Köşe Yazısı

... OTOPARK ZULMÜNE ARTIK YETER

Vatandaşı soyuyorlar, şehri boğuyorlar… DUR DEYİN! Her boş alan rant, her park soygun! Bu düzene artık son verin!
Erol Yazıcı
Erol Yazıcı
31 3 dk 0

... OTOPARK ZULMÜNE ARTIK YETER,

Vatandaşı soyuyorlar, şehri boğuyorlar…

DUR DEYİN!

Her boş alan rant, her park soygun!

Bu düzene artık son verin!

Ya arkadaş, mahalle araları, sokak başları, hatta şehrin nefes alacak tek bir boşluğu bile göz göre göre otopark rantına çevriliyor!

Zaten ekonomik krizin altında ezilen, ayakta kalmaya çalışan vatandaş, aracını park edebilmek için soygun niteliğindeki fahiş ücretlerle karşı karşıya bırakılıyor, adeta soyuluyor.

Bu yapılan ne insani ne etik ne de vicdani bir uygulamadır. Bu resmen vatandaşı çaresizliğinden vurarak cebini boşaltmaktır!

İstanbul’da bir işi olan, kentin trafik keşmekeşini ve anarşisini aşıp gün içinde iki üç yere uğramak zorunda kalan bir vatandaşın cebinden günlük 1.000–1.500 lirayı yalnızca otoparka verdirmek nasıl bir mantıkla açıklanabilir?

Bu nasıl bir anlayış, neyin hizmetidir? Bu, hizmet kisvesi altında yürütülen düpedüz bir dayatmadır.

İnsanlar şikâyetlerinde; yol kenarında park ederken sunulan hizmetin ücrete değmediğini, kısa süreli park için bile yüksek bedeller istendiğini anlatıyor.

Şikâyet platformları vatandaşın çığlıklarıyla dolu. İnsanlar yol kenarında park ederken karşılığında hiçbir hizmet sunulmadığını, kısa süreli duraklamalarda bile astronomik bedeller istendiğini feryat ederek anlatıyor:

  • 23 dakikalık park için 180 lira!
  • Dört saatlik kullanım için 270 lira!

Bunlar münferit olaylar değil; binlerce kullanıcının bizzat yaşadığı, tekrar tekrar gündeme gelen gasp gibi uygulamaların somut kanıtlarıdır. Vatandaş artık bunalmadı, patlama noktasına geldi!

Üstelik mesele sadece ödenen servet değerindeki ücretler de değil.

Yol kenarına park eden vatandaş haklı olarak soruyor: "Burada bana hangi hizmeti veriyorsunuz?"

Bir diğer vatandaş kapalı otoparkta aracının üstüne tavandan su damladığını, malına zarar geldiğini belgeliyor.

Yani vatandaştan servet alınıyor ama karşılığında sunulan ne bir güvenlik ne bir kalite ne de sorumluluk var!

Kimi yerde haraç keser gibi para toplanıyor, kimi yerde ise ödenen paraya rağmen vatandaşın malı heder ediliyor.

Şehrin boş görülen her noktasını, halkın nefes alabileceği her alanı otopark rantına çevirerek İstanbul’u yaşanmaz bir cehenneme dönüştüren bu çirkin, vahşi ve gözü dönmüş anlayıştan derhal vazgeçin!

Vatandaşı bu kadar çaresiz, bu kadar seçeneksiz bırakamazsınız!

İnsanlar artık işe gitmekten, bir hastaneye uğramaktan, çoluk çocuğuyla bir nefes almaktan bile otopark hesabı yüzünden korkar hâle geldi.

Bunun vebali de günahı da doğrudan bu düzeni kuranların ve göz yumanların boynundadır.

Ama görünen o ki sizin gözünüzü paradan ve ranttan başka hiçbir şey görmüyor.

Kazanmak olsun da nasıl olursa olsun, öyle mi?

Her boşluğa aç gözlü kurtlar gibi çökmek; vatandaşı mecbur bırakıp cebindeki son kuruşa göz dikmek hizmet değildir!

Bu, insanı canından bezdiren ahlaksız bir hırsızlık düzenidir.

Sizde Allah korkusu, utanma duygusu, kul hakkı bilinci ve hizmet sevdası nerede kaldı?

Taşın suyunu sıkıp vatandaşı sömürmenin üstadı olmuşsunuz!

Ancak şunu iyi bilin: Vatandaşın sabrı da cebi de sınırsız değildir!

Bu yapılan açık bir zulümdür.

Ve tarih şahittir ki; zulmün de zalimin de yanına kâr kaldığı tek bir gün bile görülmemiştir!

Unutmayın ki,

Önyargısız, samimi bir yürekle sorgularsanız…

Gerçek size hikmet olarak sunulur. 

 

erolyazıcı / ABBEYT ♥️Hakikat Yolunda Bir Yolcu

14.10.2026, çarşamba

 

Siz ne düşünüyorsunuz?
 

Fikrinizi bizimle paylaşın,

Yorumlarınız başka gönüllere ışık olsun.

Bu yolculukta sizlere rehberlik edecek olan,

Kalbinizin sesi ve aklınızın ışığıdır.

Teşekkürler, sevgiler, saygılar…

 

Yorumlarınızı aşağıya bekliyoruz.

 

Erol Yazıcı
Erol Yazıcı

[email protected] · Makale sayısı: 515

Bu Yazıyı Paylaş