KADINLAR HÂRİKALAŞTIKÇA, MECBÛREN NÛRÎLEŞEN ERKEKLER: TEŞHİR - 7
KADINLAR HÂRİKALAŞTIKÇA, MECBÛREN NÛRÎLEŞEN ERKEKLER: TEŞHİR - 7
Tecâvüzcü Coşkun ve gazozcu Nûrî’ye dönmekten başka çıkar yolu kalmayan erkeğin fal taşı gibi açılan gözleri:
*Dekolte giyinen bir kadında: Kaş, göz, dudak, yanak ve boyunda kısa bir süre gezindikten sonra; bir misket gibi hızlıca göğüs çatalından göğüslerin arasına yuvarlanmaktadır.
*Mini giyinen bir kadında: Topuklardan başlayıp baldırlarda kısa bir süre gezindikten sonra; bir kedi gibi bacaklara sarılıp hızlıca yukarı doğru tırmanmaktadır.
Kim ne derde desin; inkâr edilemez, yadsınamaz, yadırganamaz ve yargılanamaz gerçek budur!
Erkeği baştan ve yoldan çıkartan her şeyi eksiksiz yapan ve yapılmadık hiçbir şey bırakmayan, sahne sonunda da “nâmus ve iffet âbidesi ve timsâli” olarak feryâd eden; filmin iffetli ve nâmuslu kadınları Âhû Tuğba, Hârika Avcı, Bânû Alkan, Hülyâ Avşar ve Müjde Ar gibilerin meşhûr ettiği deyimle, gelinen nokta çirkin son:
-Ben bildiğiniz kadınlardan değilim, bırakın beni! İmdaaat, tecâvüz ediyorlar; imdaaaat, kurtaran yok muuuu?
Erkeklerin bildiği ve bilmediği kadın nasıl bir kadınsa artık:
-->Erkeklerin bildiği kadınlar eğer “fâhişeler” ise, kendisinin fâhişelerle karıştırılmasına sebep olan kendisidir.
-->Erkeklerin bildiği kadınlar eğer “diğer kadınlar” ise; bu kadın bu memleketten sürüleli, öz yurdunda garip ve parya duruma düşürüleli ve evlerine hapsedileli yıllar oldu; daha yeni yeni gün görmeye başladı!
Kadınlar Âhûlaştıkça, Hârikalaştıkça, Bânûlaştıkça, Hülyâlaştıkça ve Müjdeleştikçe: “erkekliğinin dumanı üstünde tüten”, tahrîk edilen, kudurtulan ve dayanma sınırının üstünde yüklenme sonucu “akis kesen ve pim kıran” erkekler; mecbûren Coşkunlaşmanın ve Nûrîleşmenin sınırlarında dolanmakta, Coşkunlaşmakta ve Nûrîleşmektedir!
Hâlbuki; hiçbir kadının, erkekleri tecâvüzcü Coşkun ve gazozcu Nûrî’ye çevirme hakkı bulunmamaktadır!
Oysa eskiden: Kadın ne kadar nâdir ve nahifti; bir kadına ulaşmak ne kadar zor, zahmetli ve değerliydi!
Eskiden; bir kadın sevmenin, kalbi ve gönlü dolduran can ve ömür adanacak bir yâr edinmenin, sevdiği kadına kavuşmanın bir ödülü ve kavuşamamanın bir bedeli olurdu:
*Dağlar delinirdi veyâ çöllere düşülürdü.
*İki gözü iki çeşme ağlamaktan gözler kör olurdu.
*Gamdan ve kederden yataklara düşülür ve âteşler içinde yatılırdı.
*Kız babasının ve âbisinin dayakları yenilirdi.
*Kıza göz koyan ağanın ya da oğlunun zindanlarında kırbaçlar altında ölünürdü; sırttan, sol göğüsten ya da alın ortasından kurşun yenirdi.
*Başlık parası için; yıllarca gurbette kalınırdı, dönüldüğünde balık bedeli arttığı için para yetmez ve bir daha gurbetin yollarına düşülürdü.
*Kızın babası ya da âbisine yakalanma riski de göze alınmak sûretiyle: Kızın bir tebessümüne kavuşabilmek ve tatlı bir tek kelâmını duyabilmek için, çeşme başı civârında veyâ evin kapısını ya da penceresini gören bir ağaç ya da duvâr arkasında sâatlerce beklenirdi.
Şimdi öyle mi hiç?
Şimdi bir erkek için, kadına ulaşmak ve kadınla buluşmak o kadar kolaylaştı ve basitleşti ki!
Erkekler için artık, kadın: Hiç zahmetsiz şekilde kavuşulan ve buluşulan, özlenilmeyen, ağızda çoğalan; evlilik açısından da değersizleştiği, saygın ve mahrem eş olma sıfatını kaybettiği için ancak gönül eğlemeye yarayan ve elini sallasan ellisi zebil olan bir varlığa dönüştü.
Kadınlar; ıslık çalındığı anda koşup gelen “yılkı ya da sâhipli kısraklar” gibi, ışık ya da âteş görünce ışık ya da âteşin başına üşüşen “sinekler ve kelebekler” gibi sokaklara üşüşmüş ve “dökme ürün” gibi sokağa dökülmüş durumdalar.
Islık çalmadan, ışık ve âteş yakmadan erkeğin burnunun dibinde bitiyorlar; zahmet çekmeden ulaşacakları şekilde erkeklerin ellerinin altındalar!
Onun içindir ki, ortalık “ımsı” ve “ımtrak”lar ile doldu:
*Kadının eski özelliği ve güzelliği, mahremiyetinin câzibesi, özlemi, değeri ve saygınlığı kalmadı yeni kadınımsılarda ve kadınımtraklarda!
*Eski kızların güzellik ve zarâfeti yok, yeni kızımsı ve kızımtraklarda!
*Eski aşkların tadı ve tuzu yok, yeni aşkımsılarda ve aşkımtraklarda!
Bu yüzden, kadının kapalısını dahi gördüğünde kendisinde uyanan duyguyu bilen erkek:
*Başka erkeklerde aynı duyguyu uyandıracak olan ve uyandırmaktan çekinmeyen “kadın”dan,
*Ciddî ve kesin kuralları olan, sâhiplenme duygusu yaşanan ve erkeklik gurûru ile onurunun devreye girdiği bir ilişki olan “evlilikten”
Uzak durmaya başladı.
Bekârlıkta ısrar ile evlilikteki ihtilâf, niza ve boşanmalarda sebep olarak anlatılan ekonomik nedenler tamâmen hikâye ve masal, bahâne ve fasa fiso!
NOT :
*"Sanat, Hak ve halk içindir!" düstûruyla yazmaya çalıştığım yazı ve şiirlerime yorum yapmak sûretiyle sağladığınız katkı için çok teşekkür ederim!
Yazarın Diğer Yazıları
- SİGORTA ATMADAN VE EŞEK ÇÖKMEDEN!
- ŞİİRLER: BENZEMEZ-1, BENZEMEZ-2
- KADINLAR HÂRİKALAŞTIKÇA, MECBÛREN NÛRÎLEŞEN ERKEKLER: TEŞHİR - 10
- KADINLAR HÂRİKALAŞTIKÇA, MECBÛREN NÛRÎLEŞEN ERKEKLER: TEŞHİR - 9
- KADINLAR HÂRİKALAŞTIKÇA, MECBÛREN NÛRÎLEŞEN ERKEKLER: TEŞHİR - 8
- KADINLAR HÂRİKALAŞTIKÇA, MECBÛREN NÛRÎLEŞEN ERKEKLER: TEŞHİR - 6
- KADINLAR HÂRİKALAŞTIKÇA, MECBÛREN NÛRÎLEŞEN ERKEKLER: TEŞHİR - 5
- KADINLAR HÂRİKALAŞTIKÇA, MECBÛREN NÛRÎLEŞEN ERKEKLER: TEŞHİR - 4
