Toplumda sıkça dile getirilen “din akıl işi değil gönül işidir” anlayışı, Kur’an perspektifinden yeniden ele alınıyor. Yazıda, vahyin insanı düşünmeye, araştırmaya ve bilgiye dayalı hareket etmeye çağırdığı belirtilirken; aklını kullanmamanın bir teslimiyet değil, bilakis istismara zemin hazırlayan bir zaaf olduğu ifade ediliyor. Din kisvesi altında ortaya çıkan hurafe ve menkıbelerin, sorgulamayan bireyler üzerinden güç kazandığına dikkat çekilen metinde, gerçek dindarlığın fıtrata ve ilahi kanunlara uygun bilinçli bir hayat sürmek olduğu vurgulanıyor.
KURAN’A SORALIM
Doğru bildiğimiz yanlışlar
Aklı kullanmamak dindarlık değildir!
Dinin akıl işi değil gönül işi olduğu, dinde aklıyla hareket edenin Allah’a tam teslim olamayacağı gibi bir takım temelsiz düşünceler vardır. Oysa Kuran akla büyük önem verir ve sürekli ona vurgu yapar.
Kuran’da din, fıtrat olarak tanımlanır.
Fıtrat, varlıklardaki gelişim, oluşum ve değişimin kanunları demektir. Dolayısıyla gerçek bir mümin, aklını kullanarak Allah’ın tüm kainattaki kanunlarının farkına varmaya gayret eden ve bu kanunlar çerçevesinde hayat süren kişidir.
Yani aklını sonuna kadar kullanıyor olması bir müminin olmazsa olmaz vasfıdır.
Bu, ayrıca kişiyi dinle ve Allah’la aldatmak isteyenlere karşı da alınmış en etkili tedbirdir.
Çünkü insan ve cin şeytanları kişileri Allah’la aldatırlar. Bunlar çoğu zaman insanların karşısına din kisvesi altında çıkarlar. Hikâyeler, menkıbeler, akıl dışı bir sürü şeyler anlatırlar. Aklını kullanıp “Hiç böyle şey olur mu?” diyerek fıtratının sesine kulak verenlere de “Bu iş akıl iş değildir” derler. Bunların anlattıklarına kendisini kaptıran kişilerin zamanla fıtratlarından gelen sesler sönükleşmeye başlar; belli bir süre sonra da tamamen silinir gider. Kalplerin katılaşması ya da mühürlenmesi böyle bir şeydir.
Günlük hayatının her aşamasında aklını sonuna dek kullanmayı bir gereklilik olarak görenler dini konuda akıllarını kullanmamayı dindarlık kabul etmeye başlar.
İşte din simsarlarının istediği de tam budur.
Bu aşamadan sonra artık sömürü başlar.
Bu öyle bir sömürüdür ki, dünyada böylesi kazanç getiren bir başka sektör yoktur. Dünyada sıfır risk ama sonsuz kazançtan oluşan tek ticaret, din ticaretidir.
Tek bir fabrika kurmadan, insanlık için tek bir adım atmadan, herhangi bir üretim yapmadan zengin olma imkânı veren bu sektörün müşterileri din hususunda beyinlerini kiraya verenlerdir.
Bu sektörde müşteri memnuniyetine çok ehemmiyet verildiği için tüm müşterilere ahirette cennet, cennette de seçkin makamlar vaat edilir.
Oysa geçici dünya hayatı sonsuz ahiret hayatıyla kıyaslandığında, bunun ne denli büyük bir zarar ve iflas olduğu ortadadır.
Günün Âyetİ
İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah’ın adıyla:
“Bilgi sahibi olmadığın şeye körü körüne uyma. Kulak, göz ve gönül; bütün bunlar ondan sorumlu tutulur. Yeryüzünde şımarık şımarık yürüme. Çünkü ne yeri yarabilirsin ne de dağların boyuna ulaşabilirsin.” (İsrâ 17/36-37)

