Deniz Aydemir: CHP Yeni Bir Kurtuluş Mücadelesi Veriyor

CHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı Deniz Aydemir, İmamoğlu ve belediye başkanlarına yönelik yargı süreçlerinden CHP’nin örgütlenme stratejisine, ekonomik krizin toplumsal etkilerinden Türkiye’nin dış politika yönelimlerine kadar geniş bir yelpazede dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

 

Sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal donanımıyla ilçemizin entelektüel isimlerinden biri olan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkan Yardımcısı Deniz Aydemir; serbest muhasebeci mali müşavir, iş insanı, sivil toplum örgütü temsilcisi ve siyasetçi kimliğiyle tanınmaktadır.

Son dönemde özellikle ekonomi ve siyaset gündeminde gazetemizde birçok kez söyleşilerine yer verdiğimiz Aydemir, olaylara soldan bakışının yanı sıra sağduyulu değerlendirmeleri, geniş çevresi ve sahadan gelen tecrübesiyle dikkat çekmektedir. Söylemlerini güçlü bir inanç ve kararlılıkla savunması, onu hem gazetemiz hem de okurlarımız açısından dikkatle takip edilen bir isim haline getirmiştir.

Ekonomiye ilişkin öngörülerinin önemli bir kısmının zaman içinde gerçekleşmiş olması da tartışmaların ve keyifli fikir alışverişlerinin önünü açmaktadır.
 


Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ve bazı ilçe belediye başkanlarının tutuklanma sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz? İmamoğlu davasında son gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle şunu belirtmek gerekir: Eğer bir kamu görevlisi (ister seçilmiş ister atanmış olsun), kanunun kendisine tanımış olduğu sınırların dışına çıkmış ya da bulunduğu konumu kendisine veya çevresine menfaat sağlamak için kullanmışsa yargılanmalı ve suç işlemişse kanunların öngördüğü şekilde cezalandırılmalıdır. Bunun istisnası olamaz. Kamu adına yargı görevi yürütenler, bu süreçleri hiçbir ayrım gözetmeden en adil şekilde ve masumiyet karinesine azami özeni göstererek yürütmek zorundadır.

Sayın İmamoğlu ve diğer CHP’li belediye başkanlarının tutuklanma sürecini incelediğimizde, maalesef evrensel hukukun temel ilkelerinin çiğnendiğini, masumiyet karinesinin yok sayıldığını, kişilerin şeref ve haysiyetlerinin zedelendiğini görüyoruz. İktidar medyası eliyle, yargılama başlamadan herkesin suçlu ilan edildiği bir linç kampanyası yürütülmektedir.

Eğer suça bulaşmışlarsa haklarında soruşturma açılıp ifadeye davet edilmelidirler. Bu insanlar terörist ya da sıradan adi suçlular değildir. Kaçma riskleri yoktur; toplumda itibarı olan, kendi ilçelerinde ve şehirlerinde halkın teveccühünü kazanmış, seçimle gelmiş kişilerdir.

Sabah erken saatlerde yapılan ev baskınları, yandaş medya aracılığıyla yayılan yanlış bilgiler, belediye başkanlarının lehine karar veren hâkimlerin görev yerlerinin değiştirilmesi, davaların sürekli aynı bilirkişiye verilmesi, benzer gizli tanık ifadelerinin farklı isimlerle iddianamelere girmesi gibi uygulamalar, bize maalesef FETÖ dönemindeki kumpas davalarını hatırlatmaktadır.

Biz, bu davaların halkın gözü önünde yürütülmesi gerektiğini düşünüyor ve bunu ısrarla dile getiriyoruz. Eğer belediye başkanlarımız suçluysa halkın önünde yargılanıp cezalarını çekmelidirler; ancak suçsuzlarsa siyasi kumpaslara kurban edilmemelidirler. Ergenekon, Balyoz ve askeri casusluk davalarında olduğu gibi geçmişte birçok suçsuz insan büyük bedeller ödemiştir.

Elbette yargıya güveniyoruz; ancak siyasi iktidara ve onun baskısı altındaki yargı süreçlerine güvenmiyoruz. Bu nedenle bu davaların siyasi olduğunu düşünüyoruz. Özellikle Sayın İmamoğlu’nun tutuklanmasının arkasında, onun yükselen toplumsal popülaritesi ve Cumhurbaşkanlığı adaylığı bulunmaktadır.
 

 

İstanbul’da CHP’nin örgütlenme stratejisi nasıl şekillenecek?

CHP İstanbul’da son iki dönemdir ciddi bir örgüt partisi haline gelmiştir. Partiye yönelen yoğun iktidar baskısı, toplumu CHP’ye yöneltirken, partilileri de daha bilinçli ve kararlı bir siyasi duruşa sevk etmiştir.

Gençleşen kadrolar daha dinamik bir çalışma modeli yaratmış, son yerel seçimlerde alınan başarı örgütte ve toplumda iktidar umudunu güçlendirmiştir. Mevcut ekonomik kriz, esnaf üzerindeki baskı ve sabit gelirlilerin yaşadığı ekonomik buhran, toplumu CHP’ye yöneltmektedir.

İşçiler, emekçiler, emekliler, çiftçiler ve esnaf, umudunu en kısa sürede yapılacak bir genel seçimde kurulacak CHP iktidarına bağlamış durumdadır. CHP, bu ivmeyi sürdürmek için sahada daha fazla yer alacak ve halkla doğrudan iletişim kuracaktır.

 

 

Yerel yönetim–il örgütü ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yerel yönetimler, kanunun çizdiği çerçevede çalışsalar da siyasetten bağımsız hareket etmeleri mümkün değildir. Belediye başkanları kendi yönetim süreçlerini planlarken, il başkanlıkları partinin geçmişini, bugününü ve geleceğini birlikte değerlendirir.

Bu nedenle il yönetimi, belediyelerin çalışmalarını takip etmek ve gerektiğinde uyarmakla yükümlüdür. Daha verimli çalışmanın yolu, en başından itibaren parti kültürüyle yetişmiş kişilerin aday gösterilmesinden geçer. Parti kültürünü bilmeyen belediye başkanları ile örgüt yapıları arasında uyum sorunları yaşanabilmektedir.

 

İmamoğlu davasına ilişkin değerlendirmeniz nedir?

Davayı bizzat izleyemesem de, hem il başkanımızın hem de hukukçu arkadaşlarımızın aktardıkları, bunun siyasi bir dava olduğunu göstermektedir. Tutukluluk sürelerinin orantısızlığı, tanık ifadelerindeki çelişkiler ve yargı sürecindeki garabetler, bunun hukuk tarihine geçecek nitelikte bir siyasi dava olduğunu ortaya koymaktadır.

Elbet bu günler geçecek ve baskılara rağmen mücadele eden yol arkadaşlarımızla birlikte özgür ve aydınlık günlere yürüyeceğiz.

Şair Adnan Yücel’in dediği gibi:
“Saraylar, saltanatlar çöker / kan susar bir gün / zulüm biter…”



 

Türkiye’de kutuplaşma ve CHP’nin toplumsal stratejisi nedir?

Türkiye’de aslında toplumda bir kutuplaşma yoktur. Anadolu insanı dayanışma ve paylaşım kültürüyle yaşayan bir toplumdur. Ancak siyaset, söyleyecek sözü kalmadığında toplumu inanç, mezhep ve kimlik üzerinden ayrıştırmaktadır.

Bugün toplumun tüm kesimleri yoksullukta birleşmiştir. CHP’nin görevi, bu kesimlerle güçlü bir bağ kurmak ve parti programını topluma en iyi şekilde anlatmaktır. İnsanların temel sorunları hâlâ beslenme, barınma ve güvenliktir.

 

CHP’nin değişim ve dönüşüm süreci nasıl değerlendirilmeli?

Bu soruya en zor cevap verdiğim soru diyebilirim. Çünkü bu dönüşüm, CHP’nin ülke için yeni bir kurtuluş mücadelesi verdiği bir sürece dönüşmüştür. Ülkemize yönelik kirli planlara karşı yeni bir devrimci duruş ortaya çıkmıştır.

 

Genç seçmenler ve CHP’nin politikaları nelerdir?

Gençlerin siyasete ilgisi azalmamış, aksine artmıştır. Gelecek kaygısı, gençleri siyasete daha fazla yöneltmektedir. CHP olarak güçlü bir gençlik örgütlenmesine sahibiz ve sahada aktif çalışmalar yürütüyoruz.

Son dönemde gençlerin partiye ilgisinin arttığını gözlemliyoruz. Özellikle son süreçlerde gençler karanlığa karşı sahada daha görünür hale gelmiştir.

 

 

CHP’nin seçim stratejisi nedir?

CHP’nin yerel seçim başarısını iki nedene bağlıyorum: Partideki değişim ve Ekrem İmamoğlu’nun yarattığı umut ile iktidarın kötü ekonomi politikalarıdır.

CHP, yeni programı ve kadrolarıyla topluma umut olmayı güçlendirmektedir. Parti içi demokrasi ve yenilenme süreci bu başarıyı desteklemektedir.

 

Erken seçim beklentiniz nedir?

Ben erken seçim değil, hemen seçim istiyorum. Mevcut yönetim anlayışının uzun vadeli bir planlaması yoktur. Devlet Planlama Teşkilatı’nın kapatılması bunun göstergesidir.

İlk seçimde Türkiye’nin yeniden CHP iktidarıyla tanışacağına inanıyorum.

 



Türkiye ekonomisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ekonomide temel sorun sistemin kendisidir. Yaşanan durum, kötü yönetimden ziyade bilinçli bir tercihin sonucudur. Tarihte görülmemiş şekilde yoksuldan zengine doğru bir servet transferi yaşanmaktadır.

Bu, bilinçli bir yoksullaştırma politikasıdır.

 

ABD–İsrail–İran savaşı nasıl etkiler doğurur?

Bu savaş, Amerikan rüyasının sona ermesine ve dünya güç dengesinin Asya-Çin eksenine kaymasına yol açabilir.

Türkiye, değişen dünya düzenine göre kendini yeniden konumlandırmalı; Atatürk’ün dış politika ilkelerini esas almalı ve komşularının toprak bütünlüğünü savunmalıdır. Amerikan rüyası sona ermektedir ve bu gerçeğe uyum sağlamak gerekmektedir.

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.