İnsani değerlerimizi hallettik de sıra Ruhani hallerimize mi geldi.
Ne kendimizi halledebildik nede ilişkilerimizi.
Ne geleneklerimize bağlı kalabildik ne gelişmelere ayak uydurabildik.
Aşureye döndü hayatlar her telden çalmaktayız.
İsteklerimizi gerçekliğimizi belirtemiyor karşı tarafa geçiremiyoruz.
Ya kabullenişe geçiyor ya da içimiz içimize sığmayarak red'de dönüşüyor.
İsyanlarımız bile anlamsız Ne istediğini bilmeyen insanlar olduk çıktık.
Neye yetişmeye çalışıyoruz ama neden yetişemiyoruz?
Çevremizde O kadar çok bilgi kirliliği var ki hangisi doğru hangisi yanlış ayırt edemiyoruz.
Tamam işte bu diyorsun Bir bakıyorsun ki asla hayatta olmayacağın biri çıkıyor karşı taraf.
Kabul etmek mi gerek geri göndermek mi?
İstismar edilmekten hiç mi yorulmadık hayatımız ajitasyonla geçiyor.
Sanki acıdan zevk alıyoruz olayları onaylamıyoruz ama yeterince tepki de vermiyoruz.
Kandırıldığımızın farkındayız ama uyuşturulmuş beyinlerle yol alamıyoruz.
Sevgi eksikliği veya yoksunluğu hep yanlış insanlara çarpmalara neden oluyor.
Kontrolsüz verilen her şey sonradan bize faturasıyla dönüyor.
Bizler de Bu anlamsız döngüler de bir labirentin içinde dönüp dönüp aynı yerlerde kalıyoruz.
Kendi içimizde bölünüyoruz amipler gibi erkekler kendi içinde, kadınlar kendi içinde arayışlar aynı görüşlerde ama farklılıklar içinde.
Özgüvenin kendinde ne kadar çok oluşmuşsa karakterin o kadar çok oturmuş oluyor ne istediğini, istemediğini çok iyi biliyorsun.
Sevgi ile kalın
Emel Araz

