Mehmet Sait Ergören tarafından kaleme alınan değerlendirme yazısında, İslam inancında yaygın olarak kabul gören kabir hayatı, kabir sorgusu ve kabir azabı anlayışı Kur’an ayetleri çerçevesinde ele alınıyor. Müminun, Âl-i İmran, Rad, Nur, Secde ve Bakara surelerinden ayetlere atıf yapılan yazıda, Kur’an’da azabın yalnızca dünya ve ahiret hayatı için zikredildiği, kabir sürecine dair açık bir ifade bulunmadığı ileri sürülüyor. Ergören, Müslümanların inanç esaslarını doğrudan vahye dayandırmaları gerektiğini vurgulayarak, geleneksel kabir azabı anlayışını sorgulamaya açıyor.
KABİR HAYATI / SORGUSU / AZABI YOKTUR!
Nihayet onlardan birine ölüm gelip çattığında, “Ey Rabbim! Beni geri gönder” der. “Tâ ki boşa geçirdiğim dünyada iyi iş yapayım.” Hayır! Onun söylediği bu söz, boş laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden diriltilecekleri güne kadar süren bir engel vardır. (Müminun 99-100)
Eğer kabirde bir sorgu sual olsaydı Rabbimiz bize bunu bildirirdi.
Aynı şekilde, kabirde azap da yoktur. Kur'an-ı Kerim'e göre azap, sadece DÜNYA ve AHİRET azabı olmak üzere iki yerdedir.
Kâfirlere gelince, onlara bu dünyada da âhirette de şiddetli bir azap çektireceğim ve onlar için yardım edecek kimse de yoktur. (Ali İmran 56)
Onlara dünya hayatında azap vardır. Ahiret azabı ise daha çetin ve zordur. Ve onları Allah’a karşı koruyacak hiçbir kimse de yoktur. (Rad 34)
Şüphesiz ki fuhşiyatın müminler arasında yayılmasından hoşnut olanlara, dünyada ve ahirette can yakıcı bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz. (Nur 19)
Andolsun ki (İslam’a) dönmeleri için, onlara büyük (ahiret) azabından önce, yakın olan (dünya) azabını tattıracağız. (Secde 21)
O yüzden müminler kabir azabından değil, ahiretteki azaptan Allah'a sığınırlar:
Bazısı da (dua ederken) şöyle der: “Rabbimiz! Bize dünyada da ahirette de iyilik ver ve bizi ateşin azabından koru.” (Bakara 201)
Mehmet Sait Ergören

