ANA PARADAN FAZLA ALINAN HER PARA FÂİZ MİDİR? - 7

ANA PARADAN FAZLA ALINAN HER PARA FÂİZ MİDİR? - 7

 

Gelecekteki enflâsyonun / değer artışının belirsizliği nedeniyle alacağın miktârının da belirsiz kalacağından bahisle, önerdiğimiz bu sistemin de yanlış olduğu ve fâize sebep olduğu hiçbir şekilde ileri sürülemez.

 

Çünkü:

 

     -->Bankalar, belirli bir fâiz karşılığı satın aldığı paranın üzerine belirli bir masraf ve fâiz ekleyip parayı borçluya satmaktadır.

 

    Bu durumda, banka: Elde etmek için “fâiz vaad etmekten başka” hiçbir mâliyete katlanmadığı ve hiçbir şekilde kendisine âit olmayan bir parayı, garanti bir bedel ile satmakta ve mutlak bir gelir elde etmektedir.

 

     Söz konusu paranın, enflâsyon ya da değeri daha fazla artan alternatif yöntemlere göre zarar etmesi hâlinde bile banka hiçbir şekilde gerçek bir zarara uğramamaktadır. Böyle bir durumda zarara uğrayan taraf banka değil, fâize para yatıran taraftır.

  

     -->Alacaklı ve borçlu, döviz ve değerli mâdenin fiyatlandırılmasında hiçbir şekilde mutlak bir irâde sâhibi değildir.

 

     Her iki taraf da edilgen bir şekilde, “otorite olarak kabul edilmiş ne idüğü belirsiz piyasa etkenleri”nin irâdesine boyun eğmiş ve irâdesini teslîm etmiştir.

 

     Her iki taraf da söz konusu “ne idüğü belirsiz” irâdenin verdiği karâra göre borcun ödeneceği gün oluşan değer üzerinden döviz ve değerli mâdeni kuyumcu ya da döviz bürosundan almaya ve vermeye “en baştan” râzîdır.

  

     -->Borç alışverişi mâkul ve helâl kabûl edilen değerli mâden ve dövizin de gelecekteki değeri belirsizdir ve bu yöntemde de gelecekteki belirsizlik kabûl edilmiştir.

  

     -->Döviz ve değerli mâdenin borç ödeme târihinde hangi fiyatta olacağı belirsizdir.

 

     İlgili döviz ve değerli mâden; borç verildiği günkü fiyattan daha yüksek bir bedel ile elde edilse bile, söz konusu mâliyet artışı fâiz olmayıp alacaklıyı koruyan bir sistemdir.

 

     Hattâ, “Söz konusu döviz ve değerli mâdenin değerinin enflâsyonun artışından daha az artmasıya daenflâsyon artışına rağmen borç alındığı günkü değerden daha aşağıya düşmesidurumu ile de karşılaşılabilmektedir.

 

     Böyle bir durumda alacaklı döviz ve değerli mâdende zarara uğrayacağını hissettiği hâlde; “borç verdiği için” döviz ve değerli mâdeni bozdurup kendisini koruyucu alternatife geçememekte ve zarara uğramaktadır.

 

     Bu nedenle, eğer imkânı varsa borçlunun ENFLÂSYONUN DAHA FAZLA ARTTIĞI VE ENFLÂSYON ARTIŞINA RAĞMEN DÖVİZ VE DEĞERLİ MÂDENİN DEĞERİNİN DÜŞTÜĞÜ HER İKİ HÂLDE DE ENFLÂSYONDAKİ ARTIŞA GÖRE BORCU ÖDEMESİ, hakkâniyete daha uygun ve daha âdil bir yoldur.

  

     -->Enflâsyon hesap sistemi, “ne idüğü belirli bir otorite olan Devlet” tarafından ve “sâdece millî paranın mal ve hizmet alım değerindeki düşmeyi hesaplayan temel bir hesap sistemi”dir.

 

     Döviz ve değerli mâden dâhil, millî para dışında kalan nakit ve gayrinakit varlıkların değerindeki değişme ile ilgilenmemektedir.

 

     “Ne idüğü belirsiz olan piyasa oyuncuları”nı otorite olarak görüp de “ne idüğü belirli olan devlet”in otorite olarak görülmemesi, hayâtın olağan akışı ile akıl ve mantığa aykırıdır.

 

     Bu nedenle, enflâsyon hesap sisteminin temel kabûl edilip bu sistem üzerinden “millî para ile nakit borç” verilmesi de alacaklıyı koruyan mâkul ve âdil bir sistemdir.

 

     Bu kapsamda; borç verilen gün ile borcun ödendiği gün arasında oluşan enflâsyon nedeniyle ortaya çıkan fark, fâiz olarak görülmemelidir.

 

     Hâl böyle olunca: Enflâsyon kadar fark almak, farkı hiç almamak ya da zarara uğradığını göre göre söz konusu farkın belirli bir kısmını almak; alacaklının inisiyatifinde olan temel bir hak olmalı ve bu farkı tam ya da kısmen alması nedeniyle kınanmamalı ve günahkâr sayılmamalıdır.

 

 

Şurası açık bir gerçektir ki:

 

Borç veren taraf, fedâkârlık yapmak sûretiyle borç verme süresi içinde belli bir faydayı elde etmekten vazgeçmiş iken; hiçbir şekilde zarara uğrama amacı gütmemektedir ve zarar görmeye rızâsı bulunmamaktadır.

 

 

Konuyu toparladığımızda, aşağıdaki sonuçlar ile karşılaşılacaktır:

 

     -->Borç ilişkisinde sübvansiyon uygulansın ya da uygulanmasın: Önerdiğimiz “geriye dönük enflâsyona / değer artışına göre hesaplanan tam ya da kısmî fazla miktâr üzerinden ödenmek üzere millî para ile borç verme sistemi” helâl, doğru ve âdil bir sistemdir.

 

     -->Önerdiğimiz sisteme göre ödenen fark, “borç verilen gün ile borcun ödendiği gün arasında oluşan enflâsyon / değer artışı ile oluşan fark”a eşit ya da söz konusu farktan düşük olduğu takdirde, hiçbir şekilde fâiz olarak değerlendirilmemelidir.

 

     Ayrıca; söz konusu enflâsyon / değer artışı farkının üzerine, borç verme sisteminin sürekliliğini sağlamak üzere katlanılan ya da borç verme işlemi nedeniyle ortaya çıkan “yasal ve cârî masrafları karşılayacak şekilde” fark eklemenin de fâiz olmaması gerekmektedir.

 

 

Bu konuyu müzâkereye açmaktaki maksadım; Allâh’ın maksadını dikkate almak sûretiyle, bireysel ya da kurumsal borçlanma ilişkisinde yaşanan bir soruna “istinbât etmek = çözüm üretmek” sûretiyle alternatif uygulanabilir bir yol göstermek idi.

 

Diğer konularda millîleşme ve yerlileşmeye önem verildiği gibi borçlanma sisteminde de millîleşme ve yerlileşmeye önem verilmesi, “YERLİLİK VE MİLLÎLİĞE DAYALI VE İSLÂM DÎNİNİN TEMEL DEĞERLERİNİ DİKKATE ALAN BİR BORÇLANMA SİSTEMİ”nin de kurulması gerekmektedir.

 

Diyanet İşleri Başkanlığının da bu kapsamda bir fetvâ üretmesi ve söz konusu fetvâyı Müslümanların ekserîsi tarafından bilinir hâle getirmesi gerekmektedir.

 

Kaldı ki, böyle bir sistem; %90’ı Müslüman olan bir ülkenin vatandaşlarının en temel hakkı olduğu gibi, Müslüman olmayan %10’u da koruyan ve onların da gönül rızâsı ile tâbi olacağı bir sistemdir.

 

 

Konuyu “haddini bilen” takvâ sâhibi eski âlimlerin sözüyle bitirelim:

 

En doğrusunu Allah bilir ve murâdına uymaya çalışan Müslümanlara, niyetine göre muâmele eder: Ya bir sevap ya iki sevap!

 

 

*Aritmetik ortalama: bir sayı dizisindeki tüm elemanların toplanıp elde edilen toplamın gruptaki toplam eleman sayısına bölünmesiyle bulunan temel bir merkezi eğilim ölçüsüdür.


NOT:

"Sanat, Hak ve halk içindir!" düstûruyla yazmaya çalıştığım yazı ve şiirlerime yorum yapmak sûretiyle sağladığınız katkı için çok teşekkür ederim!


Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.