
… EROL YAZICI
İyi biri olmaya çalışan,
Hakikat Yolunda Bir Yolcu
KISA ÖZGEÇMİŞ / KİŞİSEL PORTRE
Aslen Trabzonlu, İstanbul Çağlayan doğumlu.
Pendik’li.
Hayatını iyi bir insan ve gerçek anlamda örnek bir mümin olma gayretiyle sürdürmeye çalışıyor.
İnancını yalnızca sözlerinde değil; davranışlarında, insanlarla ilişkilerinde, alırken ve verirken gösterdiği hassasiyette yaşatmayı önemsiyor.
Okumayı, yazmayı, yeni şeyler öğrenmeyi; güzel yemekler tatmayı, yürümeyi, gezmeyi, tozmayı, yeni yerler görmeyi ve hayatın farklı renklerini keşfetmeyi seviyor.
Yaşamı yalnızca geçirilmesi gereken bir zaman değil; öğrenilmesi, paylaşılması ve anlamlandırılması gereken bir yolculuk olarak görüyor.
Dostluğa, vefaya, sevgiye, saygıya ve hoşgörüye büyük önem veriyor.
İnsanların birbirini arayıp sormasını, zor günlerde dayanışmasını, imkânlarını paylaşmasını ve gönüllere dokunmasını hayatın en değerli taraflarından biri kabul ediyor.
Sorgulamayı, araştırmayı, aklı işletmeyi ve sürekli öğrenmeyi insanın kendisine karşı sorumluluğu olarak görüyor.
Bilginin ancak vicdan, adalet ve hikmetle birleştiğinde gerçek değer kazanacağına inanıyor.
Çalışkanlığı, cömertliği, cesareti, adaleti, şefkati ve merhameti insanı insan yapan temel değerler arasında sayıyor.
Gücün haklı olmaktan değil, haklının yanında durabilmekten; zenginliğin çok şeye sahip olmaktan değil, sahip olduklarını paylaşabilmekten geçtiğini düşünüyor.
Yaptığı her güzel işi, attığı her doğru adımı, verdiği her desteği ve yaptığı her fedakârlığı öncelikle Allah rızası için yapmaya çalışıyor.
İnsanlardan karşılık, övgü veya teşekkür beklemiyor.
İyiliğin değerini, karşılığında ne kazanıldığıyla değil; hangi niyetle yapıldığıyla ölçüyor.
Bazen unutulsa, karşılık görmese, hatta nankörlükle karşılaşsa bile yaptığı iyiliklerden pişman olmamaya gayret ediyor. Çünkü iyiliğin muhatabının yalnızca insanlar değil, her şeyi gören ve bilen Allah olduğuna inanıyor.
Hayat anlayışını şu düşünce özetliyor:
“İyilik, karşılık gördüğü için değil; insanın yaradılışına ve inancına yakıştığı için yapılır. Asıl kazanç, insanların takdiri değil, Rabbimizin rızasıdır.”
"Biz geldik, geçiyoruz...
Geriye ise yalnızca söylediklerimiz değil,
yaşadıklarımız ve yaşattıklarımız kalıyor..."
BU YAZILAR KİMİN İÇİN?
Yazılarım,
Aklını kiraya vermeyenler (zombileşmemiş),
Sorgulama yeteneği yitirmeyenler (mankurtlaşmamış)
AKLINI İŞLETENLEREDİR...
Bu satırlarım; yazılarım, paylaşımlarım, kendisine sunulan her bilgiyi düşünmeden, sorgulamadan, sorgusuz sualsiz kabul etmeyen; aklını başkalarına kiraya vermeyen, doğrunun ve yanlışın izini kendi vicdanıyla süren basiret sahibi insanlara yazılıyor.
Satırlarım, aklı hâlâ özgür olanlara, vicdanı hâlâ diri olanlara ve cesareti sorgulamaktan korkmayanlara yazılmıştır.
Bu yazılar; önyargısız, sorgulayan, aklını işleten ve hakikati hazır cevaplarda değil, araştırmada, derin düşünmede ve samimi bir çabanın içinde arayanlara hitap ediyor.
Zihnini hazır anlatıların uyuşturucu konforuna teslim etmemiş, her bilgiyi “Doğru mu, yanlış mı?” diye, mantığın, ahlakın ve vicdanın süzgecini işleten, sorgulayan, arayan ve hakikatin peşini bırakmayan basiret sahibi düşünce yolcularınadır ...
Çünkü körlük sadece bilgisizlikten gelmez.
Tekrarlanan yalanlar, tekrarlandıkça gerçeğin yerini alan klişe anlatılar, sorgulanmadan kabul edilen bilgiler, dokunulmaz kılınan kanaatler ve konforlu önyargılar da zihni köreltir, insanı hakikatten daha tehlikeli şekilde uzaklaştırır.
Seslenişim, düşünme yeteneğini kaybetmemiş, alışılmış anlatıların arkasına bakabilen, hakikati hazır cevaplarda değil; araştırmada, sorgulamada ve anlamaya çalışmakta arayanlara…
ÖNYARGIYI BIRAK, SORGULA
Gerçekten korkmayan, soru sormaktan da korkmaz.
Çünkü hakikat, araştırıldıkça küçülmez; aksine daha berrak, açık, daha derin, sağlam ve daha anlamlı hâle gelir.
Önyargısız ve samimi bir yürekle sorulan her soru, insanı hakikate biraz daha yaklaştırır.
Samimiyetle sorgulayan insan için gerçek, yalnızca bilgi olarak kalmaz; zamanla hikmete dönüşür.
Ve gerçek size hikmet olarak sunulur.
AKLINI İŞLET
İnsan, yalnızca gördüğüyle değil; gördüğünü nasıl değerlendirdiğiyle de yol alır.
Yönümüzü Belirleyen Ölçüler: Akıl, Feraset ve Vicdan
Bir hakikat arayışında insanı ileri taşıyan ne sadece duyguların savrulması ne de aklın soğuk, kuru hesaplarıdır.
Bizi hakikate ulaştıracak olan; kalbin sesiyle aydınlanan bir akıl ve aklın ışığıyla derinleşen bir vicdandır.
İşte bu yüzden, kaleme aldığımız her konu şu beş temel mihenk taşı üzerine inşa edilir:
Hakikat yolculuğunda bizi yanıltmayan rehberler şunlardır:
- Furkan: Hakkı bâtıldan, doğruyu yanlıştan ayırabilme ölçüsüdür. Furkan’ını kaybedenin basireti zamanla körelir.
- Basiret: Görünenin, vitrinlerin ve süslü cümlelerin arkasındaki yalın gerçeği görebilme yeteneği, fark edebilmektir. Basireti zayıflayan insan, baktığı hâlde göremez.
- Feraset: Olayların yalnızca dış yüzünü değil; ardındaki niyeti, kurguyu ve gelecekteki muhtemel neticesini sonucunu kavrayabilme dirayetidir. Ferasetten mahrum kalan, gördüğünü sanır; fakat hakikati ıskalar.
- Hikmet: Bilginin; akıl, vicdan ve hayat tecrübesiyle yoğrulup anlama dönüşmesidir. Hikmetten yoksun bilgi, insanı yükseltmez; omuzda taşınan bir yüke dönüşür.
- İzan: Aklı kibirden, kalbi savrulmaktan koruyan; insanı adalet terazisinde dengede tutan son ölçüdür.
Bu beş mihenk taşı, her yazımın temelini oluşturur.
Bilmek önemlidir.
Fakat neyi, neden ve hangi ölçüyle bildiğimizi sorgulamak daha önemlidir.
KALBİN SESİ, AKLIN IŞIĞI
Bu yolculukta insanı ileri taşıyacak olan ne yalnızca kalbin sesi ne de aklın kuru hesaplarıdır.
Yalnızca duygularıyla hareket eden insan kolayca savrulabilir. Yalnızca hesaplarıyla yaşayan insan ise merhameti ve insanî derinliği kaybedebilir.
Bizi hakikate ulaştıracak olan;
Kalbin sesiyle aydınlanan bir akıl,
aklın ışığıyla derinleşen bir kalptir.
Akıl yönümüzü belirler, vicdan yürüdüğümüz yolun insanlığa uygun olup olmadığını söyler. Biri diğerinden koparıldığında hakikat eksik kalır.
BU YAZILAR NİÇİN VAR?
Yazılarımın Amacı Ne?
Köşemdeki yazılar size “ne düşüneceğinizi” söylemek, dikte etmek için değil; birlikte düşünmenin kapısını aralamak için kaleme alınıyor, yazılıyor.
- Hazır cevaplar sunmak yerine doğru soruları sormak,
- İnsanları sürüye katmak veya ikna etmekten önce anlamaya çalışmak,
- Yargılamadan ve etiketlemeden önce araştırmak ve delile bakmak esastır.
Amacım, aynı düşünmek değil; samimiyetle düşünmek, delile kulak vermek ve hakikat karşısında gerektiğinde kendi kanaatimizi değiştirebilecek cesarete sahip olmaktır.
Her düşünce kıymetlidir; fakat hiçbir düşünce sorgulanamaz, dokunulmaz değildir.
Asıl cesaret; fikrini delil karşısında değiştirebilecek kadar hakikate sadık olabilmektir.
YAZILARIM
Bugünkü yazılarım, paylaşımlarım;
Bilgilerim, tecrübelerim, hislerim, duygularım, düşüncelerim, sorgulamalarım, araştırmalarım, okumalarım, kıyaslamalarım, farklı bakış açılarına açık oluşum, empatim, sevgim, saygım,
Yaşanmışlıklarımın, yaşayamadıklarımın, özlemlerimin, doğrularımın, yanlışlarımın, yediğim kazıkların, gördüğüm iyiliklerin, duyduklarımın, dinlediklerimin, anladıklarımın, başarılarımın, başarısızlıklarımın, kaybedişlerimin, acılarımın, çevremin, dostlarımın, düşmanlarımın, gördüğüm iyiliklerin, gelişen olgunlaşan inançlarımın, dualarımın, tebliğlerimin, ailemin, yalnızlığımın ve hayallerimin bir yansımasıdır.
Kısacası yazılarım; yaşadıklarımın, yaşayamadıklarımın, emeklerimin, çalışma ve tercihlerimin toplamıdır.
Bütün bunlar, bugün olduğum insanı şekillendiren, beni ben yapan mimarlarımdır.
Tabii ki yaşadıklarımın ve tercihlerimin çoğundan pişmanım. Yanlışlar yaptım, yanıldım, düştüm, kaybettim, acı çektim; fakat bütün bunlardan çok büyük ders aldım, çıkardım …
Çünkü insanı yalnızca doğruları ve başarıları değil; yanlışları, başarısızlıkları, pişmanlıkları, kayıpları ve o kayıplardan aldığı dersler de inşa eder.
Ve işte tüm bunlar, BENİM MİMARLARIMDIR.
SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
Birlikte Yürümeye Var mısınız?
Siz de sorun, araştırın, karşılaştırın, itiraz edin ve katkıda bulunun. Fikrinizi açıkça, samimiyetle ve zarafetle ifade edin.
Çünkü iyi niyetle yazılan tek bir cümle, başka bir insanın zihninde yeni bir düşüncenin, gönlünde kilitli kalmış bir kapının anahtarı olabilir.
Hakikati birlikte aramak, onu tek başına bildiğini zannetmekten çok daha değerli, kıymetlidir.
Okuduğunuz her yazının sonunda sözü yalnızca bana bırakmayın.
Yorumlarınız yalnızca bu yazıya değil, aynı hakikat arayışını sürdüren başka insanlara da ışık tutabilir.
Paylaşın…
Belki sizin bir cümleniz,
başka bir gönülde kapalı kalan bir kapıyı aralar.
Sorgulayan, duyan, hisseden ve düşünen tüm gönüllere
Okuyan, aklını işletenlere SELAMOLSUN
Teşekkürler, sevgiler ve saygılar…
erolyazıcı / ABBEYT ♥️Hakikat Yolunda Bir Yolcu
Yazılarıma Ulaşmak İçin:
> Pendik Gazetesi – Erol Yazıcı Köşe Yazıları
https://www.pendikgazetesi.com.tr/yazar/erol-yazici/
26.07.2026.Pazar.gece saat 03.47.

