MÜRÜVVETİ GÖRMEK İSTERKEN KEREVETTEN DÜŞENLER!

Yayınlanma : 07 Eylül 2026 23:37

MÜRÜVVETİ GÖRMEK İSTERKEN KEREVETTEN DÜŞENLER!

 

Yazı başlığını böyle yazınca, konu tâ en baştan belli oldu: Evliliklerin geldiği nokta” ve “gittiği istikâmet” ile “varacağı nokta”!

 

Evlilik, bir yazıda irdelenemeyecek kadar derin ve netâmeli bir konu.

 

 

O yüzden evlilikle ilgili:

 

     -->Sağlıklı ve ârızalı sosyal, psikolojik, biyolojik ve ekonomik sebepler neler?

 

     -->Kime ne getiriyor ve kimden ne götürüyor?

 

     -->“Diğer yarı= Rûh ikizini bulup tamamlanma” yerine; kim “bir ömür eşşek gibi çalıştırılacak, dövülecek ve esir gibi yaşatılacak akılsız” bulma ve kim “bir ömür boyu acemi kumarbaz gibi ütülecek, kaz gibi yolunacak, inek gibi sağılacak ve eşşek gibi sırtına binilecek akılsız” bulma peşinde?

 

Gibi hususları, akademik dilden uzak bir şekilde ayrı bir yazıda irdeleyeceğim.

 

 

Murâda erenler, kerevete çıkanlar ve mürüvveti görenler”dan bahseden deyime göre; her ne kadar murâda eren taraf “gelin ile dâmât” ve kerevete çıkıp bu mutluluğu seyreden taraf “eş ve dost” olsa da kendi mutluluğunu seyretmek için gelin ve dâmat da kerevete çıkmaya çalışmakta ve kendi mutluluğunu seyr-ü temâşâ eylemekte.

 

Konuyu açmaya kerevetten başlayalım:

     *Nedir, neden ve hangi malzemeden yapılmıştır?

     *Neden herkesin boyunu aşacak şekilde yukarıda yapılmıştır?

     *Üstünde ne var ki o kadar ilgi çekmektedir?

    *Kerevete çıkmak için, hangi ana ve yardımcı araç ile âlet edevat gerekiyor; neden illâ evlenmek gerekiyor, kursu ve okulu falan yok mu?

 

Murat ve Mürüvvet ile devâm edelim:

     *Kimdir, kimgillerden kimin nesidir, in midir cin midir?

     *Kerevete hangi niyetle çıktı, onu oraya çıkartan şey neydi?

     *Nasıl çıktı; kendisi mi çıktı, birisi mi yardım etti?

     *Neden hâlâ orada ve o neden aşağı inmiyor, hiç mi inmeyecek?

     *Ermek ve görmek için illâ kerevete çıkmak mı gerekiyor; kamera, dürbün, dron veya uydu ile de görülemez mi?

  

En son, kerevete çıkıp bir ömür doya doya Murat’a ermek ile Mürüvveti görmek isteyenlere geçelim:

    *Herkeste, kim olduğunu bilmedikleri Murat ve Mürüvvet’i görme merâkı neden var?

    *Bir kere görmek neden yetmez de ömür boyu görmek gerekir?

    *Kadınlar potansiyel rakip Mürüvvet’i ve erkekler de potansiyel rakip Murat’ı mı merâk ediyor da kerevete çıkıyor?

    *Kerevete çıktıktan sonra gerçekleşen düşmelere baktığımızda:

            -Düşenler neden paldır küldür düşüyorlar?

            -Kim kimi itiyor; kerevete çıkanlar mı birbiri itiyor yoksa Murat ve Mürüvvet mi itiyor?

            -Yoksa; kerevete çıkanlar, Murat ile Mürüvvet arasında kimsenin görmemesi gereken bir şeyi görüp kendini aşağı mı atıyor?

 

Her neyse, asıl meseleye gelelim biz.

 

İlk evlilik ve birden fazla evlilikleri de dâhil ettiğimizde: Ha işte bu “ömür boyu, kimliği ve niyeti belirsiz Murat’a ermek ve Mürüvvet’i görmek" için çıkılan kerevetten 2016-2025 yıllarını içine alan 10 yıllık dönemde düşüp komalık olan ya da ağır yaralanan "kerevetzede"lerin sayısı aşağıdaki şekildeymiş:

 

·     Toplam Evlenme Sayısı       : 5.577.252 çift

·     Yıllık Ortalama Evlenme    :  ~557.725 çift / yıl

·     Toplam Boşanma                 : 1.605.219 çift

·     Yıllık Ortalama Boşanma   :  ~160.522 çift / yıl

 

Boşanma sayısı, her geçen yıl bir önceki yıla göre ortalama %10 artmaktadır.

 

Bu kapsamda; söz konusu trend devâm ederse, 2025 yılında 193.793 ile zirve yapan boşanmanın 2026 yılında 215.000 civârında olacağı tahmîn edilmektedir.

 

Söz konusu dönemde boşanma sayısının bu denli %10 olarak artmasına karşı; nüfûsun %7,87 artmasına rağmen, evlilik sayısı 10 yıl önceki sayıya göre %4-5 aşağıda sabitlenmiş ve 2016 yılında 594.493 adet olan evlilik sayısı 2025 yılında 569.983 adede düşmüştür.

 

Maal’esef, her 3,5 evliliğe karşı 1 boşanma gerçekleşmiş durumda.

 

Aynı kişi için birden fazla def’â alınan uzaklaştırma karârı dâhil olmak üzere; Söz konusu 2016-2025 döneminde, yıllık ortalama ~250.000 kişi üzerinden 2,5 milyonun üzerinde kişi için uzaklaştırma karârı verilmiş.

 

Uzaklaştırma karârı verilen ortalama 250.000 kişinin ezici çoğunluğu yaklaşık ~245.000 adedi erkek için (%98) olup sâdece ~5.000 kadın (%2) için uzaklaştırma karârı verilmiştir.


Boşanmaların yaklaşık %33’ü, “Evliliğin İlk Dönemi” sayılan ilk 5 yılı içinde gerçekleşmektedir.

 

Toplam boşanmaların yaklaşık %2,5-3,0'ü henüz ilk yıl dolmadan yaşanmaktadır.

 

Boşanma sayısı, evliliğin özellikle 2. ve 3. yılları olmak üzere, evliliğin 1-5 yılları arasında zirve yapmakta olup evliliğin ilk 5 yılının en kritik dönem olduğu görülmüştür.

 

Evliliğin Orta Dönemi” sayılan 6-15 yılları arasında, boşanma oranları kademeli olarak düşmektedir. Bu 6-15 yıllarını içine alan 10 yıllık dönemdeki boşanmalar, toplam boşanmaların yaklaşık %36-38'ini oluşturmaktadır.

 

Evliliğin artık yerleştiği “Uzun Süreli Evlilik dönemi” sayılan 16 yıl ve üzeri evliliklerdeki boşanma sayısının toplam boşanma sayısındaki payı %30 civârındadır. Son yıllarda uzun süreli evliliklerdeki boşanma oranlarında da belirgin bir artış gözlenmektedir.

 

Burada dikkat çeken önemli nokta; %33’ü ilk 5 yılda ve %22'si ikinci 5 yılda olmak üzere, boşanmaların %53-55’inin evliliğin ilk 10 yılı içinde gerçekleşmesidir.



Kısacası, “hastalıkta ve sağlıkta, fakirlikte ve zenginlikte, iyi günde kötü günde ömür boyu garanti” verilen evlilik müessesesinin:

 

     *Artış hızı, nüfus ile orantılı şekilde %7,87 ile artmak yerine 10 yıl önceki sayıya göre %4-5 aşağıda sabitlenmiştir.

 

     *%30’u geri dönüşü olmayacak şekilde enkâza dönmektedir.

 

   *Enkâza dönen söz konusu %30’un %55’i “garantisi süresi”nin ilk 10 yılında ve %30’u sonraki 6 yılda olmak üzere toplam %85’i, ilk 16 yılda büyük bir çatırtıyla KESİNLİKLE sona ermek sûretiyle harap ve vîrân olup enkâza dönmektedir.

 

     *Boşanmayan ve “her şey yolunda gibi görülen” %70’lik bölümün de önemli bir kısmı aslında kolon ve kirişlerinde ciddî şekilde hasarlarla yoluna devâm etmektedir.

 

2016-2025 yılları arasında yıllık ortalama ~160.500 çiftin boşandığını dikkate aldığımızda; söz konusu dönemde 3.210.000 dul kadın ve erkek ortaya çıkmakta, 800.000-900.000 ergen çocuk ve 1.500.000-1.600.000 velâyete konu olan çocuk olmak üzere yaklaşık 2.500.000 de çocuk mağdûr olmaktadır.

 

 

Kendini yenileme hızı düşen ya da sabitlenen, ekonomik ömrüne (ki, ömür boyu faaliyet) ulaşmadan %30 gibi kısmı kesin enkâza dönen, en son teknolojiye göre tasarlandığı zaman dilimi olan ilk 10 yıl içinde %55 gibi yüksek oranda çalışma ârızası veren, çalıştığı ve üretim yaptığı varsayılan %70 kısmı  da ciddî oranda ârızalı şekilde ayakta ve hayatta kalabilen ve çalışabilen bir sistemin sağlam ve sürdürülebilir şekilde tasarlandığından, sistemin üretim mahalline doğru şekilde inşâ edildiğinden ve monte edildiğinden bahsedilemez.

 

Bu şekliyle, Allâh’ın, “varlığının bir delîli” ve kadın ve erkek için “karşılıklı nîmet” olarak bildirdiği evlilik müessesesi; maal’esef, her iki tarafı zehirleyen ve hayattan kopartan bir müessese hâline dönüşmüş durumda.

 

Evliliklerin “geldiği nokta” ve “gittiği istikâmet” ile “varacağı nokta” hiç iç açıcı durumda değil!

 

Bu durum:

 

     -->Kadın erkek arasındaki hukuk, güven ve ahlâka dayalı ilişkiye son verilip hukuk ve ahlâk dışı anlık ilişkilerin yayılmasına neden olacak.

 

     -->Bir erkeğin tahakküm ve esâretinden kurtulma çabasına düşen kadını, birden fazla erkeğin tahakküm ve esâretine sokacak, hayatın yükünü yapayalnız taşımak zorunda bırakacak.

 

     -->Evliliklerin ortadan kalkması nedeniyle, insanoğlu nesli er geç ortadan kalkacak ya da aslı nesli belirsiz insanlar türeyeceğinden sosyal bir kaos ve karmaşa başlayacak.

 

Velhâsıl:

 

     -Kerevete çıkmak, her bıyıklının ve uzun saçlının harcı değil..

 

     -Mürüvveti görmek de her bıyıklıya ve uzun saçlıya nasip değil..

 

 

Kerevete çıkmanın ve mürüvveti görmenin fiziksel, ruhsal, sosyal ve ekonomik bedelleri var.

 

Ancak, söz konusu bedeli peşin ya da taksitli de olsa ödeyenler kerevete çıkabiliyor ve mürüvveti görebiliyor.

 

Ne diyelim, bütün “kerevetzedeler”e çok büyük geçmiş olsun!

 

 

Ha bu arada, boşananlarla ilgili yukarıda verdiğim %30’luk istatistiğe:

 

     -Kerevete çıkmaya çalışırken; flört, söz ve nişan döneminde kerevete tırmanma esnâsında düşüp yara bere içinde kalıp hafif sıyrıklar, ufak tefek kırıklar ve pansumanla atlatan kerevetzedeler,

 

     -Birçok bâdire atlatıp kerevete çıktığı hâlde Murat ve Mürüvvet’i göremeyip: “Ne günâhım vardı da çıktım ben buraya! Allah belâmı verseydi de çıkmayaydım. Ey Murat / Mürüvvet, her nereye gittiysen bir ân önce gel!” diye sızlanmış şekilde; nereye gittiği belli olmayan Murat ve Mürüvvet’in gelmesini sabırsız bir şekilde beklemeye, bir kere olsun Murât’a ermeyi ve Mürüvvet’i görmeyi ummaya hâlâ devâm ederken yara bere içinde kalan, komalık olan, “içine kan ve dışına kızılcık şerbeti sızan”, “gününü gören” ve “dünyânın kaç bucak olduğunu gören” kerevetzedeler,

 

Bu sayıya dâhil değil!

 

 

Bir sonraki yazıda nasîp olursa; “yanlış rûh ikizi = inek ile evlenip faka basan” erkeğin, “devlet ve kadın iş birliği” eliyle “tıpış tıpış nafaka basan öküz”e dönüştürülmesini ele alacağız inşâallah!



">N O T L A R :

*Büyük bir yazı dizisi geliyor gümbür gümbür!


"Ufukça yaklaşmak" sûretiyle, değişik bir dille ilmek ilmek işlenen derin ve netâmeli bir konu:


 KADINLAR HÂRİKALAŞTIKÇA MECBÛREN NÛRÎLEŞEN ERKEKLER!

      -Kim kadın, kadın kim?

     -Kim erkek, erkek kim?

     -Hârika kim, hârikalaşan kim?

     -Nûrî kim ve nûrîleşmek ne demek, neden nûrîleşiliyor ve nûrîleşmeye kim neden oluyor?


*"Sanat, Hak ve halk içindir!" düstûruyla yazmaya çalıştığım yazı ve  şiirlerime yorum yapmak sûretiyle sağladığınız katkı için çok teşekkür ederim!


Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.