Yeminli Mali Müşavir Ahmet Gündüz, 2026 yılında sıkı para ve maliye politikalarının devam edeceğini belirterek, iş dünyasına ve vatandaşa “Yeni borçlanmalardan kaçının, zorunlu olmayan yatırımları erteleyin” uyarısında bulundu
YEMİNLİ Mali Müşavir Ahmet Gündüz; Türkiye ve dünya gündemine dair derinlikli analizleriyle bölgemizin öne çıkan entelektüel isimleri arasında yer alıyor. Ekonomiden siyasete, sosyal dönüşümlerden küresel gelişmelere uzanan geniş bir perspektifle yaptığı değerlendirmeler, kamuoyunun yanı sıra iş dünyasının da yakından takip ettiği görüşler arasında bulunuyor.
Gündüz’ün en dikkat çekici yönlerinden biri, güncel gelişmeleri sadece yorumlamakla kalmayıp; mesleki birikimi ve saha tecrübesiyle harmanlayarak yakın geleceğe dair güçlü öngörüler ortaya koyabilmesi. Nitekim geçmiş dönemlerde kendisiyle gerçekleştirdiğimiz söyleşilerde; yaptığı isabetli tespitler, zamanında uyarılar ve somut çözüm önerileri bunun en net göstergesi oldu.
Bugün, Ahmet Gündüz’ün analizlerini dikkate alan çok sayıda esnafın, iş insanının ve yatırımcının bulunduğunu biliyoruz. Çünkü belirsizlik dönemlerinde yol gösterici, sakin ve rasyonel değerlendirmelere her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuluyor.
Türkiye’nin bir kez daha kritik bir eşikten geçtiği, ekonomik ve siyasal alanda farklı söylemlerin ve senaryoların yoğun biçimde tartışıldığı bu süreçte; bir bilirkişi gözüyle Ahmet Gündüz’ün görüşlerinin okurlarımız için önemli bir rehber olacağına inanıyoruz. Bu düşünceyle, sorularımızı güncel gelişmeler ışığında yeniden ele aldık ve kendisine yönelttik.

Türkiye’de uygulanmakta olan vergi sisteminin iş dünyasına ve vatandaşa yansımalarını değerlendirir misiniz?
Türkiye’nin konumu her zaman için önemlidir. Türkiye; hem siyasi hem ekonomik anlamda, bulunduğu coğrafya itibarıyla her zaman merkezde olan bir ülkedir. Siyasetin de ekonominin de üzerinden geçtiği bir coğrafyada yer almaktayız. Bu nedenle yaşanan her gelişme, doğrudan ülkemizi etkilemektedir.
Biz 2024 ve 2025 yılları için okurlarımıza açıkça şunu söylemiştik:
“2024 ve 2025 yılları bir yavaşlama dönemi olacaktır.”
Maalesef bu öngörümüz gerçekleşti.
Hükümetin uyguladığı sıkı para politikası ve Enflasyonla Mücadele Programı, 2024 ve 2025 yıllarında ticari hayatı her geçen yıl daha da yavaşlatmıştır. Ekonomiyi yavaşlatarak enflasyonu düşürme politikası, ülkemizin yapısına uygun bir model değildir. Buna rağmen, 2025 yılında olduğu gibi 2026 yılında da bu politikaların devam ettirilmesi beklenmektedir.
Bu nedenle 2026 yılı için net bir uyarımız var:
“Herkes ayağını yorganına göre uzatsın, yeni borçlanmalara ve yeni yatırımlara girmesin.”
Bize göre 2026 yılı tam anlamıyla “Dur – Bekle – Gör” dönemi olacaktır.
SIK DEĞIŞEN VERGI MEVZUATI VE
İŞLETMELERIN UYUM SORUNU
Vergi mevzuatında son yıllarda sık gerçekleşen değişiklikler, işletmelerin uyum süreçlerini nasıl etkiliyor?
Ülkemizdeki ekonomik yapı, dünya piyasalarından bağımsız değildir. Dünyada da ciddi bir ekonomik durgunluk yaşanmaktadır. Ülkeler ekonomi planlarını yaparken savunma ve savaş yatırımlarını artırmaktadır. Özellikle Ukrayna–Rusya savaşının uzaması, Filistin meselesinin çözülememesi ve Avrupa’nın savunma harcamalarını artırması, küresel ekonomiyi olduğu gibi Türkiye’yi de doğrudan etkilemektedir.
Türkiye’nin döviz kurları ve ekonomik yapısının kırılgan olması, küresel çapta yaşanan sorunlardan çok daha hızlı etkilenmesine neden olmaktadır. Bu ortamda sık değişen vergi mevzuatı, işletmelerin uyum süreçlerini zorlaştırmakta, öngörülebilirliği azaltmaktadır.
ŞİRKETLERE TAVSİYE: TEMKİN, TASARRUF VE PLANLAMA
Bu değişiklikler karşısında şirketlere en önemli tavsiyeniz nedir?
Bize göre ekonomimizin hızı hâlâ düşüktür. Ülkemizin en önemli hedefi, milli üretim kaynaklarını artırmak olmalıdır. Pandemi sonrasında ekonomi çarklarını çevirebilmek için işletmeler ciddi likidite ihtiyacı duymuştur.
Merkez Bankası, piyasadaki likiditeyi artırmaya yönelik kararlar almaya çalışmış; ancak Kur Korumalı Mevduat uygulaması ile dövizdeki artış kontrol altına alınmıştır. Buna karşın, kuru sabit tutmak uğruna uygulanan yüksek faiz politikası, piyasadaki likiditeyi azaltmıştır.
Sonuç olarak 2022, 2023, 2024 ve 2025 yılları, ekonomide adeta frene basılan yıllar olmuştur. Son sürat giden bir arabada sürekli frene basarsanız, vites küçültürseniz; ekonomiyi durdurarak enflasyonu düşürürsünüz ama üreticiyi ve sanayiciyi de bitirirsiniz. Üretim yapacak sanayici kalmaz. Bunun doğal sonucu işsizlik ve istihdam sorunlarıdır.
KAYIT DIŞI EKONOMİ, VERGİ ADALETİ VE GRİ LİSTE
Kayıt dışı ekonominin azaltılması için hangi adımlar öncelikli olmalıdır?
Ekonomi programı Avrupa’nın istediği ve beklediği bir program olunca, ülkemiz Gri Liste’den çıkarılmıştır. Bu bir başarı mıdır? Tartışılır. Bize göre Gri Liste’den çıkmaktan çok, memuruna, emeklisine ve işçisine refah sağlayabilecek politikaların uygulanması çok daha anlamlı olurdu.
Bugün memur, işçi ve emekliler; kiralarını ödeyemez, gündelik ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma gelmiştir. Bu politikalardan acilen vazgeçilmelidir.
2026 EKONOMİSİ: YAVAŞLAMA VE SATIN ALMA GÜCÜ
Enflasyonist dönemlerde şirketlerin finansal risk yönetimi için hangi
stratejiler kritik?
2026 yılına gelindiğinde sıkı para ve maliye politikaları uygulanmaya devam edilecektir. Bu da şu anlama gelmektedir:
Herkes ayağını yorganına göre uzatmaya devam edecektir.
Hatta gelir seviyeleri artsa bile satın alma gücünde düşüş yaşanacaktır.
2025 yılında faizlerin düşmesi beklenmiş; ancak faiz oranları zaman zaman %40–45 seviyelerine kadar çıkmıştır. Bu ortamda varlığı olan şirketler yatırımdan kaçınarak faizde kalmayı tercih etmiş, varlığı olmayan şirketler ise yatırım yapamaz hâle gelmiştir.
PANDEMİ SONRASI KÜRESEL PAHALILIK
Pandemi sonrası yaşanan küresel fiyat artışlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ülkemiz pandemi etkisinden kurtulmuştur. Üretim hiçbir zaman durdurulmamıştır. Küresel tedarik krizinde Türkiye en az etkilenen ülkelerden biri olmuştur. Ancak buna rağmen ekonomimizin hızı hâlâ yeterli değildir. Bunun için mutlaka Milli Üretim Hamlesi başlatılmalıdır.
YATIRIM ARAÇLARI: DÖVİZ, ALTIN VE GAYRİMENKUL
Borsa, döviz, altın ve kripto paralar için öngörüleriniz nelerdir?
2026 yılında da sıkı para politikaları devam edecektir. Döviz kurlarında sabit kur politikasının sürmesi beklenmektedir. Enflasyonla mücadele devam ederken dövizde anormal yükselişler beklemek doğru değildir.
Uzun vadede altın ve gayrimenkul, en güvenilir yatırım araçları olmaya devam edecektir. Kısa süreli dalgalanmalar yatırımcıyı yanıltmamalıdır.
SAVAŞLAR, KÜRESEL RİSKLER VE TÜRKİYE
Ortadoğu, Ukrayna ve diğer savaşların etkilerini nasıl görüyorsunuz?
Bize göre 2026 yılında bu savaşlarda olumlu bir gelişme beklemiyoruz. Hatta yeni cephelerin açılması bile mümkündür. Bu nedenle Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi “Dünya beşten büyüktür” sözüne sahip çıkılmalıdır.
İslam ülkeleri ve Türk Cumhuriyetleri birleşerek yeni bir güç oluşturmalıdır. Türkiye izleyen değil, coğrafyaya yön veren bir ülke olmalıdır.
YAPAY ZEKÂ VE MESLEKLERİN GELECEĞİ
Yapay zekânın ekonomi ve mali müşavirlik mesleği üzerindeki etkileri nelerdir?
Önümüzdeki 5 yıl içinde hemen her meslek yapay zekâ ve robotik süreçlerden etkilenecektir. Bilgisayarın daktiloyu ortadan kaldırdığı gibi, yapay zekâ da iş süreçlerini kökten değiştirecektir.
İnsan aklı her zaman yapay zekânın önündedir; ancak daha az insanla daha fazla iş yapılan bir döneme giriyoruz.
GENÇLERE TAVSIYELER
Gençler mutlaka yapay zekâ, dijital uygulamalar ve kodlama alanlarında kendilerini geliştirmelidir. Zamanlarını boşa harcamamalı, kötü alışkanlıklardan uzak durmalıdırlar.
MARKA VE PATENT BİLİNCİ
Ülkemizde marka ve patent bilinci yeterli değildir. Yeni iş kuracak herkes mutlaka marka, patent ve telif haklarını sorgulamalı ve başvurularını geciktirmemelidir.
HAYATI YAVAŞLATIN
Hayat çok hızlı akıyor. Oysa bazen durup düşünmeliyiz:
Nereye gidiyoruz? Ne yapıyoruz? 2026 yılı için çağrımız nettir:Yavaşla. Dur. Bekle. Gör.
Tüm okurlarımıza sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir 2026 yılı diliyorum.
