ŞÂİR VE ŞİİR KİMSESİZDİR!
Şâir ve şiir, sâhipsiz ve kimsesizdir.
Şâir, şiiri zâten “iç”ine yazmıştır da kendisiyle birlikte ölüp gitmemesini ve mümkünse ebedîleşmesini ister.
Bu nedenledir ki şâir; şiirin kendisiyle ölüp gitmemesi ve “gittiği yere kadar” bilinir hâlde olması ve kalması için, belki biri sahiplenir ümidiyle “sadaka-i câriye” cinsinden “dış”ına yazmıştır şiiri.
Vatan, millet, Sakarya, börtü böcek şiirleri kolay yazılır ve aslında paylaşmak amacıyla yazıldığı için hiç çekinilmeden toplumla paylaşılabilir.
Ama aşk şiiri aslında; utangaç şâirin heyecânını paylaşacağı, nazlanacağı ve başını dizine koyup dertleşeceği kimsesi olmadığı için var olmuştur.
Şâir ve şiir, sâhipsiz ve kimsesiz olduğu içindir ki; şâir, kitâbını bastırmak için kapı kapı sürünür ve borç harç bulduğu parayla kitap bastırır.
Şâir hasbelkader kitâbını bastırırsa; kitâbın satılmasını büyük bir heyecan içinde dört gözle bekler.
Şâire; "ne yaptın ki, hepi topu şiir okuyacaksın!" diye 29 ekim, 10 kasım, 23 nisan, .. çocuğundan da beter şekilde karın tokluğuna şiir okutturulur.
Şâir, âdetâ sâhiplendirilecek bir hayvan gibi sâhip aramaktadır ki; sesi duyulsun, şiirleri yayınlanabilsin ve karnı doysun!
Hâlbuki şâirin, esâs iş olarak sâdece şiir yazması; şiir hâricindeki diğer her türlü işi, şiirden artakalan zamanlarda cânı çekerse ve hobi olarak yapması gerekir.
Ne var ki, şâir geçim derdinde olduğu içindir ki; şâirin esâs işi olan şiir, diğer işlerden artakalan zamanlarda icrâ edilebilen ek iş durumuna düşer!
Velhâsıl şiir yazdığı için; utanma, istihzâ, sâhipsizlik, kimsesizlik ve geçim derdini göze almak büyük bir cesâret ister!
Ve aslında utanma duygusu; sâdece şâirler için değil, bütün Âdemoğlu için bir onur madalyasıdır!
Şiir ve şâir, sâdece şahısların değil Devlet’in de umûrunda değildir.
Binlerce yıl öncesine âit taş, kaya, kovuk ve çaput; köklü köksüz ve yumrulu yumrusuz bitkiler ile uçan kaçan ve sürünen yürüyen hayvanlardan bâzıları “aman kaybolmasın, arkası yok bunların!” kaygısıyla “endemik etiketi” ile koruma altına alınır da kanlı canlı şekilde hayatta olan şâiri “aman kaybolmasın, arkası yok bu adamların!” kaygısıyla korumayı kimse düşünmez.
Söz konusu hayvan ve bitkiye dokunanın cânı yanar da şâir ve şiire musallât olanın kılına dokunulmaz.
Hayvan ve bitkilerin bile genetiğinin yüksek ırka dönüşmesi için ıslah politikaları oluşturulurken; şâirin genlerinin taşınması, korunması ve geliştirilmesi için hiçbir politika akıl edilmez.
Şâir ve şiirin genleri, kadere emânettir!
Şâirin genleri: Yüzlerce metre yer altındaki taşların arasından sızarak kendine yol bulmaya çalışan bir su gibi; milyonlarca aç ve bîilâç, beş para etmez ve kıytırık genlerin arasından sıyrılarak hayâta tutunmaya çalışır!
Hiçbir devlet, şâir ve şiir plânı yapmaz.
Bütün devletler istisnâsız:
*İnsan katliâmı ve medeniyet imhâsına yönelik 10, 20, 50, .. yıllık kalkınma plânı ve stratejik plân yapar.
*Binlerce asker yetiştirmek ve silâh geliştirmek için milyarlarca dolar harcar.
*X yılında ulaşacağı askerî imhâ ve katliâm teknolojisi ve asker sayısıyla övünür ve halkını motive eder.
Ama gel gör ki, hiçbir devlet:
*“İnsan inşâ” ve “medeniyet ihyâ” etmek için yarışmaz ve stratejik plân yapmaz.
*Halkını “dişinizi sıkın; X yılına kadar en az Y şâirimiz ve Z mısra şiirimiz olacak, az kaldı!” diye motive etmez.
Velhâsıl;
Şâir ve şiirin, şahıs nezdinde de Devlet nezdinde de hiçbir bedeli ve değeri yoktur.
Tâ ki: Bir şahıs ya da bir toplum, ağır bir travma yaşayıp incitilinceye ve sarsılıncaya kadar!
Seni kimse beklemez şâir, sana kimse değer vermez; ama, içten içe senin yerinde olmak için de cân atar!
Çünküüüüüüü:
*Aşkını ve tutkusunu dile getirmek ve kendisine duyulan aşk ve tutkuyu duymak ve görmek isteyen her “insan” ile
*Millî ve dînî bir uyanış ve davranış bütünlüğüyle dayanışmayı sağlamak isteyen her “millet”
İstisnâsız döner dolaşır; o beğenmediği, yüz vermediği ve karnını doyurmadığı şâire muhtaç kalır.
Sende olan şey kendisinde olmadığı ve kendisi yazamadığı içindir ki:
*Ancak şâirin yazdıklarını dilden dile aktararak mutlu ve mes’ût olur ya da avunur.
*İstiklâl Marşı’nda olduğu gibi; yarışmalar açar ve ödüller verir, şâirin yazdıklarıyla millî ve manevî birlik ve beraberliğini sağlar ve diri tutar, her resmî törende o şiirle mest olur!
Ama, yine de şâir; aç gezmekten, sürülmekten ve ek iş olarak şiir yazmaktan kurtulamaz!
Sen yine de korkma ve bildiğin yoldan dönme ey şâir:
Çünkü; insanların muhtaç olduğu şey, senin asil gönül ve damarlarında saklıdır!
" style="box-sizing:border-box;list-style:none;margin:0px;padding:0px;outline:0px;text-decoration:underline;font-weight:bold">NOT:
"Sanat, Hak ve halk içindir!" düstûruyla yazmaya çalıştığım yazı ve şiirlerime yorum yapmak sûretiyle sağladığınız katkı için çok teşekkür ederim!

