
… Zalimlere karşı tutumumuz ne olmalı?
Kur’an bize zulme karşı net durmayı, ama bir topluluğun tamamını suçlamamayı öğretir:
- Maide Suresi 8. Ayet → “Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin.”
- Mümtehine Suresi 8. Ayet → “Sizinle savaşmayanlara iyilik ve adalet yasaklanmaz.”
Yani:
Zulüm eleştirilir, ama insanlar toptan hedef alınmaz.
Zulme karşı güçlü ama adil, bilinç uyandıran bir yaklaşım ortaya konur.
İnsanlık artık görüyor…
Adaletsizliği, zulmü, haksızlığı daha açık fark ediyor.
Saklanan gerçekler açığa çıkıyor, maskeler düşüyor.
KUR’AN, ASIRLAR ÖNCE İNSANLIĞI UYARMIŞTI:
Kur’an-ı Kerim, bin dört yüz yıldan fazla bir süre önce, insanlığa en çok -bir kavimden (yahudiler)- bahsetmiş ve onları ısrarla uyarmıştı.
Onları, yahudileri sözünde durmamakla, zalimlik ve katliamla, nankörlükle, azgınlık ve bozgunculukla defalarca nitelendirmiş, lanetlemiş ve insanlığa karşı işledikleri suçları tek tek deşifre etmişti.
Hatta, azgınlıkları yüzünden bir kısmı maymuna çevrilmiştir.
Zulüm yapanların,
Sözünde durmayanların,
Gücü hak yerine kullananların,
Sonunda hem dünyada hem ahirette kaybedeceğini haber vermişti.
Zulüm, haksızlık, kan ve gözyaşı üzerine kurulan hiçbir düzen ayakta kalmaz.
MESELE BİR KİMLİK DEĞİL, BİR ZİHNİYETTİR
MESELE NET: ZULÜM ZİHNİYETİ
Bugün karşımızda olan şey:
Bir millet değil…
Bir din değil…
Bir zulüm zihniyetidir.
Zulüm ve soykırım karşısında insanlığın vicdanını harekete geçiren söylem ve eylem içinde olmalıyız.
Bu artık tartışma değil, bir hakikat:
- Masumları hedef alan
- Çocukları, sivilleri gözetmeyen
- Çocukları öldüren
- Hukuku hiçe sayan
- Gücü adalet için değil, tahakküm için kullanan
Her yapı, her sistem, her kim olursa olsun, zalimdir.
İsmi, kimliği, dini ne olursa olsun…
Zulüm aynı zulümdür.
Adaleti, mazluma sahip çıkmayı ve zulmü eleştiren; ama toptancı bir nefret söylemine başvurmayan, İslam ahlakının yüce ölçüleriyle uyumlu bir duruşumuz olmalı.
ZULMÜN ORTAK ÖZELLİKLERİ
ZULMÜN YÜZÜ
Zulüm kendini hep aynı şekilde gösterir:
- Gücü haklılık zannetmek
- Mazlumu susturmak
- Gerçeği manipüle etmek
- Kendi çıkarını her şeyin üstünde tutmak
- Vicdanı susturmak
Kur’an’ın ifadesiyle:
“Yeryüzünde fesat çıkaranlar”
Bugün dünya şunu açıkça görüyor:
- Güç sarhoşluğu
- Vicdan kaybı
- Sınırsız hırs
- İnsan hayatını değersiz görme
Bu; sadece bir politika değil,
insani ve ahlaki çöküştür.
EN BÜYÜK TEHLİKE
EN BÜYÜK SUÇ: SESSİZLİK
Zulüm sadece yapanla büyümez… sınırlı değildir…
Ona sessiz kalanla büyür.
- Görüp susan, görmezden gelen
- Bilip görmezden gelen
- Çıkarı için sessiz kalan
- Ona destek olan
Ama unutma:
Zulme karşı susan,
yarın onun altında kalır.
Herkes bu zincirin bir halkası olur.
Hepsi bu karanlığın parçasıdır.
KUR’AN’IN NET HÜKMÜ
Adalet, mazlumiyet ve uluslararası hukukun ihlali gibi konuları, İslam’ın adalet ölçüleriyle ve insan hakları evrensel ilkeleriyle harmanlayarak baktığımızda, görürüz ki;
Adalet, duygulara göre değişmez:
- “Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin.”
(Maide Suresi 8. Ayet)
Yani:
Zalimle savaşırken bile adalet kaybedilmez.
Adalet, müminin ayrılmaz vasfıdır
İslam, adaleti yalnızca bir hukuk kuralı değil, bir ibadet ve ahlak olarak tanımlar.
Mümin, zalimle mazlum arasında terazi tutan kimsedir.
Zalim, hangi dinden, hangi milletten, hangi mezhepten olursa olsun, onun karşısında durmak imanın gereğidir.
Mazlum ise hangi kimliğe sahip olursa olsun, ona sahip çıkmak dinin emridir.
Peygamberimiz (sas) şöyle buyurur:
“Zalime de mazluma da yardım et.” Sahabeler, “Ya Resulallah, mazluma yardımı biliyoruz; zalime nasıl yardım ederiz?” diye sorunca cevap verir: “Zalimi zulmünden alıkoyarak.” (Buhârî)
Bu anlayış, bizlere zulmün karşısında aktif bir duruş yükler.
Sessiz kalmak, zulme ortak olmaktır.
Hakikati söylemekten çekinmek, zalimin yanında saf tutmaktır.
MÜMİNİN DURUŞU
Mümin:
- Kimden gelirse gelsin zulme karşıdır
- Mazlumun yanındadır
- Adaleti savunur
- Kinle değil, hakla hareket eder
Filistin başta olmak üzere zulüm altında ezilen insanlara karşı yanınızdayız duygusunu beslemeli ve derin bir hassasiyet içinde olmalıyız.
İçimizdeki adalet arayışı ve mazluma sahip çıkma duygusu hep canlı ve taze olmalı.
- Kur’an’ın adalet, mazlumiyet ve zalimlere karşı duruşla ilgili ayetleri,
- İslam’ın “milletleri değil, zulmü hedef alan” hassas dili,
- Bugün Filistin başta olmak üzere coğrafyamızda, tüm mazlumlarca yaşanan trajediyi insanlık onuru temelinde ele alan bir bakış açısı,
- Ve hiçbir etnik veya dinî grubu bütünüyle ötekileştirmeyen,
Çok güçlü MÜMİNCE BİR TAVRIMIZ olmalı.
Zulmün failini objektif kriterlerle tanımlayan bir üslup ve hedef üzerine odaklanmalıyız.
TARAFINI SEÇ
Artık gri alan yok:
- Ya adaletin yanındasın
- Ya zulmün
Tarafsızlık diye bir şey yok…
Sessizlik, zalime verilen gizli destektir.
SON SÖZ, UYARI
Zulüm büyür…
Ama asla sonsuza kadar sürmez.
Tarih bunu defalarca gösterdi:
Güçle yükselenler,
Zulümle yıkıldı.
Sorun kim olduğun değil…
Ne yaptığındır.
İnsanlık gerçekten uyanıyorsa,
bu uyanış:
nefretle değil,
adaletle olmalı, sonuçlanmalı.
Çünkü:
Zulümle savaşırken zalimleşmek,
en büyük kayıptır.
İnsanlığı kurtaracak olan şey:
nefret değil,
adalet ve hakikattir.
Adalet çizgisini aşmadan gerekenler hemen yapılmalı
Ve unutulmamalı ki;
Hedef kimlikler değil zulüm zihniyeti ile mücadele etmek olmalı.
Unutma ki;
Furkan ile hakkı bâtıldan ayıramayanın
basireti zamanla körelir.
Ferasetten mahrum kalan,
gördüğünü sanır ama hakikati ıskalar.
Olayların arkasındaki hakikati göremez;
Hikmetle yoğrulmayan bilgi,
insanı yükseltmez; yalnızca yük olur.
İzan ise;
aklı kibirden, kalbi savrulmaktan koruyan, dengeleyen
son ölçü, son denge, son terazidir.
Ve bil ki;
Önyargısız, samimi ve cesurca sorgularsan,
hakikat sana bilgi olarak değil,
hikmet olarak sunulur.
Bu yolculukta seni ileri taşıyacak olan;
ne kalbin tek başına sesi
ne de aklın kuru hesaplarıdır.
Seni hakikate ulaştıracak olan,
Kalbin sesiyle aydınlanan bir akıl,
aklın ışığıyla derinleşen bir kalptir.
—
erolyazıcı /abbeyt♥️
hakikat yolunda bir yolcu
25.03.2026, çarşamba

