Bugün yoğun trafiğiyle anılan İstanbul’da, geçmişte ulaşım bambaşka bir anlam taşıyordu. Dar ve yokuşlu sokaklarda iki sedyecinin omuzlarında taşınan tahtırevanlar, hem konforu hem de gösterişiyle dönemin gözde taşıma araçları arasında yer alıyordu. Zamanla değişen moda anlayışıyla dönüşen bu araçlar, pazarlık kültürü ve gece yolculuklarına eşlik eden fenercilerle birlikte şehrin unutulmaz simgelerinden biri oldu.
İstanbul’un Unutulan
"İnsan Gücüyle" Taksileri: Tahtırevanlar
Bugün trafiğinden şikâyet ettiğimiz İstanbul sokaklarında, bir zamanlar motor gürültüsü yerine ayak sesleri yankılanırdı. İşte dönemin en prestijli ulaşım aracı olan tahtırevanların hikâyesi:
Güç ve Emek: Şehirler arası yolculuklarda büyük tahtırevanları katırlar çekerken; İstanbul’un dar ve yokuşlu sokaklarında yük, iki güçlü "sedyecinin" omuzlarındaydı.
Moda Rüzgârı:
Eskiden kiremit kırmızısı ve altın yaldızlı nakışlarla süslü olan bu araçlar,
19. yüzyılda yerini
Avrupa modasına uygun, daha sade ve yağlı boyalı tasarımlara bıraktı.
Pazarlık Kültürü:
O dönemde de her yolun bir bedeli vardı! Köprü’den Pangaltı’ya gitmek sabit
20 kuruştu. Ancak söz konusu Beyoğlu yokuşları olunca tarife biter, sıkı bir pazarlık başlardı.
Zarafet ve Gece Mesaisi: Geceleri elinde fenerle yolu aydınlatan "fenerciler" bu yolculuğa eşlik ederdi.
Özellikle hanımlar, şık kıyafetleri bozulmasın ve çamurlanmasın diye bu zarif araçları tercih ederdi.

