DÜŞMANIMIN DÜŞMANI DOSTUMDUR (13)
Düşmanımın düşmanı dostumdur; “iki tarafın ortak bir düşmana karşı birlikte çalışabileceğini ifade eden bir atasözüdür.”
Günümüz dünyasında yaşanan savaşların, iç çatışmaların ve terör faaliyetlerinin başında, içinde, yanında veya yardım yataklık yapan besici ve hamisi durumda olan ABD ve AB;
Suriye’de yaşananlar; Suriyeli Kürtler, 2012 yılında özerklik ilan etti. 2018 yılında da Rojava olarak bilinen bölgede Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi kuruldu. SDG ise ABD desteğiyle Suriye'nin kuzeydoğusundaki bölgelerde sözde IŞİD'le mücadele etmek üzere 2015 yılında kuruldu. Bilinen bir gerçekliktir ki ABD SDG’ye desteği Suriye’nin bölünmesi amacına yönelik kirli bir plandır. Türkiye ile dost olduğu iddiasındaki ABD, PKK Terör örgütüne hangi gerekçe ile destek verdiğini açıklamalıdır. Yani; ABD ve AB yönetimleri emperyalist emelleri için her türlü yalanı söylemekten yüzü kızarmayan mahlûklardır diyebiliriz.
SDG'nin ana gövdesini Kürtlerin kurduğu Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) silahlı kanadı Halk Savunma Birlikleri (YPG) ile Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) oluşturuyor. Suriye devleti ile entegre olma anlaşması yapan SDG, silahlı terörist unsurlarını ve silahlarını Suriye ordusuna ABD ve AB’li abilerinin izni olmadan teslim edecek midir. Yoksa; İsrail terör örgütü ve ABD ile AB’nin himayesinde yüzyıllardır birlikte yaşadığı insanlara ve kimliğini taşıdığı ülkesine kontrolünde tuttuğu Fırat'ın doğusunu oluşturan bölgedeki önemli petrol ve gaz rezervlerini emperyalizme peşkeş çekme karşılığında ihanet etmeye devam mı edecekler?
İsrail terör örgütünün (İSTÖ) Suriye’de kendisine müttefik edinmek istediği YPG/SDG’ terör örgütleri kendini lağvedip Dürzi toplumu ile yüzünü Şam’a dönmesi aklın gereğidir. Suriye’nin iç huzuru ve ulusal güvenliğinin tesisinin bu akla ihtiyacı vardır.
Şam yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında imzalanan anlaşma, Suriye’de yeni bir dönemi işaret eden çerçeve bir metin olarak görülebilir. Esed rejiminin ortadan kaldırılması sonrasında yeni Şam yönetimi, ülke sathında çeşitli güvenlik sorunlarıyla mücadele etmektedir. Bunların başında eski rejim kalıntıları, YPG/SDG ve bazı Dürzi silahlı gruplar gelmektedir. Mart ayının başında rejim kalıntılarının ayaklanma girişimini sert bir şekilde bastıran Şam yönetimi, 10 Mart’ta SDG ile bir mutabakata varıldığını açıklamıştır. Mutabakatta; “Anlaşmanın genel çerçevesini belirleyen 8 maddenin içeriğine bakıldığında, herhangi bir özerklik, federasyon ya da otonom bölgeye işaret edilmiyor. Özellikle dördüncü madde anlaşmada oldukça kritik görünüyor. Bu maddeye göre, SDG’nin uhdesinde yer alan tüm kurumlar merkezi idareye entegre edilecektir.” "Sınır kapıları, havaalanı, petrol ve gaz sahaları da dahil olmak üzere kuzeydoğu Suriye'deki tüm sivil ve askeri kurumlar Suriye devletinin idaresine entegre edilecektir." Şeklinde olup, Dürzi toplumunun önde gelenleriyle de müzakereler sürmekte ve birçok noktada anlaşma sağlanmış durumdadır.
ABD ve AB’nin uşaklığını kültürü yapmış YPG/SDG unsurlarının İsrail Terör örgütü (İSTÖ) ile kol kola olma şahsiyetsizliğini göstermesi uzak bir ihtimal değildir.
Emperyalist amaçlara, Siyonist emellere hizmet için oluşturulmuş PKK=YPG/SDG ve İsrail Terör örgütü (İSTÖ) gibi terör örgütlerine destek ve hamilik yapan kirli amaçların odağı ABD ve AB’ye mazlum milletlerin/milletin tepkili olması, bu ülkelerin ekonomilerine düşmanca davranması gibi davranışların yanında yer almak insan olmanın gereği değil midir?
Bu yazı dizisinde tarihler ve olaylar “kaynak int”

