Siyaset ve iş dünyasında uzun yıllara dayanan tecrübesiyle tanınan Bülent Aydın, Türkiye'de son dönemde yaşanan siyasi gelişmeleri değerlendirerek, yeni parti tartışmalarından çok güven veren bir siyaset anlayışının önemine dikkat çekti. Aydın, kaleme aldığı değerlendirmesinde şu sözlere yer verdi:
"Türkiye'nin ihtiyacı yeni partiler mi, yoksa güven veren yeni bir siyaset anlayışı mı?
AK Parti'nin 2002'deki yükselişi, yalnızca kendi başarısının değil; ekonomik krizin, siyasal yorgunluğun ve toplumun değişim arzusunun tabii sonucuydu.
2002 ve sonrası Seçmen, geçmişi cezalandırırken geleceğe umut veren yeni bir adres aramıştı.
Bu açıdan AK Parti, uzun yıllar kendisini devlet karşısında yeterince temsil edilmediğini düşünen muhafazakâr, dindar ve Anadolu merkezli seçmen kitlesine güçlü bir temsil duygusu vermişti.
Bunun yanında ekonomik refah ve sosyal yardım politikalarıyla farklı gelir gruplarından da destek almıştı.
Bir anlamda toplumun tüm kesimlerini kapsayıcı, ötekileştirmeyen dil kullanmıştı.
Siyaset, elbette ki toplumun nabzını tutabildiği sürece güçlüdür.
Toplum ile siyaset arasındaki makas açıldığında ise insanlar yeni arayışlara yönelir.
Son günlerde CHP'de yaşanan gelişmeler ve kamuoyunda konuşulan 'Yeni Parti'nin kurulması aslında böyle bir arayışın işaretlerini vermektedir.
Ancak şu gerçeği unutmamak gerekir: Bir ülkenin kaderini tabelalar değil, ortaya konulan anlayış değiştirir.
Yeni bir parti kurmak kolaydır; zor olan, milletin güvenini yeniden kazanmaktır.
Çünkü güven, seçim meydanlarında verilen vaatlerle değil, zaman içinde sergilenen duruşla oluşur.
Toplum artık kavgadan yorulmuştur.
İnsanlar, birbirini suçlayan siyasetçilerden çok, birbirini dinleyen siyaset adamlarını görmek istiyor.
Gençler umut, emekliler huzur, çalışanlar alın terinin karşılığını, esnaf ise önünü görebileceği bir ekonomik iklim arıyor.
Aslında herkesin beklentisi farklı görünse de ortak noktası aynıdır: Güven.
CHP'de yaşanan tartışmalar ve 'Yeni Parti'nin kurulması da bu zaviyeden değerlendirilmelidir.
Kurulur kurulmaz ana muhalefetin büyük partisi olan 'Yeni Parti'nin sorumlulukları daha da büyümüştür.
Bu arada bir önceki yazıma sitemde bulunan
Eski CHP'li , yeni 'Yeni Partli'li kıymetli dostum Av.Tuncer Özyavuz'a cevaben:
"...Umarım ki, bu milletin temel dinamiklerini ötelemeyen, birlik-dirlik ve beraberlik içerisinde daha müreffeh,aydınlık yarınlar içerisinde bir hizmet anlayışıyla siyasi hayatlarına devam ederler.
Şüphesiz ki bize düşen de bu pozitif duygular içinde olmaktır.Bu manada,Yeni Parti'nin
'Milletimiz için hayırlı uğurlu' olması dileği ile..."
Ancak unutulmamalıdır ki ;
Bu gelişmeler sadece bir partinin geleceğini değil, Türk siyasetinin nasıl bir yöne evrileceğini de göstermesi bakımından önemlidir.
Çünkü millet, artık isimlerden ve tabelalardan çok icraata ve verdiği güvene bakmaktadır.
Tarih bize şunu öğretmiştir: Millet, günü geldiğinde değişimi sandıkta gerçekleştirir.
Fakat o değişim; öfkeyle değil, umutla beslenmelidir.
Bunun için siyasetin dili de değişmelidir.
Daha az ötekileştiren, daha çok kucaklayan; daha az polemik üreten, daha çok çözüm sunan bir anlayışa ihtiyaç vardır.
Ben inanıyorum ki bu aziz millet, kimin ne söylediğinden çok, kimin ne yaptığına bakacak ferasete sahiptir.
Siyasetin gerçek gücü de burada gizlidir.
Belki de bugün sorulması gereken en önemli soru şudur:
Türkiye'nin ihtiyacı yeni partiler mi, yoksa güven veren yeni bir siyaset anlayışı mı?
Bu sorunun cevabını her zaman olduğu gibi sağduyusuyla, vicdanıyla ve sandıkta göstereceği iradesiyle yine millet söyleyecek.
Çünkü bu topraklarda kalıcı olan ne liderlerdir ne de partiler...
Kalıcı olan, milletin hafızasında yer edinen samimiyet, adalet ve hizmet anlayışıdır.
Türkiye'nin yarınlarına inancım tamdır.
Köklerine bağlı, milli ve manevi değerlerine sahip çıkan aziz milletimiz; birlik ve beraberliğini koruduğu müddetçe, daha güçlü, daha adil ve daha müreffeh bir Türkiye'yi inşa edecektir. Allah'ın izniyle, ülkemizin geleceği aydınlıktır."

