Köşe Yazısı

KADINLAR HÂRİKALAŞTIKÇA, MECBÛREN NÛRÎLEŞEN ERKEKLER: TEŞHİR - 6

UFUK ERDEM
UFUK ERDEM
7 4 dk 0

KADINLAR HÂRİKALAŞTIKÇA, MECBÛREN NÛRÎLEŞEN ERKEKLER: TEŞHİR - 6

 

        *Kadınlar, her ortamda sonsuz bir yarış hâlinde en mahrem yerlerine kadar soyunuyorken: Erkeklerin; toplantı, dâvet ve düğünlere gırtlağına kadar takım elbise ve papyon-kravatla katılması bekleniyor!

         *Bedenlerini kapatması gerekirken “görülsün!” diye bizzat bedenlerini açan kadınlar, erkeklerin gözlerini kapatmasını bekliyor!

        *Erkek, fıtratına aykırı söz konusu beklentilere ne kadar uygun cevap veriyorsa; o kadar modern, medenî, çağdaş, saygın ve kadına saygılı kabûl ediliyor!

Kadın için aslında “terbiyesizlik” olan teşhir; erkek için taammüden tasarlanan ve plânlanan “cinsel cinâyet, cinsel kastrasyon ve cinsel terbiye aracı” olarak kullanılmaktadır!

Hâlbuki, Allah bile erkekten; fıtratına yerleştirmiş olduğu ve kendisinin varlık delîli olarak da ileri sürdüğü “erkekliğini, erkeksel duygu ve uyarılarını inkâr ve yok etme”sini değil, “belirlediği prensipler ve gösterdiği yol dâhilinde terbiye etme”sini beklemektedir.

Bu soyunma ve giyinme süreci; tamâmen dişil anlamda öyle bir algı operasyonu ile yürütülmektedir ki, kadın sonuna kadar açılmaya heveslendirilmekte ve buna karşılık erkek sonuna kadar kapanmaya itilmektedir:

        *Baş rol kadın, daha önce belirttiğim gibi: Çözdüğü düğme sayısı, açtığı degaj ve dekolte, verdiği frikik, kısalttığı etek boyu kadar; Güzel, dişi, seksî, şehvetli, aşk kadını, havâî, romantik, diri, şık, hârika, zarif, şuh, arzulu, alımlı, civelek, cıvıl cıvıl, cilveli, işveli, bir içim su, dilber, edâlı, dâvetkâr, cür’etkâr, muhteşem, câzibeli, büyüleyici, akıl çelici, göz alıcı, göz pası silici, göz düşürücü, yürek hoplatıcı, ağzı açık bıraktırıcı, hayran oldurucu, ortalığı yıkıp geçici, uğruna ölünücü, bakmaya doyulamaz olucu, en erkek bükücü, cesur, eğitimli, modern, medenî ve şehirli olmaktadır!

       *Figüran erkek ise: Çözdüğü düğme sayısı, açtığı degaj ile dekolte ve kısalttığı paça boyu kadar; öküzün önde gideni, ıyyyyyğğ, iğrenç, kaba, hanzo, kıro, maho, câhil, varoş ve köylü olmaktadır!

Artık, meteoroloji ve takvimlere gerek kalmadı: bahar gelmesi açısından her ne kadar aldatıcı bir işâret gibi olsa da yere, suya ve göğe düşen cemreler; kadınların zemheride bile giydiği ve giyeni zemheri zürâfası gibi titreten ince ve açık saçık kıyâfetlerinden anlaşılır hâle geldi.

Kadının bu “sözlü ve görsel” teşhîr, tâcîz ve tecâvüzü: Mahrem ve nâmahrem, bekâr ve evli hattâ baba ve erkek kardeş ayırımı yapmaksızın erkeğin yoldan, raydan ve zıvanadan çıkmasına neden oluyor!

Psikopat ve ruh hastası olan, alkol ve uyuşturucu madde kullanan, “erkekliği yönetemeyen ve erkekliği öküzlük zanneden erkekler”i bir kenâra koyalım; kim ne derse desin:

Azıcık kıskanma, hayâ ve edep duygusu bulunan ve uyanan sözlü-nişanlı-evli erkeklerin “kadının mahrem yapısını sâdece kendine özel görme isteği, kendine özgü şekilde sâhiplenme duygusu” kapsamında kadını kıskanmalarının, yaralama ve ölüm dâhil kadına şiddet uygulamalarının temelinde; kadınların bütün uyarılara rağmen durdurulamayan, zaptedilemeyen, önlenemeyen ve sınır tanımayan “nâzik konuşma imajı altında, yabancı erkeklerle alımlı konuşma”larının ve “güzel görünme imajı altında, yabancı erkeklere teşhirci tutum”larının bulunduğu da bir gerçektir.

Teşhîrin en mâsum hâlinin bile bakımlı olmak, kendine özen göstermek ve nezâket ile hiçbir alâkası bulunmamaktadır.

Her iki cins için gerçek amaç arka plân açıkça bellidir: Günlük tatmin ve haz açlığını giderme!

 

Bu bağlamda: Erkek, tecâvüzcü Coşkun ve gazozcu Nûrîleşmeden yılışıkça “ooo, X hanım; bugün ne kadar güzelsiniz, şıksınız, zarifsiniz, muhteşemsiniz, ..!” benzeri sözlerle kadını iltifat sağanağına tutmakta; zaten söz konusu sağanağa tutulma gayretinde olan kadın da bu sağanağa gûyâ teşekkür mâhiyetinde mukâbele olmak üzere Âhû, Hârika, Bânû, Hülyâ ve Müjdeleşmeden cilveli ve işveli meltem esintileri altında “çok teşekkür ederim Y bey, çok nâziksiniz!” konuşmaları ile cevap vermektedir.

Erkeğin fıtratında yer alan “cinsel altyapı”nın niteliği açısından: Genel anlamda kadının sâdece el, yüz ve belki ayaklarının görüldüğü çağda “açıkta bırakılması helâl olan kısımlara bakılması bile riskli görülerek” erkeğe gözlerini kapatması emredilmişken; söz konusu açık alanlardan daha ötedeki bir teşhîrin erkeği ne hâle getirdiği üzerinde duran yok!

Bir kısmı açılan ambalajın, bir kısmı sıyrılan perdenin, bir kısmı soyulan muzun, .. geri kalan kısmının ilgilisi tarafından açılması, sıyırılması ve soyulması gibi; erkek, büyük bir kısmı soyunulmuş kadının çok azı kapalı kalan kısmını da çarçabucak şekilde “zihninde soymak” sûretiyle süreci tamamlamakta ve resmin bütününe ulaşıp tahrîk olmaktadır!

Evde sürekli yenilen tatsız tuzsuz ve kıvamsız makarna ile pilâvdan ( =?) bıkmış olan ve bu “önü atıştırmalık meze, ortası kebap ziyâfeti ve sonu tatlı ve çay-kahve-içki vaad edilen ve fiilen donatılan masa” ile yapılan tahrik sonucu; gaz fren, gaz fren, sabır tahrik, sabır tahrik, .. arasında sıkışan erkek artık kendini tutamadığında da maal’esef istenmeyen şeyler olmaktadır!

Modern ortamlarda ya da fuhşa teşvîk eden “maddî ve mânevî açıdan kirli ve izbe” ortamlarda teşhirci kadınlar tarafından yapılan ve erkeğin “dayanma sınırını aşan ve seddini yıkan” bu tâciz ve tecâvüz; en sonunda, işinde gücünde ve ekmeğinin derdinde olan ehl-i nâmus ve ehl-i dîn erkekleri bile potansiyel bir tecâvüzcü Coşkun ve gazozcu Nûrî’ye çevirmektedir!


NOT :

*"Sanat, Hak ve halk içindir!" düstûruyla yazmaya çalıştığım yazı ve şiirlerime yorum yapmak sûretiyle sağladığınız katkı için çok teşekkür ederim!

UFUK ERDEM
UFUK ERDEM

[email protected] · Makale sayısı: 238

Bu Yazıyı Paylaş