SÖZÜN ÖZÜ (DEİZM VE ATEİZMİN SAHTEKÂRLIĞI (4))

Yayınlanma : 21 Eylül 2026 09:30

DEİZM VE ATEİZMİN SAHTEKÂRLIĞI  (4)

İslam dininin (Kur’an dini) ilahi kelam olması, evrenselliği ve hiç bozulmadan günümüze gelmesidir. İslam'ın son kutsal kitabı olan Kur'an, insanlara doğru yolu gösteren bir rehberdir.  Temel Nitelikleri ilahi Kaynak: Allah tarafından Cebrail aracılığıyla Hz. Muhammed'e s.a.v. indirilmiştir.  Korunmuşluk: Hiçbir değişikliğe uğramadan ilk günkü haliyle günümüze ulaşmıştır ve kıyamete kadar korunacaktır. Evrensellik: Sadece bir döneme veya o zamanki Arap toplumuna değil, tüm insanlığa gönderilmiştir.  Peyderpey İndirilme: Toplu halde değil, 23 yılda olaylara göre parça parça (ayet ve sureler halinde) indirilmiştir. Rehberlik ve Amaçları Doğruyu Gösterme:  İnsanları iyiye, güzele ve doğruya yönlendirir. Kötülükten Sakındırma:  Zararlı ve yanlış davranışlardan uzak durmayı öğütler. Akıl Yürütme: İnsanları düşünmeye, araştırmaya ve aklını kullanmaya davet eder. Açıklayıcılık: Hayat için gerekli inanç, ibadet, ahlak ve helal-haram ölçülerini bildirir.

Kur’an dini felsefi akımların günümüzde birincil hedefi olup, ilahi kelamın evrenselliği ve hiç bozulmadan günümüze gelmesi ve kıyamete kadar korunacağı, Kur'an-ı Kerim'in kıyamete kadar korunacağını bildiren ayet Hicr Suresi'nin 9. ayetidir. Ayetin meali şöyledir: "Şüphesiz o Zikr'i (Kur'an'ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz. "Ayetin Anlamı ve Detayları Zikr Kelimesi: Ayette geçen "Zikr" kelimesi Kur'an-ı Kerim'i ifade eder. İlahi Güvence: Allah, Kur'an'ın kelimelerinin ve mesajının bozulmadan, değiştirilmeden kıyamete kadar kendi koruması altında kalacağını bu ayetle garanti etmiştir. Uygulama: Bu koruma hem ezberleyenlerin hafızaları yoluyla hem de yazılı metinlerin aslına uygun kalması vasıtasıyla gerçekleşmiştir.

  Yazılı metinlere dokunamayan felsefe akımları İslam dininin başsız kaldığı 3 Mart 1924 “halifelik kaldırıldı” ki; 1924 Anayasasında devletin dininin İslam olduğu yazıyordu. 10 Nisan 1928: Anayasa'daki "Türkiye Devleti'nin dini, İslam'dır" maddesi kaldırıldı. 5 Şubat 1937: Laiklik ilkesi anayasanın 2. maddesine eklenerek devletin temel niteliklerinden biri oldu.

Cumhuriyet Dönemi Din Dersi Tarihçesi 1924 - 1927: Tevhid-i Tedrisat Kanunu sonrasında ilk ve ortaokullarda zorunlu olarak okutuldu. 1927 - 1948: Müfredattan büyük ölçüde kaldırıldı veya talebe bağlı ders dışı uygulamalara indirgendi. Türkiye'de okullarda din dersi ilk kez 1949 yılında Velinin isteğine bağlı seçmeli ders olarak yeniden müfredata girmiştir. Günümüzdeki adıyla "Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi" dersi ise 1982 Anayasası ile ilk ve ortaöğretim kurumlarında zorunlu ders haline getirilmiştir.  1927-1948 Aralığı yıllarda müfredattan büyük ölçüde kaldırılan “din” eğitim öğretim faaliyeti “bu dönemi yaşayan büyüklerimizin ifadesi ile yasaklanmış”  1949 yılında velinin isteği doğrultusunda seçmeli ders olarak müfredata konması “21 yıl yasaklanmış din eğitim öğretim faaliyetinin bilgisiz yaşayan velilerinin çocukları için din eğitim öğretimini seçmesi” gülünç, Günümüzdeki adıyla "Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi" dersi ise 1982 Anayasası ile ilk ve ortaöğretim kurumlarında zorunlu ders haline gelmiş ancak; “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” dersi için yetişmiş donanımlı öğretmeni olmadığından ve “dersin içeriğinin” “İslam” dini eğitim ve öğretimi ile uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmadığından, hatta bu derslere uzunca bir dönem diğer ders öğretmenlerinin girdiğini bilinen bir gerçekliktir. 

SONUÇ: sayısı belli olmayan tarikat, cemaat tebliğci gibi adlar altında kurulan sözde “din öğreticileri” türemiş, bu gruplar holdingleşmiş, bu gruplardan FETÖŞ ülkemizde 15 Temmuz darbe girişimi yapmıştır, bilinmelidir ki; FETOŞ örgütünün yapmış olduğu bu girişim bu alanda faaliyet içinde olan sözde “din öğretici” tacir diğer gruplar,  FETOŞ’un ekonomik gücünü elde etmesi halinde aynı türden eylem içinde olmayacağını kim garanti edebilir ki; tarikat, cemaat tebliğci gibi adlar altında kurulan din tacirliğini görev edinmişlerin en önemli kaynağı “felsefi akımlar” ve üreticisi Filozof: “Bilgi ve hikmet sevgisiyle yeni fikirler üreten, varlığı ve hayatı sorgulayan” asıl düşünürlerdir.  O halde; felsefi akımlar,  Kur’an dinine inanan “Müslüman” toplumu hedef kitlesi yapmış olması yadırganacak bir durum değildir. Bu bilgisizliği üreten “ideolojik saplantı” sahiplerinin başarısından söz edilebilir.

Deizm ve Ateizm felsefe akımlarının panzehri “din eğitim ve öğretimin” bir ilim dalı olarak kabul edilip kaynak KUR’AN yapılarak Kur ’anın insanlığa anlattığı her şeyi bir matematik, fen gibi öğretilmesi ile mümkün olup,  bütün “Müslüman” toplumları İslam’la danış etmek gerekir. Bu yapıyı sürdürülebilir yapmak için dünya Müslümanlığını temsilen “Halifelik” makamının ihdas edilmesi “Halifelik: Hz. Muhammed'in vefatından sonra Müslümanların liderliğini, başkanlığını üstlenen kişinin makamıdır. Bu makama gelen kişiye halife denir. Bu makam; dünya üzerinde Müslüman toplumlu ülkelerin ortak görüşü ve katılımı ile ihdas edilmeli, (Müslüman toplumun lokomotifi Ülkemiz; 3 Mart 1924 tarihinde “halifeliği kaldırırken” Hristiyan toplumu Vatikan Şehir Devletini 11 Şubat 1929 tarihinde kurdu)  aynı dine mensup ülkeler düşünüldüğünde, yani buna göre yerelde örneğin Ülkemizde din kurumu olan “Diyanet İşleri Başkanlığı” Müslüman öğrencilere (öğrenci hukuken çocuktur. Ebeveyn isteği doğrultusunda zorunlu olmalıdır)  Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda ilkokuldan başlayarak orta öğretim sonuna kadar (lise son dâhil) din eğitim ve öğretim faaliyetlerini MEB’den yeteri miktarda (haftada en az 2 saat) ders saati alarak uzman öğretmenlerce vermesi ile mümkün olur.  Bu durum;  ülkemizdeki “Laik” sistem uygulamasının laikliğin tanımına (Türkçe sözlük) uygun hale getirilmesi halinde laikliğe uygun bir uygulamadır.( Laiklik: devlet yönetiminde din kurallarının referans alınmaması, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması ve devletin tüm din veya inançlar karşısında tarafsız kalması ilkesidir.) Bu tanıma göre Ülkemizdeki “laik” uygulamalar din kurumu “ Diyanet İşleri Başkanlığının” Devlet organizasyonu,  kamu kurumlarının görev dağılımları ve hiyerarşik düzeni içinde yer aldığından laikliğe aykırı uygulamadır.

Yani diyorum ki; Deizm ve Ateizmin felsefe akımları FFO (fitne fesat ocağı) faaliyeti, bilgilenme/bilgilendirme ile önlenebilir.  

 tanım ve terimler kaynak internet

Not: Tatilde olmam nedeni ile yazılarıma Kasım 2026 sonuna kadar ara vereceğim. saygı sevgi ve selamlarımla

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.