İslam
Yayınlanma : 20 Şubat 2026 14:53
Düzenleme : 20 Şubat 2026 14:55

Ammura ve Sedum’un Helaki: İlahi Adaletin İbretlik Tecellisi

Ammura ve Sedum’un Helaki: İlahi Adaletin İbretlik Tecellisi
Hz. Lut’un (a.s) kavmi, uyarılara rağmen azgınlıkta ısrar edince ilâhî azap kaçınılmaz oldu; Ammura ve Sedum’un helâki, asırlardır ibret olarak anlatılıyor.

AMMURA ve SEDUM'UN HELÂK OLUŞU:
AZGINLIĞIN ve İLAHÎ GAZABIN DESTANI


​Tarihin karanlık dehlizlerinde, insanlık onurunun ayaklar altına alındığı, Yaratılışın, fıtratın tersyüz edildiği bir yer vardı: Ammura ve Sedum. Peki, kimdi bu Ammura halkı? Neden Allah’ın gazabı sağnak sağnak üzerlerine boşaldı? Neden Cebrail (a.s) ve semanın en güçlü melekleri, bir medeniyeti yerle bir etmek için yeryüzüne indi?


​Peygamberlik Evinde Yetişen Bir Yiğit: Hz. Lut  (a.s)
​Bu destan, Babil’in en önemli şehri ve başkenti Ruha'nın ateşlerinden gül bahçesine çıkan Hz. İbrahim’in (a.s) devrinde başlar. Nemrut’un devasa ateşinden mucizevi bir şekilde kurtulan İbrahim Halilullah’a inanan tek bir er kişi vardı: Yeğeni Lut bin Harun. O, sıradan bir soydan değil; hikmetin, faziletin ve peygamberlik nurunun parladığı bir haneden geliyordu. Amcası İbrahim ile hicret yoluna düşen Lut (a.s), Allah’ın emriyle azgınlıkta sınır tanımayan bir kavmi hidayete çağırmak üzere Sedum ve Ammura diyarına gönderildi.

​Lut (a.s) bu şehirlere vardığında, gözlerine inanamayacağı bir sefaletle karşılaştı. Ancak bu, malın değil, ruhun sefaletiydi. Dört bin kişilik bu halk; yol kesiyor, kan döküyor ve fısk u fücurda kimsenin cesaret edemediği bir noktaya ulaşıyordu. Onlar, kainatın şahit olmadığı bir iğrençliğe imza atmış; kadınları terk edip erkeklere yönelmişlerdi. Hayasızlıkları o raddeye varmıştı ki, bu çirkinlikleri meclislerinde, herkesin gözü önünde kahkahalarla sergiliyorlardı.

​Hz. Lut, yıllarca sabırla haykırdı: "Ey kavmim! Sizden önce alemlerde hiç kimsenin yapmadığı bu hayasızlığı mı yapıyorsunuz?" Onlar ise küstahça cevap verdiler: "Lut ailesini şehrinizden çıkarın! Çünkü onlar temiz kalmak isteyen insanlarmış!" Arınmak suç, iffetli kalmak sürgün sebebi olmuştu. Hz. Lut çaresizce ellerini semaya açtı: "Rabbim! Bozguncu kavme karşı bana yardım et!"

​Dualar arşı titretti. Allah, en görkemli üç meleğini; Cebrail, Mikail ve İsrafil’i (a.s) görevlendirdi. Melekler önce Hz. İbrahim’e uğrayıp ona İshak’ı müjdelediler, ardından asıl görevlerini açıkladılar: Azgın halkı helak etmek! Hz. İbrahim, yeğeni Lut için endişelendiğinde melekler onu teskin etti: "Biz orada kimin olduğunu en iyi bilenleriz."
​Akşamın kızıllığında, melekler insan suretinde, eşsiz birer delikanlı güzelliğinde şehre girdiler. Hz. Lut onları görünce kalbi daraldı, "Bu, çok çetin bir gün olacak!" dedi. Onları evinde gizlese de, kalbi kararmış karısı şehre gidip haberi uçurdu: "Lut’un evinde öyle güzeller var ki, ömür boyu görmediniz!"

​Sapkın halk, nefes nefese evin kapısına dayandı. Hz. Lut, "Misafirlerimin önünde beni rezil etmeyin!" diye yalvarsa da onlar gözü dönmüş birer canavar gibiydi. Tam kapıyı kıracaklarken Cebrail (a.s) kanadının ucuyla bir hamle yaptı ve hepsinin gözleri kör oldu; duvarlara çarpa çarpa dağıldılar.
​Melekler emri tebliğ etti: "Ey Lut! Ailenle birlikte gece vakti şehri terk et. Sakın arkana bakma!"

​Sabah vakti güneş doğarken, ilahi hüküm infaz edildi. Cebrail (a.s) kanadını yedi köyün altına sokup onları göğe yükseltti; öyle ki melekler halkın köpeklerinin havlamasını, horozlarının sesini işittiler. Sonra şehirleri ters çevirip yerin dibine çaldı. Gökten üzerlerine, her birinin ismi yazılı pişmiş çamurdan taşlar (siccil) yağdı. Lut’un karısı, emre itaat etmeyip geriye bakınca bir taşla cansız yere serildi.

​Bugün o azgınlığın yerinde, hiçbir canlının yaşayamadığı, acı ve tuzlu suyuyla Lut Gölü (Ölü Deniz) durmaktadır. Ammura ve Sedum, sadece tarihin tozlu sayfalarında bir hikaye değil; fıtrata savaş açanların, temizliğe düşman olanların ve ilahi sınırları zorlayanların sonuna dair ebedi bir nişanedir.
​Kur'an'ın lisanıyla bizlere sesleniyor: "Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır. O şehirler hala bir yol üstünde (kalıntılarıyla) durmaktadır."

Arapçadan tercüme :
Abdülhamid Doğan

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.