TÜRKÜLER GÖNÜLLERE DOKUNDU…

TÜRKÜLER GÖNÜLLERE DOKUNDU…

AMA SES SİSTEMİ YİNE SINIFTA KALDI

 

Pendik Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen Neşet Ertaş’ı anma gecesi; yoğun katılımı, samimi atmosferi ve büyük emeğiyle hafızalarda yer etti. Ancak yıllardır çözülemeyen ses sistemi sorunu; sanatçının emeğini, izleyicinin aldığı keyfi ve gecenin ruhunu gölgeledi. Dinleyiciler aynı soruyu sordu: Böylesine güzel organizasyonlar neden teknik eksikliklere kurban ediliyor?

 

Yer: 20.00’de Pendik Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Tarih: 15.05.2026, Cuma

Program: Neşet Ertaş’ı anma konseri

Sanatçı: Tahir Uçar

Organizasyon: Pendik Belediyesi ile Kırşehirliler Derneği iş birliğiyle düzenlendi

15.05.2026 Cuma akşamı, Pendik Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen Neşet Ertaş’ı anma konseri gerçekten görülmeye değer bir tabloya sahne oldu.

Pendik Belediyesi ile Kırşehirliler Derneği iş birliğiyle düzenlenen programda sanatçı Tahir Uçar sahne aldı.

Salonda adeta insan seli vardı. Tüm koltuklar dolmuş, aralara ek sandalyeler konmuş, onlar da tamamen dolmuştu. Ayakta bile yer bulmak neredeyse imkânsızdı.

Pendik Kaymakamı Mehmet Yıldız, Pendik Belediye Başkanı Ahmet Cin, siyasi parti temsilcileri, dernek yöneticileri, Kırşehirliler, Pendikliler ve basın mensuplarının katıldığı gece; aslında Pendik insanının kültüre, türkülere, Neşet Ertaş’a ve samimi sanat anlayışına ne kadar büyük bir özlem duyduğunu da göstermiş oldu.

Bu kadar yoğun katılımın olduğu bir programda insanların tek isteği vardı:
Türküleri hissederek dinlemek…
Sahnedeki emeği hakkıyla duyabilmek…
O atmosferi yaşayabilmek…

Fakat ne yazık ki gecenin en büyük sorunu yine ses sistemi oldu.

Ama gel gör ki;

YAPICI ELEŞTİRİ:

Bina güzel…
Salon güzel…
Organizasyon güzel…
Emek büyük…
Ama aynı şeyi ses sistemi için yazamayacağız.

Ses sistemi konusu hâlâ çözülemeyen ciddi bir problem olarak karşımızda duruyor.

Ve bu sorun bir türlü aşılamıyor.

Konser başlar başlamaz salonda uğultular yükselmeye başladı. Mikrofonlardan gelen boğukluk, yüksek ve patlayan sesler, yankılar ve kulak tırmalayan homurtular; ne solistin sesini doğru duyurmaya izin verdi ne de koronun emeğini hissettirdi.

O kadar emek, o kadar insan, o kadar beklenti, konser başlar başlamaz adeta çöp oldu, oluyor.

İnsanlar defalarca rahatsızlıklarını dile getirdi.
Hatta seyirciler arasından ayağa kalkıp yüksek sesle:

“Hiçbir şey anlaşılmıyor…”
“Ses çok kötü…”
“Bu uğultudan dolayı dinleyemiyoruz…”

Homurtular…  Ya bu kadarda olmazkiler … ayağa kalkıp sahneye haykırarak, adeta tüm dinleyicilerin hislerine, şikayetlerine ses olan, tercümanlık yapan- ya çok kötü, uğultudan, yüksek sesten, boğuk mikrofondan bir şey anlayamıyoruz şeklinde yapılan uyarılar hep karşılıksız kalıyor.

Şeklinde yapılan uyarılar, aslında salondaki yüzlerce insanın ortak hissine tercüman oldu.

Fakat ne yazık ki bu haklı serzenişlerin yeterince karşılık bulamadığı görüldü.

Çünkü ne koristin söylediği anlaşılıyor ne de kulakları sağır eden uğultudan dolayı nerdeyse seyir imkansızlaşıyor.

Burada mesele sadece teknik bir aksaklık değildir.
 

Bu durum;
aylarca hazırlık yapan sanatçının emeğini gölgeleyen,
salondaki insanların aldığı manevi hazzı azaltan,
kültür sanat etkinliklerinin kalitesini düşüren ciddi bir problemdir.

Düşünün…
Bir sanatçı haftalarca hazırlanıyor.
Müzisyenler prova yapıyor.
Koristler emek veriyor.
İnsanlar heyecanla salona geliyor.
Fakat birkaç teknik eksiklik yüzünden tüm atmosfer zedeleniyor.

Oysa bazen küçük görünen teknik detaylar, bir programın ruhunu tamamen değiştirebilir.

Ses sistemi; bir konserin lüksü değil, temelidir.
İnsan sahneyi görmese bile konseri dinleyebilir.
Ama ses anlaşılmıyorsa, sanatın kalbi de kaybolur.

Üstelik bu durum sadece bir salona özgü de değil.
Birçok kültür merkezinde benzer şikâyetler yaşanıyor.

Ve bu durum neredeyse tüm kültür merkezleri, ses sistemleri için geçerli.

Artık şu soruların samimiyetle sorulması gerekiyor:

Bu şikâyetleri kim duyacak?
Bu teknik eksiklikleri kim çözecek?
Gerçekten bu kadar zor mu?

Çünkü mesele sadece hoparlör meselesi değildir.
Bu mesele;
insana verilen değerle,
sanata verilen önemle,
emeğe gösterilen saygıyla ilgilidir.

Pendik gibi kültür ve sanat konusunda güçlü potansiyeli olan bir ilçeye;
daha profesyonel akustik çözümler,
daha kaliteli ses sistemleri,
işini iyi yapan teknik ekipler ve düzenli ses kontrolleri yakışacaktır.

Çünkü insanlar sadece bir salona değil;
güzel bir duygu yaşamaya geliyor.

Ve Neşet Ertaş gibi gönüllerde derin iz bırakmış bir ustanın anıldığı gecelerde, insanların türkülerle buluşmasına teknik eksiklikler engel olmamalı.

Yazık değil mi aylarca yapılan çalışmalar sonucunda sahneye çıkan ve performansı sergilerken, teknik eksiklik ve aksaklıklardan dolayı asla kendini gösteremeyen solistlere

Yazık değil mi oraya keyifli anlar yaşamak için gelen, isteyen, Pendik’in insanlarına, izleyici, dinleyicilere

Yazık değil mi kolayca halledilebilecek, bu durumun bir türlü çözülememesine

Nitelikli mikrofonlar almak, yaka mikrofonları vs. ve işin ehli, uzmanına sistemin mükemmelce kurdurulması ve her konserin keyifle dinlenilmesinin, izleyicilerin salondan memnun ve mutlu ayrılmalarının sağlanması az şey mi?

Temennimiz odur ki;
bu eleştiriler kırmak için değil, daha iyisini ortaya koyabilmek adına dikkate alınsın.
Çünkü Pendik insanı da sanatçılar da bu güzel organizasyonlar da çok daha iyisini hak ediyor.

Her şeyin daha da iyi olmasını temenni eden, sadık bir dinleyici, izleyici

 

 

EROL YAZICI – 16.05.2026

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.