MEDYA GÜZELLEMELERİ ve TRUMP
-Carole McGranahan; 2017'de American Ethnologist dergisi için yazdığı bir yazıda, "Politikacıların yalan söylediği bilinen bir gerçekliktir, ancak Donald Trump; Amerikan siyasetine katılmış en "başarılı ve etkili yalancı"dır; dahası, yalan söylemesi kamusal söylemi öylesine yeniden şekillendirmiştir ki, "siyasette yalan söylemenin sıklığı, derecesi ve etkisi artık eşi benzeri görülmemiş düzeydedir".
-Tarihçi Douglas Brinkley; “ABD başkanlarının zaman zaman yalan söylediğini veya ülkeyi yanılttığını, ancak hiçbirinin Trump gibi "seri bir yalancı" olmadığını belirtti.
-Donnel Stern; 2019'da Psychoanalytic Dialogues adlı kitabında şöyle diyordu: "Politikacıların gerçeği çarpıtmasını bekliyoruz. Ama Trump bambaşka bir yaratık," çünkü Trump "politik olarak yalan söylüyor" ve destekçilerini veya kendisini memnun etmek için "her şeyi söylüyor".
-Heidi Taksdal Skjeseth; yalanların "siyasetin her zaman ayrılmaz bir parçası" olduğunu belirtti. Ancak Trump, seçim kampanyası ve başkanlığı sırasında "eşi benzeri görülmemiş bir ölçekte yalanlar söylüyor”,
-Jeremy Adam Smith; “yalan söylemek, Trump'ın kampanyasının ve başkanlığının bir özelliğidir, bir hata değil”.
-Thomas B. Edsall; "Donald Trump, başkanlık tarihindeki en büyük yalancı unvanını hak edebilir." ----George C. Edwards; "Donald Trump, önceki başkanlardan daha fazla yalan söylüyor. Ona yakın bir başkası yok." “Kaynak İnternet…”
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Sn Donald Trump’ın ilk başkanlığı döneminde 30.573 yanlış veya yanıltıcı iddiada bulunmuştur. Başkanın yanlış veya yanıltıcı söylemleri günde ortalama 21'dir. Trump'ın yalan söylemesini Amerikan siyasetinde eşi benzeri görülmemiş bir durum, yalanların tutarlılığı, onun iş ve siyasi kimliğinin belirgin bir parçasıdır. “Kaynak The Washington Post”
ABD’de birçok haber kuruluşu başlangıçta Trump'ın yalanlarını yalan olarak nitelendirmeye “demokratik ülke, özgür medya olduğundan olmalı” ki; direndi !?!?!?!?!?.
Ülkemiz medyasında; “ABD Dünya Düzenine Nasıl Yön Verecek? Trump’ın Ulusal Güvenlik Stratejisi Ne Anlatıyor?, ABD’nin barış planı Avrupa’yı uçuruma mı sürüklüyor?, YA SAVAŞ YA BARIŞ! ABD'den "Barış" Planı: Rusya-Ukrayna Arası Ne Ola?” gibi manşetten başlıklar atılıp ABD ve Başkanı Trump’ın söylem ve eylemleri görsel basında birinci haber yapılıp “önemli” gibi gösterilmeye çalışılmakta, dünyaya zehir akıtan, dünyada yaşanan terör dahil bütün “pis” işlerin hamisi ülke ve yalancılığı tescillenmiş o ülkenin Başkanından “umut” dilenciliği yapmak olsa olsa beslendiği “dama” hizmet ve/veya uşaklığı karakteri yapmış milli düşünce sisteminden nasiplenmemiş zavallılardır.
Ulusal ve uluslararası medya unsurları İsrail terör örgütü ile Filistin Devleti arasındaki ateşkes anlaşması için ABD ve Trump’ın başını çektiği güzellemesini yaparken ve İsrail terör örgütü ile Filistin Devleti arasındaki ateşkes mutabakatına Başkan Trump ve ABD ile dünyanın diğer ülke Başkan ve Başbakanlarınca imza konulduğu halde ateşkes mutabakatına İsrail terör örgütünün uymadığı, soykırıma devam ettiği, ateşkes anlaşmasına aykırı davrandığı şeklinde Türkiye Cumhuriyeti dışında hiçbir ülke ve Başkanı tarafından tepki konulmadığı, bu durum; imzasına sahip çıkmayan çıkamayan İsrail terör örgütünün “hamisi” Başkan Trump’ın yalancılığının imzalı tescili, ABD’nin kirli amaçlarının tezahürü değil midir. Güzellemeler yapılan; “Hami” Trump ve ABD’nin İsrail terör örgütünün ateşkes ihlallerine karşı hangi önlemi aldığını ve/veya herhangi bir tepkisini duydunuz mu? Türkiye dışında diğer ülkelerden medyaları dahil bir tepki söz konusu mudur?
Durum bu iken; ulusal ve diğer ulus medyalarının hala Başkan Trump’ın dünya üzerinde yaşanan savaş ve terör eylemleri hakkında olumlu veya olumsuz beyanlarını ciddiye alıp gündem yapılması hangi aklın ürünü olabilir ki; Bu akıl; olsa olsa kapitalizmden beslenen unsurlarda, kapitalin amaçlarına sorgusuz sualsiz hizmet eden sürüde ve/veya aklını kapitalizme kiraya vermiş düşünme engelli varlıklarda olduğu söylenebilir.
Onurlu bir başkandan “imzaladığı ateşkes mutabakatına” aykırı hamiliğini yaptığı İsrail terör örgütünün işlem ve eylemlerine dur demesi, utanç duyup gereğini yapması beklenirdi! Ne yaptığını bilen var mı? Var tabii ki; beslediği medya unsurlarının güzellemeleri eşliğinde “yalanlarına” devam ederek iç kamuoyu şakşakçılarına ve dünya üzerinde yaşanan kirliliklere umut olmaya devam ediyor.
ABD ve Kukla Başkan Trump’ın beslediği veya ABD uşaklığını kültürü yapmış ve/veya ideolojik saplantılı medya unsurlarınca ABD ve Kukla Başkan Trump’ın “uzlaşmacı/barıştırıcı” olduğu şeklinde iletim yapılmakta olmasına karşın; dünyadaki savaş ve/veya terörizm faaliyetlerinin ABD; ya içinde ya da destekleyicisi olduğu gerçeğini dünya milletinden saklama çabası içinde “yalan üretme çiftliği” kurulmuş başkanı “çiftçi” çiftçinin yanında çalışan “borazanı” medya unsurlarına ise "yanaşma" veya "tutma" denir. ABD’nin Kukla Başkanı Trump ve geçmiş bütün başkanları “kukla” olup terörizm hamisi, emperyalist, yalan üretme çiftliğinin “çiftçisi” dirler.
Ateşkes mutabakatına imza koyan İsrail terör örgütünün terör eylemlerine en üst perdeden ve her ortamda tepki beyanları olan tepkisini dile getiren Türkiye hariç; imzacı başta ABD olmak üzere diğer ülkelerin İsrail terör örgütünce ihlal edilen uyulmayan ateşkes mutabakatına sessiz kalması, insanlığın çöküşünün beyanı, BM (Birleşmiş Milletler) örgütünün ise aczidir.

