İslam’da kadının durumu-13-VARLIKTA EŞİTLİK, SORUMLULUKTA ADALET
Bu konu İslam tarihinin hem en parlak hem de maalesef kültürel tortular altında en çok bırakılmış başlığıdır. Kur'an'ın kadına bakışını anlamak için önce "vahyedildiği coğrafyanın karanlığını", sonra "vahyedilen ayetlerin devrimci ruhunu" görmek gerekir.
İşte Kur'an merkezli, tarihsel derinliği olan ve bugünün karmaşasına ışık tutan kadın dosyası:
VARLIKTA EŞİTLİK, SORUMLULUKTA ADALET: İSLAM VE KADIN
"Kur'an, kadını erkeğin gölgesi değil; onun 'velisi', tamamlayıcısı ve kendi başına bir 'hukuki şahsiyet' olarak inşa etmiştir."
Ruhsal ve Manevi Eşitlik
Kur'an, yaratılışta kadını erkekten "türetilmiş" bir varlık olarak değil, aynı özden yaratılmış bir eş olarak tanımlar.
Aynı Öz: "Ey insanlar! Sizi tek bir nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan..." (Nisâ, 1).
Aynı Muhataplık: Kur'an'da mümin erkekler ve mümin kadınlar yan yana anılır. İbadet, ahlak ve mükafat konusunda cinsiyet ayrımı yoktur.
İlahi Ölçü: "Şüphesiz müslüman erkekler ve müslüman kadınlar... Allah hepsine bağışlanma ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır." (Ahzâb, 35).
Kur'an ile Gelen "Devrimci" Haklar
Yüzyıl dünyasında (sadece Arap yarımadasında değil, Avrupa ve Asya'da da) kadın "meta" (mal) hükmündeyken, Kur'an şu hakları anayasal güvenceye almıştır:
|
Hak Kategorisi |
İslam Öncesi Durum |
Kur'an'ın Getirdiği Hak |
|
Yaşam Hakkı |
Kız çocuklarının diri diri gömülmesi (bir utanç vesilesi). |
Katliamın durdurulması ve çocuğun "emanet" sayılması. |
|
Mülkiyet |
Kadının malı olamazdı, kendisi miras malıydı. |
Miras hakkı verildi; kendi kazandığı mal tamamen kendisine aittir. |
|
Evlilik |
Rızasız evlilik ve sınırsız çok eşlilik. |
Kadının rızası şart koşuldu; evlilik bir "misak" (sözleşme) oldu. |
|
Boşanma |
Sadece erkeğin tekelindeydi. |
Kadına da boşanma (muhalaa) hakkı tanındı. |
Özgürlükler ve Sosyal Statü
Ekonomik Özgürlük: İslam hukukuna göre kadın, evlendikten sonra bile kendi mal varlığı üzerinde tam tasarruf yetkisine sahiptir. Kocası, kadının parasını harcaması için onu zorlayamaz. Nafaka (geçim) yükümlülüğü tamamen erkekte kalırken, kadının geliri kendine aittir.
Eğitim: "İlim talep etmek her müslüman (erkek ve kadın) üzerine farzdır." (Hadis). Hz. Aişe validemizin döneminin en büyük fıkıhçılarından ve hadis otoritelerinden biri olması, İslam'ın kadına açtığı entelektüel alanın en büyük kanıtıdır.
Ayrıcalıklar: Annelik ve Saygınlık
Kur'an ve Sünnet, kadına "korunması gereken bir zayıf" olarak değil, "hürmet edilmesi gereken bir asil" olarak yaklaşır.
Anneye Hürmet: "Cennet annelerin ayakları altındadır." ifadesi, kadını toplumsal piramidin en üstüne taşır.
Şefkat Görevi: "Kadınlar hakkında Allah’tan korkun. Çünkü siz onları Allah’ın emaneti olarak aldınız." (Veda Hutbesi).
Bugünün Kayıpları ve Kazançları: Neyi Kaybettik?
Bugün Kur'an'ın kadına verdiği haklar ile sokaktaki "geleneksel din" anlayışı arasında devasa bir uçurum var.
Kaybedilen: Kur'an kadına "şahsiyet" verirken, bazı geleneksel yorumlar kadını "nesneleştirdi". Kadını sadece "fitne unsuru" olarak görüp eve hapseden mantık, aslında vahiyle değil, İsrailiyat ve cahiliye tortularıyla beslendi.
Kazanılan: Modern dünya kadına "ekonomik özgürlük" verdi ama çoğu zaman onu "tüketim nesnesi" ve "ucuz iş gücü" haline getirerek manevi kimliğini örseledi.
İslam'ın Çözümü: Kur'an, kadını hem sosyal hayatın içinde (Hz. Hatice gibi ticaret yapan, Hz. Aişe gibi ders veren) hem de aile kalesinin içinde korur.
Kritik Soru: "Erkekler kadınlar üzerinde hakim midir?"
Nisâ Suresi 34. ayetteki "Kavvâm" kelimesi, bir "despotluk" değil, "sorumluluk ve koruyuculuk" anlamına gelir. Erkek, ailenin geçimini sağlamak, dış tehlikelere karşı korumak ve adaleti tesis etmekle mükelleftir. Bu bir üstünlük değil, bir görev dağılımıdır.
SON SÖZ: Kur'an'da kadın; bir mülk değil mülkiyet sahibidir, bir nesne değil öznedir, erkeğin kaburgasından değil aynı "nefisten" yaratılmıştır. Eğer bugün İslam dünyasında kadın eziliyorsa, bu İslam’ın değil; Kur’an’ı "okumayan" ve cahiliye kültürünü "din" diye pazarlayanların suçudur.

