHİR - 9

 

Dördüncü Husus: Moda, Tasarım, Tekstil Ve Konfeksiyon Sektörü

Değerli olan her varlık; kendi doğal kabuk ve ambalâjından ayrı olarak o varlığa özgü özel ambalaj ve kılıflara sarılmış şekilde, gözlerden uzak ve herkesin ulaşamayacağı gizli yerlerdeki özel kasa ve depolarda ek tedbirlerle korunmaktadır.

Durum böyleyken: Toprakta ve tezgâhta iken hiçbir anlamı ve değeri olmayan mücevherleri, kendisi ile buluşturulduğu andan îtibâren değerli ve anlamlı bir varlık hâline getiren en değerli varlık olan kadın; değersiz ve gözden çıkartılmış bir varlık gibi, en doğal ve süslü ambalâjından bile mahrum bir varlık olarak “her hırsız ve uğursuzun ulaşabileceği şekilde” sokaklarda uluorta bırakılmıştır.

İşin ilginç yanı; sokağa bırakanın da bırakılanın da bundan şikâyeti olmadığı gibi, bu sokak eyleminin bu şekilde olmasına her iki taraf da özel önem vermektedir!

Eylem sâhipleri, bu eylemlerini kendi tercihleri zannededursun.

Eylem sâhipleri bu eylemlerini kendi tercihleri zannederken –ki, asıl sebebi kendileridir, hiç kimse böyle bir eyleme zorlamamaktadır-; aslında, tam bir “Şeytân’a boyun eğmiş ve gönüllü kölesi olmuş hegemonik sistem”in sosyal ve ekonomik alandaki politikasının esîri ve eseri bir oyuncu olarak sahnedeki yerlerini almaktadırlar.

İstisnâları bir kenâra koyarsak, durum aşağıdaki gibidir:

          *Soyunmak ve çıplak kalmak isteyen kadınların kıyâfetleri ( = aslında, vücûd üzerinde bütünden kalabilen parçacıklar); medenî (bütün vücûdu örtmüş olsaydı gerçek anlamda medenî = şehirli olacaktı), vücûda yakışır ve oturur kalıpta ve tasarımda, oldukça kaliteli, birbirine uyumlu renk ve desenlerle ilgi ve dikkat çekici şekilde süslü ve güzel, haz ve mutluluk verici şekilde üretilmektedir.

       *Buna karşılık; giyinmeyi tercîh eden orta ve alt gelir düzeyindeki kadınlara, soyunmayı tercîh eden kadınlar için üretilen kalite, tasarım ve uyuma sâhip kumaştan yapılmış kıyâfet zor bulunmakta ya da hiç bulunamamaktadır.

Giyinmek isteyen kadınların kıyâfetleri; “özel ve kasıtlı olarak” varoş, rüküş, pejmürde ve döküntü, oldukça kalitesiz, kel’alâka renk ve desenlerle cıstaklı ve çirkin, dudak büktürücü, iğrendirici ve mutsuzluk verici şekilde üretilmektedir.

Fıtratı gereği güzel görünme ve zarâfet düşkünü olan kadın, güzel giyinmek istese de artık güzel ve kaliteli giyinememekte; ya kasıtlı ve plânlı şekilde üretilen çirkin ve içe sinmeyen kıyâfetlerle yetinmek zorunda kalmakta ya da açık giyinenlerin kaliteli ve süslü kıyâfetlerine doğru usul yavaş kaymaktadır.

Gerçek anlamda zarâfet ve tesettür kıyâfeti üretenlerin çabaları; tasarım sınırlılığı ve yeteneksizliği, üretim mâliyetlerinin yüksekliği, alıcı kitlenin gelirinin düşüklüğü ve tercih kaymaları yüzünden yetersiz kalmakta: Açık giyinen kadınların kıyâfetlerine (kıyâfetimsi-kıyâfetimtrak) göre ortalama üç kat daha pahâlı olmak zorunda kalan kıyâfetler satılamadığından, üretim birbirine uydurulan ucuz ve salaş kıyâfetlere yönelmektedir.

Onun içindir ki; sebep ve stil açısından, eski tesettür ile yeni tesettür kıyâfetleri ve “Allâh’ın murâdı ile kulun tercîhi” arasında dağlar kadar fark bulunmaktadır.

Olaya diğer bir açıdan baktığımızda:

         -->Millî olan ve olmayan “nefes alan herkesi kumar oynatmaya kendisini adamış olan” bütün kumar oyunları; en gösterişli kumarhânelerde sâdece zenginleri değil, “ancak bir TL’si olup nefesi açlık kokan adam”ı bile izbe ganyan bâyîlerinde ve büfe önlerinde kumar oynatacak şekilde plânlanmıştır.

        -->Aynı şekilde, Şeytân’ın dölleri: Sâdece güzel ve zengin kadınları değil, çirkin ve fakir kadınları da soymaya, çıplak bırakmaya, süslemeye ve boyamaya kendini adamış; en fakir kadına bile hitâp edecek fiyat ve kalitesizlikte çıplak kadın kıyâfeti, kozmetik ve makyaj malzemesi üretmeyi de ihmâl etmemiştir.

Bu nedenlerdir ki: Filmlerde zenginlerin ve zengin kızlarının dudaklarında gördüğümüz ruj, saçlarındaki fırça, tırnaklarındaki oje ve törpü, suratlarındaki fondötenler, şimdi en fakir kadının alacağı fiyatlarla “bi milyonculardaki sepetlerde zebil ve dökme” olarak satılmaktadır!

NOT :

*"Sanat, Hak ve halk içindir!" düstûruyla yazmaya çalıştığım yazı ve şiirlerime yorum yapmak sûretiyle sağladığınız katkı için çok teşekkür ederim!

UFUK ERDEM
UFUK ERDEM

[email protected] · Makale sayısı: 238

Bu Yazıyı Paylaş