Aydın, bürokrasideki keyfi uygulamaların devletin itibarını zedelediğini belirterek şu ifadelere yer verdi: "
İktidarın asıl imtihanı: Bürokratlar ve yöneticilerdir.
İktidar, gücü alır; fakat muktedirlik, o gücü taşıyabilme kudretidir. Güç ele geçirildiğinde mesele bitmez; asıl imtihan başlar.
Çünkü devlet, sandıkta değil, sahada anlaşılır.
Bugün en çok gözden kaçırılan gerçek şudur: Devletin kaderi, yalnızca siyasi iradenin değil, o iradenin taşrada ve merkezdeki uzantısı olan bürokrasinin elindedir.
Bürokrasi doğru çalışıyorsa devlet büyür; yanlış çalışıyorsa, aynı devlet içten içe yıpranır.
Sorun tam da burada başlar: Keyfiyet algısı.
Vatandaşın devlete güveni, çoğu zaman bir kanundan değil, o kanunu uygulayan memurun tavrından doğar.
Bir yerde adaletli, başka yerde keyfi uygulama varsa; orada devletin dili değil, kişilerin gölgesi konuşuyor demektir.
Bürokrasi, devletin hafızasıdır; ama aynı zamanda en hassas damarlarından biridir.
Bu damar ya liyakatle beslenir ya da kayırmacılıkla tıkanır.
Tıkandığında sadece hizmet aksamaz; devletin itibarı da aşınır.
Burada net konuşmak gerekir:
Keyfi uygulamalar bir istisna değil, sistemin zayıf noktası haline gelmişse, bu artık bireysel hata değil, kurumsal sorundur. Ve kurumsal sorunlar, bireysel uyarılarla değil, yapısal düzenlemelerle çözülür.
Siyasi otoritenin görevi de tam burada başlar. Sandık, hesabın sonudur; fakat devlet yönetimi, hesabın sürekli tutulduğu bir süreçtir.
Denetim gecikirse, bedel sadece siyasi değil, toplumsal olur.
Devlet ciddiyet ister. Ciddiyet ise keyfiliği kaldırmaz.
Liyakat, sadece bir tercih değil; bir zorunluluktur. Çünkü devletin gücü, yazdığı kanunlarda değil, o kanunların sahadaki karşılığında ölçülür.
Ve gerçeği en yalın haliyle söylemek gerekirse:
Bir devlet, bürokrasisi kadar adildir.
Bürokrasi ise ya devleti taşır ya da onu yavaşça tüketir.
Netice iyibarıyla:
İktidar gücü alır; muktedirlik ise onu sürdürülebilir kılar. Bu sürdürülebilirliği en çok bürokrasi belirler; ya güçlendirir ya da zayıflatır. Bu nedenle bazı bürokrat ve yöneticilerde keyfi uygulamalar görülebilmektedir.
Siyasi otorite ise bunları, vatandaşın sandıkta hesap vermesinden önce denetlemelidir...
Dahası aynı siyasi otoriteye bağlı olduğunu söyleyen grubların kendi içindeki makam,mevki kavgası artık rahatsızlık verici boyutlara ulaşmıştır."

