
… Ülkeyi yöneten iktidara sesleniş
Önce bir hakkı teslim edelim
Birçok alanda,
Çok güzel işler yapıldı.
Devrim niteliğinde.
İhmal edilmiş, imkansızmış gibi görünün muhteşem şeyler, işler başarıldı.
Yollar yapıldı, köprüler kuruldu, binalar yükseldi, nerdeyse her şehre üniversiteler kuruldu, daha çok fakire! yardımlar yapıldı, daha çok hastaya! hastaneler açıldı…
Marmaray’ın yapılması, Avrasya Tüneli’nin açılması, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osmangazi Köprüsü, 1915 Çanakkale Köprüsü …
Ayasofya’yı, başörtüsünü, Taksim camiini, meslek liseleri mağduriyetini de biliyor ve çözümler için başarılarınızı, sizleri onlarca yıl iktidarda tutarak taltif ediyor, vefamızı da gösteriyoruz.
Sağlık alanı, Savunma ve teknoloji, Enerji projeleri, Sosyal ve ekonomik alanlarda yapılanlar …
Tüm bunları yaşadık, biliyoruz, nankörlük edemeyiz, takdir ediyoruz.
Alkışlıyoruz, seviniyoruz.
Ama bunlarda var
Görmemezlikten, anlamamazlıktan gelmek zulüm olur
Halkın büyük ve ezici çoğunluğu, çok zor şartlarda yaşıyorlar.
Hatta yaşamıyorlar hayata tutunuyorlar.
Rakamlara değil pratiğe bakmalı.
Neredeyse ki (en az %80 i) hiçbir çalışan aldığı maaşla tek başına – eğer bir evi yoksa, kiradaysa borçlanmadan yaşaması imkansıza çok yakın.
Ancak karı/koca çalışıyorlarsa asgari yaşam şartlarını ite kaka yakalayabiliyorlar.
Yani demem o ki;
Halka inilmeli,
Durum net olarak görülmeli
Salağa, köre, sağıra yatılmamalı
Pişkinlik yapılmamalı,
Gerçek ne ise durum tespiti yapılmalı.
Ve ona göre çözüm için samimiyetle hemen harekete geçilmeli
Boş muhabbetler, hamasi söylemler, dalkavukların, yavşakların, münafıkların, omurgasızları, korkakların, menfaat devşirmecilerin, vs. garnitür zerzevatın söz ve tavırlarıyla gaflete düşülmemeli.
Gerçek şu ki;
Halkın ekseri çoğunluğu,
Kirasını ödemekte zorluk çekiyor.
Faturalarını ödeyemiyor.
İyi beslenemiyor.
Ailece bir yerde oturup yemek yemek adeta hayal oldu.
Güzel giyinemiyor.
Gezemiyor.
Alışveriş yapamıyor.
Sürekli borçlanıyor.
Geçinemediği yetmiyormuş gibi,
Borçlarını düzenli olarak ödeyemediğinden bir de yüksek faiz altında sürekli acımasızca sömürülüyor.
Zaten alım gücü olmayan bu büyük çoğunluk keyfi zamlarla da ayrıca eziliyor
Kitap satın alıp, okuyamıyor.
Sinema, tiyatro vs. ha keza …
Üstüne üstlük birde;
Derdini anlatacağı,
Dinleyecek, anlayacak bir muhatap, kurumda yok
Çaresizlik üzerine çaresizlik.
Siyasi alternatifi de yok.
Karşı tarafa oy verse asıl zulüm o zaman başlayacak.
Bunu iyi bildiğinden var olan zulme razı oluyor
Çünkü karşı taraf sadece maddesini değil maneviyatını da elinden alacağını açık açık söylüyor.
Vatandaş sanki tost misali presleniyor.
Ne sesini duyan var,
Ne el uzatan,
Ne de görünen bir çıkış.
Peki ne yapmalı?
İktidarı elinde tutanlar halka inmeli ve gereğini yapmalı.
Halk size güvendi, inandı ve tüm bu sıkıntılara rağmen hala size prim veriyor ama,
Bilin ki bu son fasıldır ey iktidar sahipleri
Gafletten uyanın.
Yoksa sadece siz değil,
Tüm millet ve en kötüsü de milletle beraber devlet kaybedecek.
O, elini avucunu ovuşturanları sevindireceğiniz.
İş işten geçmeden uyanın ve
Halka kulak verin.
Çözün
Yoksa çökeceksiniz
Ülke çökecek …
Unutma ki;
Furkan ile hakkı bâtıldan ayıramayanın
basireti zamanla körelir.
Ferasetten mahrum kalan,
gördüğünü sanır ama hakikati ıskalar.
Olayların arkasındaki hakikati göremez;
Hikmetle yoğrulmayan bilgi,
insanı yükseltmez; yalnızca yük olur.
İzan ise;
aklı kibirden, kalbi savrulmaktan koruyan, dengeleyen
son ölçü, son denge, son terazidir.
Ve bil ki;
Önyargısız, samimi ve cesurca sorgularsan,
hakikat sana bilgi olarak değil,
hikmet olarak sunulur.
Bu yolculukta seni ileri taşıyacak olan;
ne kalbin tek başına sesi
ne de aklın kuru hesaplarıdır.
Seni hakikate ulaştıracak olan,
Kalbin sesiyle aydınlanan bir akıl,
aklın ışığıyla derinleşen bir kalptir.
—
erolyazıcı /abbeyt♥️
hakikat yolunda bir yolcu
14.03.2026, cumartesi

