MEĞER, HER ŞEY KOSKOCA BİR YALANMIŞ!

Yayınlanma : 08 Eylül 2026 12:43

MEĞER, HER ŞEY KOSKOCA BİR YALANMIŞ!

 

Adalet bakanı Sayın Akın Gürlek, eski dosyaları tek tek açmaya ve gerçekleri ortaya çıkartmaya başlamış.

 

Kolaylıklar diliyoruz!



Meğer; bugüne kadar bize anlatılan her şey yalan yanlış imiş, hiçbir şey bilindiği ve göründüğü gibi değilmiş!

 

Yapılan tesbitlere göre:

 

      *Kurdun, suyu bulandırdığı için kuzuyu yediği de yalanmış.

     Bilâkis; kurt “bak kuzucuk, yapma etme; etin budun belli, sana kıymak istemiyorum, beni kendine bulaştırma, git başımdan!” dediği hâlde, kuzu dil çıkartıp nanik yaptığı ve en çok da "yiyemez kii, yiyemez kii!" dediği için çileden çıkıp kuzuyu yemiş..

 

      *Ağustos böceğinin tembel olduğu için çalışmadığı ve karıncanın da çalışkan olduğu için çalıştığı da yalanmış.

    Bilâkis; gündüz çalışmasının dışında akşam işportacılık yapan ağustos böceği; deponun kilidinin sürekli kırıldığını, depoladığı bütün buğdaylarının karınca ailesi tarafından çalındığını ve "bak karınca kardeş, şurada komşuyuz; yapma etme, ayıptır günahtır, kul hakkıdır!" uyarısına rağmen karıncanın hiç oralı olmadığını ve tınlamadığını, aksine mısırları da çalmaya başladığını görünce, bu duruma kahredip "ulan; bundan sonra elimi işe sürersem şerefsizim, sabah çalıp akşam oynamazsam nâmerdim!" diyerek çalışmaktan vaz geçmiş ve karınca o gün bu gündür kan ter içinde çalışmak zorunda kalmış.

 

     *Karganın, aptalca ağzından peynir düşürdüğü de yalanmış.

     Bilâkis; yakaladığı yerde tüylerini yolduğu, en çok da rengi için sülün ile ve sesi için bülbül ile kıyasladığı ve “sen dünyânın en güzel görünümlü ve sesli kuşusun!” diye ağzını büzerek dalga geçtiği için, plânlayarak tilkiyi ağacın altına çağırmış ve zehirli peynirle öldürmüş.

 

    *Tavşanın aşırı özgüven nedeniyle yolda salakanalık yaptığı için yarışı kaybettiği de yalanmış.

     Bilâkis; özel hoca tutup çok yarışa iyi hazırlık yapmış; ancak kaplumbağa tarafından uyku ilâcı konulan havuç cipsini yiyip ve havuç suyunu içtiği için uyuyakalması nedeniyle kaplumbağanın yarışı kazanmış ve tavşan ancak bir hafta sonra uyanabilmiş.

 

     *Şehre giden tarla fâresinin şehirdeki tehlikeyi görüp yıldırım hızı ile tarlaya döndüğü de yalanmış.

    Bilâkis; tarladaki açlık, soğuk ve çamurdan bıkıp “ben şehre gidiyorum, ne hâliniz varsa görün!” diye şehre gidip şehrin şa’şaalı ve debdebeli hayâtını gören tarla fâresinin; “ulan ben bugüne kadar boşa yaşamışım, gençliğim hep boşa gitmiş!” diyerek şehirde bar, pavyon, kumarhâne, kerhâne ve gazino işletmeciliğine başlamış ama mafyacılar ile vergi dairesi, belediye ve emniyet görevlileri tarafından haraca bağlanmış.

 

     *Tilkinin düz tabakta ve leyleğin testide yemek verdiği de yalanmış.

    Bilâkis; tilki ve leylek birbirine izzet-i ikramda bulunup “her zaman bekleriz, bir dahaki sefere dedeni ve neneni, çocuklarını ve torunlarını, bacı ve birâderlerini, elti ve görümcelerini, kayınpeder ve kayınvalide ile kayınbiraderlerini, baldız ile ve bacanaklarını, kuzenlerini de mutlakâ beklerim. Onları getirmezsen ölümü öp, valllaaaa billlaaaa küserim!” diyerek uğurlamış, söz konusu arkadaşlık şu an torunlar tarafından da devâm ettiriliyormuş.

 

     *Yılanın kanguru ile “ayyy ben seninle arkadaş olmakla ne iyi etmişim! diyerek arkadaşça yaşadığı da yalanmış.

    Bilâkis; yılan “kanguru kardeş, şimdi ben suya girersem boğulurum, karşıya geçinceye kadar beline dolanayım!” deyince îmâlı îmâlı bakan kanguruya “ben senin neden baktığını anladım. Vallaaa billaaaa, iki gözüm önüme aksın bir şey yapmam, biz arkadaşız yaaaa!” diye yemîn edip kanguruyu iknâ ederek kangurunun beline dolanmış ama derenin ortasına gelince “ne yapalım kanguru kardeş; serde yılanlık var, kusura bakma!” deyip kanguruyu sıkıp öldürmüş.

 

     *Fârenin arslanı avcıdan kurtardığı da yalanmış.

     Bilâkis; fâre, kendisini yakaladığında poposuna vurup “seni bir daha buralarda görmiiim bacaksız!” diyen arslanın “bacaksız” lâfına ifrit olup arslanın yerini avcıya ihbâr etmiş.

 

     *Eşeğin, köpeğe özendiği için dayak yediği ve saksağanın kekliğe özendiği için kendi yürüyüşünü unuttuğu da yalanmış.

     Bilâkis; eşek, kendisinin eşşek gibi çalışıp köpeğin miskin miskin yatmasına siniri bozulup köpeğin kemiğine işediği için dayak yemiş.

     Kekliğin yarı yürümeli yarı sıçramalı yürüyüşü ise, aniden karşısına çıkan kediden ödü koptuğu için o gün bugündür yürüyüşünü şaşırmış.

 

Hayvanlardan sonra insanlara gelirsek o konuda da gerçekler bambaşkaymış.

 

     *İlk önce Nasreddin hocanın dosyası açılmış, meğer onun da birçok hikâyesi de yanlış ve yalanmış.

     Bilâkis: Göle çalınan yoğurt inek yoğurdu değil manda yoğurduymuş, çocukların pazardan istediği şey düdük değil gofret olup Hoca’nın “parayı veren gofreti yer!” demiş; ters bindiği hayvanın eşek değil at imiş, oğlu sâdece o gün dereden geçerken değil her zaman babasının sözünü dinlermiş, yanlış çuvalı söyleyen Hoca imiş..

  

 

Diğer kahramanlar: Robin Hood, Robinson Crusoe, Jean Valjean, Don Kişot Ve Cervantes, Mulan, Peter Pan, Faust, Gulliver; Heidi, Kırmızı Başlıklı Kız, Pinokyo, Sindirella, Uyuyan Güzel, Pamuk Prenses Ve Yedi Cüceler gibi hikâyelerin dosyalarında da olayların burada olduğu gibi çarpıtıldığı ve üstünün örtüldüğü düşünülüyor.

 

Hele hele: Doğu’nun ve bu coğrafyanın ilâhî aşk, iffet ve sadâkat âbidesi olan Leylâ ile Mecnun, Kerem ile Aslı, Yûsuf ile Züleyhâ ile Ferhat ile Şirin ve yakın dönemin gizli sevdâ ve mühürleri olan Abdurrahman ile Mihriban, Yavuz Bülent ile Fatma hikâyelerinde de benzer şâibelerle karşılaşılması hâlinde; toplumun asırlardır sığındığı o saf ve dokunulmaz aşk ve sevdâ duygu dünyâsının yıkılması nedeniyle toplumsal bir infial ve cinnetin ortaya çıkmasından çok büyük endîşe ve kaygı duyuluyor..

 

Bu dosyalarda da bütün gerçeklerin kısa sürede gün yüzüne çıkacağına ve aydınlığa kavuşacağına dair güçlü bir kanâat var.



N O T L A R :

*Büyük bir yazı dizisi geliyor gümbür gümbür!


"Ufukça yaklaşmak" sûretiyle, değişik bir dille ilmek ilmek işlenen derin ve netâmeli bir konu:


 KADINLAR HÂRİKALAŞTIKÇA MECBÛREN NÛRÎLEŞEN ERKEKLER!

      -Kim kadın, kadın kim?

     -Kim erkek, erkek kim?

     -Hârika kim, hârikalaşan kim?

     -Nûrî kim ve nûrîleşmek ne demek, neden nûrîleşiliyor ve nûrîleşmeye kim neden oluyor?


*"Sanat, Hak ve halk içindir!" düstûruyla yazmaya çalıştığım yazı ve  şiirlerime yorum yapmak sûretiyle sağladığınız katkı için çok teşekkür ederim!


 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.