PENDİK’İN "DELİKANLI" ÇINARI SÜLEYMAN AKBABA
"Gördüğünüz değil, tanıdığınız bir insan portresi…"
Bazı insanlar vardır; biriktirdikleri para değil, dostlardır. Bazı hayatlar vardır; çocukken batırılan bir bez tekneden, dünya şampiyonluğuna uzanan bir inat öyküsüdür.
Bugün, “Hayatına Şahit Olalım” köşemizde, sözünü sakınmayan, dostluğu kutsal bilen, Pendik’in tozlu yollarından hayatın zirvelerine tırnaklarıyla kazıyarak çıkan Süleyman Akbaba’yı ağırlıyoruz.

Onun hikayesi; çileli bir gençlikten, onurlu bir geleceğe yürüyüşün ta kendisi...
"Hayatına Şahit Olalım"
"Yakından Bakınca"
Gördüğünüz değil, tanıdığınız bir insan portresi…
"Bir Hayata Yakından Bakmak"
"İzi Olan İnsanlar: Sözleriyle, Gözleriyle"
"Portreler: Hayata İz Bırakanlar"
"İnsan Hikâyeleri: Derinlikte Buluşmak"
"Kalbinle Anlat, Zihinde Kal"
"Bir Hayata Şahit Olmak"
"Gözden Kalbe: Gerçek Bir Portre"
"Kim Olduğunu Anlat, Kimlere İlham Olduğunu Göster"
"Hayatın İçinden Bir Yüz, Bir Ses, Bir Kalp"
"Söz Gözden Geçer: Kalbe Konuk Olur"

İşte o muazzam hayat hikayesi:
Süleyman Akbaba’nın içten, dobra ve yaşanmışlık kokan cevapları;
Ve
Karakter derinliği taşıyan hem duyguyu hem de kişiliğe saygıyı yansıtan, sizin de çok ilginizi çekecek bir önemli şahsiyeti sizin için ağırladık.
Akbaba’nın hem profesyonel hem duygusal hem de samimi yönlerini bilin istedik.
Sizin için farklı tematik başlıklar altında, röportaj havasında, duyguyu ve özü ortaya çıkaracak şekilde gerçekleşen sohbeti size sunuyoruz.
Lütfeder okursanız, bizleri çok mutlu edersiniz.

BÖLÜM 1: KİMLİK VE KARAKTER AYNASI
--- Süleyman Bey, sizi hiç tanımayan birine kendinizi üç kelimeyle anlatmanızı istesek, bu kelimeler ne olurdu?
Dostluk, Onur ve İnat.
--- "İnat" kelimesi genellikle negatif algılanır ama sizde farklı bir duruşu var sanki.” Dostluk, Onur ve İnat" sizin için bir yaşam felsefesi. Peki, bu "inat", hayatınızda sizi en çok nerede zorladı, şekillendirdi? Ve bu zorlandığınız an, size ne öğretti?
Benim inadım geriye dönük bir saplantı değil, doğru olan başarıya kilitlenmektir. Mesela işimde inat ettim, en iyilerden oldum. Bilek güreşinde inat ettim, dünyanın bileğini büktüm. Benim için inat, başarının itici gücüdür.

--- Kendinizde en sevdiğiniz ve değiştirmek istediğiniz yönünüz nedir?
En sevdiğim yönüm, tereddütsüz insanlara yardımcı olmamdır. Değiştirmek istediğim şey ise kindarlığımdır.
--- "Kindarlığınızı" değiştirmek istediğinizi söylüyorsunuz. Bu içten itiraf, büyük bir öz farkındalık. Peki, bu kindarlık, en son ne zaman "onurunuzla" savaştı? Hangisi galip geldi?
Şunu düzelteyim; benim kindarlığım şahsi meselelerden ziyade vatanla alakalıdır. Söz konusu vatansa, ona söz söyletmeyi hiç sevmem. O noktada kindarım ve bundan da vazgeçmem.
--- Hayatta en çok neye değer verirsiniz?
Dostluklar, ahde vefaya çok önem veririm

BÖLÜM 2: PENDİK’İN TOZLU YOLLARI VE BATAN GEMİ- Hayat Yolculuğu (Biyografik Akış)
--- Çocukluğunuza dönsek... Nerede doğdunuz, nasıl bir çocukluk geçirdiniz? Nerede başladı bu hikâye?
1959 yılında Türkiye’de doğmuşum. Ama Taşkın Gündağ’a sorarsanız Beyrut’ta doğmuşum! Rahmetli anama sorarsanız "Seni çingenelerden aldım" derdi, yani herhalde Romanya’da doğmuşum! (Gülüyor). Şaka bir yana; Pendik’in tozlu yollarında oyun oynayarak, deniz kenarında midye toplayarak, bahçelerden meyve yiyerek geçen harika bir çocukluktu benimkisi.
--- Çocukluğunuzda sizi en çok etkileyen, unutamadığınız o anı nedir?
Tekneyi yaptık ama ayaklarımızı basacağımız noktada tahtalar eksikti, paramız yetmemişti. Yine de denize indirdik. 50 metre kadar açıldık. Sonra Turan diye bir kardeşimiz yanlışlıkla ayağını tahtaya değil de beze basınca, teknemiz kış günü delindi! Hepimiz yüzerek kıyıya geldik. Allah’tan hepimiz çok iyi yüzücülerdik. Aksini düşünemiyorum. O beni çok etkiledi. Hiç unutamadım. O anı, o mücadeleyi ve o hüsranı hiç unutamadım.

--- Çocukken yaptığınız ve batan, o 3 metrelik yelkenli, sadece bir çocukluk anısı değil, adeta bir hayat metaforu gibi. O gemiyi bugün tekrar denize indirebilseydiniz, o gün eksik kalan o tahtanın yerine, hangi "tahta"yı (değeri, ilkeyi) monte ederdiniz, mutlaka eklersiniz?
O geminin manevi değeri çok büyüktü. Çünkü içinde çocukluk arkadaşlarım vardı; Can Özdemirci, Süleyman İşbilen, Fellah Turan, Muammer Eşsiz, Sedat... O gemiye eklenecek en sağlam tahta "Dostluk"tur. Benim için en büyük değer budur.

BÖLÜM 3: HAYATIN KIRILMA NOKTALARI
--- Eğitim hayatınız ve kariyer yolculuğunuz nasıl şekillendi?
Pendik İlkokulu'nda başladım. Müdürümüz merhum Saim balkır. Hocamız Şükriye hanımda 1-2’yi Pendik ilkokulunda okudum. Sene sonuna doğru Can Özdemirci kardeşimle şakalaşırken hocamın masa üstü kalemini kırdım. Biraz yaramazdım; bir şakalaşma sırasında hocamın kalemini kırınca beni Süreyyapaşa İlkokulu’na sürgün ettiler! (Gülüyor). Makbule Gülkanat hocamla 3’ü okudum. Sonra tekrar Pendik’e döndüm. 3 ve 5. Sınıfı Türkan hocamla bitirdim. Ortaokul Pendik lisesinde, orta okuldan sonra Ardından Özel Moran Koleji’ne gittim. Ancak lise 1’i bitirdiğim yıl, 1977’de babam rahmetli oldu.
--- “Hayatımı değiştiren dönüm noktası” dediğiniz an nedir?
Evet, babamın vefatı hayatımın en kötü ama en belirleyici dönüm noktasıdır. 1977 yılı idi. Lise 2’ye devam etmek istesem de evin yükü omuzlarıma binmişti. İnşaatlarda çalışıp okumaya uğraştım. Ama okul hayatım bitmişti. Okuyabilseydim iyi bir fizikçi olurdum, ama hayat beni inşaat sektörüne itti. Genç yaşta okullar, camiler, sanayi siteleri yaptım. Yurt dışında milyon metrekare üzerinde projelerde görev aldım.

--- Bugüne kadar aldığınız en önemli dersin, "İnsan bir hiç olmalı" diyorsunuz. Bu, büyük bir tevazu. Peki, bu "hiç" olma halinin içi sizin için nasıl dolar? O "hiç"te sizi tamamlayan, anlamlandıran ne vardır?
Her şeyin Allah’tan olduğunu bilmek ve bu yüzden elinden geleni yapıp finali Allah’a bırakmak. Kendimizi fazla abartmamalı, büyütmemeli, kibir yapmamalı, başarıyı salt kendinden bilmemeli.
Hayattaki en büyük ders, insanın "kanaat sahibi" olmasıdır. İnsan bir "hiç" olmalı. Herkesi hoş bilmeli, kendini boş bilmeli.
--- "Kendini boş bilmek" çok derin bir tasavvufi hal. Sizin için bu "hiç" olmanın içi nasıl doluyor?
Her şeyin Allah’tan geldiğini bilerek... Elinden gelenin en iyisini yapıp, finali Allah’a bırakarak doluyor o boşluk.

BÖLÜM 4: İNSANİ HALLER VE DUYGULAR
--- Sizi en son ne zaman derin bir şekilde mutlu gördük?
Gazze’de ateşkes ilan edildiğinde... O masum çocuklar açlıktan, bombadan ölmeyecek diye derin bir huzur duydum, çok mutlu oldum.
--- Peki ya gözyaşlarınız? Gözyaşlarınıza engel olamadığınız bir anı bizimle paylaşır mısınız?
Sevdiklerim bu dünyadan yolculuğa çıktığı zaman hep hüzünlenirim.
Sonra Yahya Kemal’in o meşhur beyti gelir aklıma:
"Gidenler belli ki memnun yerinden
Çok seneler geçti dönen yok seferinden."

--- "Dostlar karanlıkta yıldızlar gibidir" diyorsunuz. Peki siz, hangi dostunuzun karanlığında bir yıldız oldunuz? Ve o an, sizi "yıldız" yapan neydi?
İntiharın eşiğinde olan bir kardeşimin dertlerine deva olma, çözüm olma şansım oldu. Onu hayata döndürebildim. Bana bu imkânı, bir insanın hayatına dokunma fırsatını ikram eden Rabbime şükürler olsun. Yardım ettiğimde bunun benden değil, Allah’tan olduğunu bilirim. Sadece vazifemi yerine getirmenin huzurunu yaşarım.
--- Size ilham veren bir kişi ya da söz var mı?
Bana ilham veren bütün Türk büyükleridir.
Söz ise kızıl derili reisin, oturan boğanın bir sözüdür. BENİM KALBİMİ VATANIMA GÖMÜN.
--- Yardım ettiğiniz biri size ne hissettirmişti?
Yardım ettiğimde benden değil Allah’tan olduğunu bilirim. Vazifemi yerime getirdiğim için huzurlu, mutlu olurum

BÖLÜM 5: HAYALLER VE GELECEK
--- Gerçekleştirmek istediğiniz ama ertelediğiniz bir hayaliniz var mı?
Evet, var. Bir yarış yelkenlisi... Hep hayalimdir. Dünya çapında bir dizaynır kardeşim var, Osman Tanju Kalaycıoğlu. Hâlâ beraber yarışıyoruz. MCE YHATC KNİDOST’la yarışıyoruz. Ekibimizde harika. "Duru" diye bir tekne çizdi, arkadaşımın kızının ismini verdik. Ama marina kira fiyatları yüzünden Duru teknemiz şimdilik beklemede.
Bir de Tibet’in felsefi sırrını merak ediyorum, Dalay Lama ile tanışmak isterdim.

--- Gelecekte insanlar Süleyman Akbaba'yı nasıl hatırlasın istersiniz?
İnsanlar beni "Delikanlı", "Adamın hası" diye hatırlayacaklar. Çünkü ben menfaat ve para biriktirmedim. Ben dünyanın en büyük, en değerli koleksiyonuna sahibim: Hep güzel dostlar biriktirdim. Onun için benim ailem çok büyük.
--- “Bir gün mutlaka…” diye başlayan bir cümleniz var mı?
Tabi var. Dalay lama ile Tibet’in felsefi sırrını merak ediyorum.

BÖLÜM 6: SAMİMİ İTİRAFLAR
Sürprizli ve Samimi Sorular (güldüren, yakınlaştıran)
--- Hiç kimsenin bilmediği bir yönünüzü bizimle paylaşır mısınız?
Koşmayı pek sevmem. Yürüme ve yüzme tercihimdir.
--- Sizi utandıran ama şimdi gülümseten bir anınız var mı?
Beni utandıran bir anım var ama gülümsetmiyor, hala mahcubum. Yıllar önce haksız yere Mücahit Temirtaş kardeşime bir tokat atmıştım. O an çok utandım. Yıllarca "Gel bir tokat da sen bana at, ödeşelim" dedim. Kırk sekiz senedir bekliyorum. Ama o benden de inat, atmıyor!

--- Boş bir pazar günü sizi nerede ve nasıl görebiliriz?
Küçükyalı sahilde... Yanımda Akdoğan Büyükateş abim ve Bülent Kapıcı kardeşimle ya yürürken görürsünüz ya da Beltur’da çay içerken.
--- Çocuk olsanız yine aynı hayatı seçer miydiniz?
Tabii ki. Ama o "Eski Pendik" olmak kaydıyla...

KAPANIŞ: BİR HAYAT DERSİ
Özlü ve özel Cümleler
--- Süleyman Bey, hayatınızdan bir ders çıkarılsa, başlığı ne olurdu?
"Çalışkan, Dürüst, Dost Canlısı ve Vatanperver."
--- Son sözünüz ne olurdu? Kendinize, okurlara ve hayata dair?
Menfaat ve para değil, dost biriktirin. Dostlar karanlıkta yıldızlar gibidir; sıkıştığınızda muhakkak size yol gösterirler. Sevgi, insanın kalbinde bir emanet gibidir. Bazılarında "vefa" olur, bazılarında "heba". Tavsiyem; Pendiklilerde vefa olsun.
Bonus:
--- "Sizi tanımaya nereden başlamalıyız sizce?"
Çileli gençlikten, onurlu geleceğe
--- "Eğitim hayatınızın sizde bıraktığı en kalıcı iz neydi?
Edebiyat hocam, Ece hanımın arada bir bana söylediği, anne nasihatlarıydı. Allah rahmet eylesin. Benim için anne yarısıydı.

SÜLEYMAN AKBABA DİYOR Kİ:
Sevgi insanın kalbinde bir emanet gibidir. Bazılarında vefa olur. Bazılarında heba. Tavsiyem Pendik’lilerde vefa olsun.
SÜLEYMAN AKBABA:
Mesleki Kimlik ve Uzmanlık (CV niteliğinde)
--- Mesleğinizin size en çok ne kattığını düşünüyorsunuz?
Mesleğimin bana kattığı değer, izleme, düşünme ve de sabredip ani karar vermeme.
--- Şu anki görevinizde tam olarak ne yapıyorsunuz?
Şu anda emekliyim. Keyfini sürüyorum. Yelken yarışlarına devam ediyorum.
--- Hangi projeyle/başarıyla gurur duyuyorsunuz?
Genç yaşta yaptığım okul, cami, sanayi sitesi, yurt dışında milyon m2 üzerinde projelerde görev aldım. Projelerimiz saymakla bitecek gibi değil.

--- İşinizdeki en büyük motivasyon kaynağınız nedir?
İşimi çok severim. Hep araştırırım. Yeniyi reddetmeme benim en büyük prensibimdir.
--- Hayatınızda iz birakan büyüklerden kimleri söyleyebilirsiniz:
İrfan Kazancı, akdoğan Büyükateş, Orhan Çakıroğlu, Hadi Salihoğlu, Tayfun Erdim. Halit Topyay, Şefik Güney, Adnan Uygurlu, Hasan Yazıcı, Ömer Öztürk, Yusuf Sancak, Ali Erdim, Gülfet Aslantürk, Halil Ön ve daha niceleri …
--- Yaptığı sporlar:
Judo, yelken, bilek güreşi, satranç, briç
--- Aileniz:
Evliyim.31 yaşında Abdülgani Enver akbaba adında aslan gibi bir oğlum var.

--- Kendini hangi meslek erbabı olarak görüyor:
İnşaat danışmanıyım
--- Sence insanlık nereye koşuyor:
İnsanlık mana devrini bitirmiş, madde devrine koşuyor.

Kıymetli SÜLEYMAN AKBABA beyefendi,
Zamanınızı, kalbinizi ve düşüncelerinizi bizimle paylaştığınız için en içten teşekkürlerimizi sunarız.
Sorularımıza sadece cevap vermediniz…
Hayatınıza dokunmamıza, sizi gerçekten tanımamıza da izin verdiniz.

Sorularımıza, içtenlikle ve gönlünüzden geldiği gibi cevaplar verdiniz.
Sözlerinizde içtenlik, duruşunuzda samimiyet, cevaplarınızda derinlik vardı.
Bu yolculukta sizinle yürümek, sadece bir tanıtım değil, bir ilham vesilesi oldu bizim için.
Sözlerinize, bakışlarınıza, emeğinize bir kez daha teşekkür ediyor; sizi tanımaktan büyük memnuniyet duyduğumuzu belirtmek istiyoruz
Her satırında sizin iziniz, her satır arasında sizin kalbiniz var.
Her kelimeniz bizim için bir iz, her cümleniz ayrı bir değer taşıyor.
Ve biz inanıyoruz ki, sözlerinizle nice gönüllere ışık düşecek, nice hayata dokunacak bir yolculuk başlattınız..
Size zaman ayırdığınız, iç dünyanızı açtığınız ve bu yolculuğa yoldaşlık ettiğiniz için gönülden teşekkür ediyoruz.
Kıymetli Süleyman Akbaba’ya, iç dünyasını tüm samimiyetiyle bizlere açtığı, "eski toprak" olmanın ne demek olduğunu zarif duruşuyla hatırlattığı için teşekkür ediyoruz. Onun hikayesi, betonlaşan dünyamızda dostluğun ve vefanın en sağlam sığınak olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

Röportaj: “Hayatına Şahit Olalım” Serisi Editör Ekibi Adına,
Erol Yazıcı & Elif Kırnak
“İz bırakan insanlara, hakkıyla teşekkür etmek de bir borçtur.”
Saygı, sevgi ve minnetle...
Yapay zekanın söyleşi hakkında ki yorumu:
Harika bir proje ve son derece samimi, derinlikli bir portre çıkarmak üzere olduğunuz çok büyük. Sayın Süleyman Akbaba'nın verdiği cevaplar, onun ne kadar köklü, duygulu ve felsefi bir birikime sahip olduğunu gösteriyor. Sorular çok kapsamlı. Muhteşem.
Yayınlanan röportajlar
Yüksek Mimar Hikmet Işık’ın Yolculuğu: Hayaller, Mücadele ve Başarı https://www.pendikgazetesi.com.tr/yuksek-mimar-hikmet-isik-in-yolculugu-hayaller-mucadele-ve-basari_29851r.html
Bir Başarı Hikayesi: Türkiye'nin Cesur Dalgıcı Şebnem Sarvazlar https://www.pendikgazetesi.com.tr/bir-basari-hikayesi-turkiye-nin-cesur-dalgici-sebnem-sarvazlar_29124.html
