KADINLAR HÂRİKALAŞTIKÇA, MECBÛREN NÛRÎLEŞEN ERKEKLER: TEŞHİR - 5
KADINLAR HÂRİKALAŞTIKÇA, MECBÛREN NÛRÎLEŞEN ERKEKLER: TEŞHİR - 5
Olaya diğer kadınlar açısından baktığımız takdirde, teşhirci çıplak kadın:
*İşinde gücünde ve evinin barkının derdinde olan, “rûh ikizi erkeği bulup kendi gönlündeki yarım aşkı tamamlayarak bir ömür boyu mutlu ve mes’ût olma” derdinde olan diğer kadınlar için de tehlike arz etmektedir.
*Teşhircilikten uzak duran kadınları, dişilik açısından âcizlik ve yetersizlik duygusuna itmektedir.
*Kendi yolunda giden kadının, “yangında ilk kurtarılacak”lar içinde öncelikli olarak yer alan özel alanını tâciz ve bu özel alanına tecâvüz ederek ve saldırarak onu “yangın önleme, alan ve onur koruma” amacıyla doğru ve yanlışlarla dolu bir mücâdeleye sokmaktadır.
*Dişilik konusunda kendince yetersiz, zayıf, eksik ve kusurlu gördüğü kadınlara; araba yarıştıranların diğerine “alırım anahtarını!” demesi gibi, “alırım erkeğini!” tehdîdini yapmaktan geri durmamaktadır.
*Nihâyetinde, evli olduğunu bildiği hâlde evli erkekleri bile ayartıp diğer kadının elinden alan ve “sen gerçek kadın olsaydın, o seni bırakıp da bana gelmezdi!” diyerek diğer kadını ezen kadın olmaktan geri durmamaktadır.
Diğer taraftan olaya erkekler açısından baktığımız zaman, durum daha da karmaşıktır!
Geldiğimiz nokta îtibârıyla, kadınlar arası ve zaman zaman “kadınımsı erkekler” ile “erkeğimsi kadınlar”ın da katıldığı bu “dişileşme yarışı” büyük bir hızla devâm ediyor.
Bu dişileşme yarışı sonunda: Eski zamanlarda tek taraflı bir erkek eylemi olan tâciz ve tecâvüze, şimdiki zamanda yeni cins şekiller ve yeni cins fâiller eklendi.
Daha önceki yüzyıllarda sâdece erkekler tarafından kadınlar tâcîz edilirken ve kadınlara tecâvüz edilirken, artık erkekler de kadınlar tarafından tâcîz ediliyor ve kadınlar tarafından erkeklere tecâvüz ediliyor.
“Her şekilde ve her ortamda kadını çıplak bırakma” prensibiyle bizzat kadınlar tarafından yürütülen ve durdurulamaz hâle getirilen bu “modernlik ve zarâfet kılıflı” teşhir sürecinde, yaz kış ayırımı olmadan 8 / 25 / 366 gün kadınlar tarafından:
*Erkeklerin kulaklarına, burunlarına, gözlerine ve rûhuna tecâvüz edilmektedir.
*Erkeklerin bütün düğmelerine basılmakta ve bütün organları tâcîz edilmektedir.
*Teşhîrin her türlü silâhını kuşanmak, mermisini şarjöre yerleştirmek ve namluya sürmek sûretiyle, hiçbir sütre ve siper gözetmeden ve buna ihtiyaç da duymadan açıktan açığa “erkeğin rûh ülkesi ve akıl kalesi”ne saldırılmaktadır.
*Zâten kadınla iş birliği yapmaya tâ baştan gönüllü ve teşne olan, “kadın” kelimesini duyduğunda bile biyolojik ve psikolojik sistemi harekete geçen “erkeğin iç güçleri”ni harekete geçirmek sûretiyle; akıl kalesi ve rûh ülkesinde fitne çıkartıp birlik ve berâberliğin yıkılmasına, vatandaşlardan öldürebildiğini öldürmek ve sağ kalanı da esîr almak sûretiyle ortada ülke mülke diye bir şeyin kalmamasına neden olunmaktadır.
Kadınların “dişileşmede sınır tanımama”sına karşılık; bu saldırı, tâciz ve tecâvüzün bir devâmı olarak erkeklerden ilginç ve uygulanamaz beklentiler bulunmaktadır:
*Yabancı erkeklerle konuşurken dikkatli, özenli, mesâfeli, sâde ve kısa konuşması istenen kadın; nâzik ve zarif konuşma kılıfı / ambalâjı içinde ve âdetâ cilveleşir gibi “şen kahkahalar eşliğinde alımlı ve şuh” bir şekilde erkekle konuşurken: Erkeğin; erkek olduğunu unutması ve kadını bir duvar, bir sağır ve bir sığır gibi dinlemesi ve bu konuşmadan hiç etkilenmemesi bekleniyor!
*Yabancı erkeklerin yanında örtünmesi istenen kadın; kibar mini, uslu mini, az mini, çok mini, yırtmaçlı mini, süper mini, kısa kollu, yarım kollu, askılı, allı morlu vb. “kıyâfetçikler” ile bütün kışkırtıcı, kudurtucu ve cezbedici dişiliği ile kendini teşhîr ederken: Erkeğin; “kadına saygı, saygınlık, modernlik ve çağdaşlık derecesinin ölçüsü” olarak gözünün önünde üryân olan kadını görmemesi ve görmezlikten gelmesi, erkekliğini inkâr etmesi, erkekliğini öldürmesi ve eğer öldüremiyorsa en azından ölü taklîdi yapması, erkek olduğunu unutması, kışkırmadan ve kudurmadan hiçbir şey olmamış gibi öylece mal mal durması bekleniyor!
Hele hele, eğer erkek bir Müslüman ise hattâ Yahûdî ve Hıristiyan gibi dînî değerlere önem veren bir erkek ise; hepten ölü olması beklenmekte, ölmeyi başaramayıp da Şeytân’a uyanlar ise dîne duyarsız diğer erkeklerden daha fazla kınanmaktadır.
Hâlbuki, Müslüman ya da dindâr olan erkeğin nefsi ve şeytânı ölmediği gibi hiçbir şekilde hacı hoca da olmuyor, nefsi “ben artık bu hayâta katlanamam!” deyip intihâr etmiyor ve şeytânı da “bu adamı kaybettim mâdem, buralardan gideyim de diğer erkeklerle ilgileneyim bâri!” deyip göç etmiyor!
Bilâkis nefis ve Şeytan:
-->“Öyle de olur, böyle de olur!” yaşam felsefesine sâhip ve level olarak “nefs-i emmâre” seviyesinde olan gevşek tipli erkekleri “cepte” görmektedir.
-->Kendisinden uzaklaşmaya önem veren söz konusu “kaybedilmiş av, sıkı rakip ve düşman” olan Müslümana / dindâra karşı daha güçlü silâhları ve daha iyi ofansif sağ kanat, sol kanat ve forveti sahaya sürüp daha güçlü ve daha bir sıkı saldırmaktadır!
NOT:
*"Sanat, Hak ve halk içindir!" düstûruyla yazmaya çalıştığım yazı ve şiirlerime yorum yapmak sûretiyle sağladığınız katkı için çok teşekkür ederim!
Yazarın Diğer Yazıları
- SİGORTA ATMADAN VE EŞEK ÇÖKMEDEN!
- ŞİİRLER: BENZEMEZ-1, BENZEMEZ-2
- KADINLAR HÂRİKALAŞTIKÇA, MECBÛREN NÛRÎLEŞEN ERKEKLER: TEŞHİR - 10
- KADINLAR HÂRİKALAŞTIKÇA, MECBÛREN NÛRÎLEŞEN ERKEKLER: TEŞHİR - 9
- KADINLAR HÂRİKALAŞTIKÇA, MECBÛREN NÛRÎLEŞEN ERKEKLER: TEŞHİR - 8
- KADINLAR HÂRİKALAŞTIKÇA, MECBÛREN NÛRÎLEŞEN ERKEKLER: TEŞHİR - 7
- KADINLAR HÂRİKALAŞTIKÇA, MECBÛREN NÛRÎLEŞEN ERKEKLER: TEŞHİR - 6
- KADINLAR HÂRİKALAŞTIKÇA, MECBÛREN NÛRÎLEŞEN ERKEKLER: TEŞHİR - 4
