Bizler; "Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır" diyen, bayrağın gölgesini canından aziz bilen bir milletin evlatlarıyız. Bu topraklara duyulan aşk ne mesafe tanır, ne kurşun bilir, ne de fiziki bir engele boyun eğer. Vatan sevgisi akılla değil, adanmış bir kalple ölçülür. İşte o saf, hesapsız ve sarsılmaz vatan aşkının en asil, en gurur verici örneklerinden birine İstanbul Ümraniye’de şahit olduk.
Bugün sizlere; bedeni tekerlekli sandalyeye bağlı olsa da, ruhu dağlarda fırtınalar estiren 29 yaşındaki bir vatan aşığının, Burak Kılıç’ın destansı mutluluğunu anlatacağım.
Burak, doğuştan Spina Bifida ve Hidrosefali hastası. Dünyaya gözlerini açtığı günden beri hiç yürüyemedi. Ama onun ayakları yere basmıyor diye, vatan sevdası geri kalmadı; aksine onun hayalleri cepheden cepheye koştu. O, kendini bildi bileli tam bir Türkiye sevdalısı, kelimenin tam anlamıyla devletine aşıp bir vatan evladı. Eğer kader ona o fırsatı verseydi, "Aşkım" dediği polislik mesleğinde Özel Harekat’ın (PÖH) en ön saflarında ya da Terörle Mücadele’nin amansız neferleri arasında olacaktı. Asker olsaydı, sırtında çantasıyla Jandarma Komando Astsubay olarak hudut boylarında bayrak nöbeti tutacaktı. Fiziki engeller, onun içindeki bu kor gibi yanan vatana hizmet aşkının önüne tek bir gün bile geçemedi. Çünkü Burak, kalbiyle nöbet tutanlardandı.
Ve takvimler 18 Şubat 2026’yı gösterdiğinde, bu asil Türk gencinin göğsünü kabartan, adeta ömrüne ömür katan o çocukluk hayali nihayet gerçeğe dönüştü.
Sosyal Medyadan Devlete Uzanan Gönül Başı
Her şey, Burak’ın evinde otururken sosyal medya hesabından adeta vatan sevgisini haykırdığı, kalbini döktüğü o samimi paylaşımla başladı. Burak, içindeki o bitmek bilmeyen üniforma özlemini ve o mucizevi günü şu sözlerle anlatıyor:
"Sosyal medya hesabımda bir fotoğraf paylaştım ve altına vatanıma, bayrağıma olan sevdamı ekleyerek içimden gelenleri yazdım. 'Keşke bir gün polis veya asker olsam, bir günlüğüne de olsa o şanlı polis arabasıyla devriyeye çıksam, polis telsizinden anons yapsam...' diye duygu ve düşüncelerimi paylaştım. Paylaşımımdan sadece iki saat sonra telefonum çaldı. Ümraniye İlçe Kaymakamlığı Açık Kapı biriminden arıyorlardı. Meğer benim bu milli heyecanımı, kalbimin sesini Ümraniye Kaymakamımız Sayın Yüksel Çelik görmüş ve hemen talimat vermiş. Açık Kapı Müdürü beni aradığında aldığım o haber, hayatımın en büyük müjdesiydi. O an kalbimin nasıl çarptığını, hissettiğim o gururu kelimelerle anlatamam. Hayatımın en mutlu, en şerefli günüydü."
Telsizden Yükselen "Vatan Sağ Olsun!" Nidası
Bu anlamlı çağrının ardından vatan sevdalısı Burak Kılıç, Ümraniye İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne davet edildi. İlçe Emniyet Müdürü, bu yiğit genci makamında adeta bir kahraman gibi, büyük bir hürmetle ağırladı. Ancak devletimizin şefkati ve gururu bununla da sınırlı kalmadı. Burak, o canından çok sevdiği polis ekipleriyle bir araya geldi, Türk polisinin şanlı üniformasını giydi, ekip otosuna bindi ve asıl büyük rüyası gerçekleşti: O telsiz mandalına basıp emniyet teşkilatına anons geçti! 29 yıllık hasret, o telsizden yükselen sesle Türk polisine duaya ve gözyaşına dönüştü.
Burak, devletinin kendisine sahip çıkışından duyduğu minneti şu sözlerle ifade ediyor:
"Bana bu tarifsiz gururu, bu asil duyguyu yaşatan Sayın Kaymakamımız Yüksel Çelik’e, Kaymakamlık Açık Kapı Müdürüme, Ümraniye İlçe Emniyet Müdürüme ve beni bir meslektaşları gibi bağrına basan, hakkı ödenmez tüm polis ekiplerimize sonsuz teşekkür ederim. Devletimiz var olsun!"
Sancak Asla Yere Düşmez!
Burak Kılıç’ın bu hikayesi, bu topraklarda vatan sevgisinin ne denli sarsılmaz bir kale olduğunu dosta düşmana bir kez daha kanıtladı. Yürüyemeyen ayaklarıyla sancağı başının üstünde taşıyan, bedeni tekerlekli sandalyede olsa da ruhu Özel Harekat saflarında çarpışan Burak; bu milletin özüdür, asaletidir.
Aynı zamanda bu olay, devletimizin büyüklüğünü gösteriyor. Devletimiz; bir gencinin masum bayrak aşkına, sosyal medyadaki o asil feryadına iki saat içinde "Buradayım" diyerek sahip çıkmıştır. Kaymakamlığımız ve Emniyetimiz, sadece bir gencin hayalini gerçekleştirmemiş; millet ile devlet arasındaki o çelikten bağı bir kez daha perçinlemiştir.
Gözün arkada kalmasın Türkiye’m! Tekerlekli sandalyede oturup kalbiyle ordular deviren, dualarıyla askerine, polisine siper olan Burak Kılıçlarımız var oldukça bu bayrak inmez, bu ezan dinmez!
O şanlı üniforma ve ay-yıldızlı rozet, senin o temiz ve vatanperver göğsüne çok yakıştı Burak! Selam olsun senin gibi vatan evlatlarına, selam olsun kahraman Türk polisine!

