
… Ol – olma
İnsanı insan yapan çizgide kalabilmek …
İnsan, hayatta birçok şey olabilir.
Güçlü olabilir, başarılı olabilir, görünür olabilir.
Ama iyi olmak,
Her çağda zor; her zamanda pahalı; her şartta değerlidir.
Çünkü iyilik, alkışla değil bedelle taşınır.
Kur’an bu yüzden doğrudan kalbe konuşur:
“O hâlde sakın yetimi ezip horlama. El açıp isteyeni de azarlama.”
(Duha, 9–10)
Bu bir ayet değil sadece; bir ölçüdür.
İnsanın gücüyle, merhameti arasındaki mesafeyi belirleyen ilahî bir çizgi.
İYİLİĞİN ÇAĞI
Her çağ, kendi kahramanını yaratır.
Kimi çağlar güçlüyü, kimi çağlar zengini,
Kimi çağlar konuşanı, kimi çağlar susanı yüceltir.
Ama bir çağ daha vardır ki;
İyiliğin garip karşılandığı,
Dürüstlüğün saflık sayıldığı,
Merhametin zayıflık sanıldığı…
İşte sen o çağda yaşıyorsun.
Peygamberimiz (sav) bunu asırlar önce haber verdi:
“İslam garip başladı, başladığı gibi yine garip olacaktır. Gariplere müjde olsun.”
(Müslim, Tirmizî)
Bu çağda iyi olmak,
Bir tercih değil; bir direniştir.
Ve sen, farkında olmadan,
Her sabah o direnişe uyanıyorsun.
İyilik, gösterişsiz bir inat gibidir.
Kimse görmese de devam eder.
Çünkü iyilik, karşılık beklemez; sadece emanet edildiği için yapılır.
Ve o emanet, kalbin en derin köşesinde saklanır.
… OL, OLABİLİYORSAN
Güçsüzlere ve yardıma muhtaç olanlara karşı şefkatli ol.
Çünkü güç, merhametle birleşmediğinde zulme dönüşür.
Kötü olmak düşüklük ama iyi olmak marifet değil.
Marifet ve başarı; iyilik ehli olabilmekte.
Eğer sevilmek istiyorsan, iyilik ol.
Sevgi talep edilmez; yaşanır.
Zor ve mükemmel olansa adil olmak.
Adalet, dostu kaybettirebilir ama Allah katında değer kazandırır.
Dağıtan değil, toparlayan ol.
Yapan ol.
Dünya ve ahiret dengesini tutturandır gerçek kazanan.
Zalime kılıç, mazluma kalkan ol.
Bu, sertlik değil; omurgadır.
Korkularının seni yönetmesine izin verme; cesur ol.
Cesaret, korkusuzluk değil; doğruyu korkuya rağmen savunabilmektir.
Biri seni kucakladığında ilk bırakan sen olma.
Çünkü vefa, küçük anlarda belli olur.
Çevre bilincin olsun.
Yeryüzü sana miras değil, emanettir.
Eğlenceli biri ol, eğlenmeyi unutma.
Gülmek hafiflik değil; ruhun nefesidir.
Emin, güvenilir ol.
Çünkü Peygamber, peygamberliğinden önce “el-Emîn”di.
Geniş yürekli, güven verici ol.
Kalbi dar olanın dünyası da dardır.
“Neşeli ol ki genç kalasın” sözünü her sabah hatırla.
Çünkü içi çöken, bedeni ayakta tutamaz.
Her zaman dürüst ol.
Doğru bazen kaybettirir ama yalnız bırakmaz.
Mütevazı ve tutumlu ol; plan yap ama kalbini plana bağlama.
Tedbir senden, takdir Allah’tan.
Her konuda seçici ol:
Arkadaşta, ortamda, kitapta, sözde, davette…
Çünkü insan, maruz kaldığının toplamıdır.
Hoşgörülü ve iyimser ol.
İnsaflı, geniş ruhlu ol.
Kendinden başla:
Kimseden ne istiyorsan önce onu sen yap.
Kime ne söylüyorsan önce onu sen yaşa.
Alçakgönüllü ol.
Kolaylaştıran ol, yıkan olma.
Müjdeleyen ol, nefret ettiren olma.
Sevilen insan ol.
Korkuların tutsağı olarak yaşamaktan vazgeç.
Musibet karşısında metanetli,
Cehalet karşısında marifetli,
Husumet karşısında mağfiretli,
Kötülük karşısında hayır sahibi,
Kabalık karşısında letafetli ol.
Çünkü:
“Allah, sabredenlerle beraberdir.”
Ve O’nun beraberliği, her şeyden kıymetlidir.
1. SABIRLI OL
Hayatın seni yorduğu anlar olacak.
Dost sandıkların gidecek, emek verdiklerin karşılıksız kalacak.
Ama unutma:
“Sabredenlere mükâfatları hesapsız verilecektir.”
(Zümer, 10)
Sabır, pasif bir bekleyiş değil;
Fırtınada bile direğini dik tutmaktır.
Hz. Yakub’un, oğlu Yusuf’un hasretiyle
Beyazlayan gözlerine rağmen söylediği sözdür sabır:
“Artık bana düşen güzel bir sabırdır.”
(Yûsuf, 18)
Sabır, sadece beklemek değil; beklerken de Rabbine güvenmektir.
2. AFFEDİCİ OL
Affetmek, unutmak değildir.
Affetmek, yükünü Allah’a devretmektir.
“Onlar, öfkelerini yutanlar ve insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever.”
(Âl-i İmrân, 134)
İçinde büyüttüğün her kin,
Aslında seni zehirler.
Affetmek, karşındakine değil;
Kendi kalbine yaptığın en büyük iyiliktir.
3. TEFEKKÜR EDEN OL
Bir gününü düşünmeden geçirme.
Gözlerini kapat ve sor:
“Ben bugün ne için yaşadım?”
Kur’an, düşünen topluluklar için inmemiş miydi?
“Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler.”
(Âl-i İmrân, 191)
Düşünmek, ibadetin sessiz dilidir.
Sen bu dili unutma.
4. VEFALI OL
Bugünün en nadir erdemi, vefadır.
İnsanlar hatırlamakta zorlanıyor, unutmakta ustalaşıyor.
Ama sen, bir gülümsemeyi, bir iyiliği, bir emeği hatırla.
“İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah’a da şükretmez.”
(Ebû Dâvûd, Tirmizî)
Vefa, büyük fedakârlıklar değil;
Unutulmayan küçük hatırlayışlardır.
Bir selam, bir ziyaret, bir dua…
5. YÜK DEĞİL, KANAT OL
İnsanlara yük olma;
Ama yük taşımayı da bil.
Bir annenin çocuğuna, bir öğretmenin öğrencisine,
Bir dostun dostuna sarf ettiği emek,
Yeryüzünde rahmetle yarışır.
“Mü’minler birbirlerini sevmede, merhamet etmede ve şefkat göstermede, bir organı rahatsızlandığında diğer organlarının da uykusuzluk ve ateşle rahatsızlığını paylaştığı bir beden gibidir.”
(Müslim)
Sen o bedenin sağlıklı bir uzvu ol.
6. UMUTVAR OL
Dünyanın yükü ağır,
Ama senin omuzların daha güçlü.
Hz. Hatice validemizin,
“Korkma, Allah seni asla utandırmaz” dediği o geceyi hatırla.
O gece, bir ümmet doğdu.
“Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin.”
(Zümer, 53)
Ümit, mü’minin miracıdır.
Sana düşen, yarın güneşin doğacağına inanmaktır.
Bulutlar ne kadar koyu olursa olsun,
Güneş hâlâ oradadır.
OLMA, OLABİLİYORSAN
Alıngan ve çabuk öfkelenen biri olma.
Çünkü öfke, aklın sesini boğar.
Cahillere uyma.
Her çoğunluk, haklı değildir.
Kendine acıyan bir hayat sürme.
Merhameti başkasına göster; kendine değil.
Aceleci olma.
Her erken karar, doğru değildir.
Kibirli olma.
Kibir, insanı büyük göstermez; küçültür.
Nefret edilen biri olma.
Hain olma.
Zorlaştıran olma.
Gamı çoğaltan değil, hafifleten ol.
Kötülerin safında durma.
Korkulan insan olma.
Çünkü korkulanlar yalnız kalır;
Sevilenler iz bırakır.
1. İSRAFÇI OLMA
Yiyecekte, suda, zamanda, sözde…
İsraf, sadece malı değil;
Bereketi de öldürür.
“Yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.”
(A‘râf, 31)
Bir lokmanın ardındaki emeği düşün.
Bir damla suyun topraktan yolculuğunu hatırla.
İsraf, nankörlüğün ambalajlı halidir.
2. ÜMİTSİZ OLMA
Karanlık ne kadar derin olursa olsun,
Şafak söker.
Deniz ne kadar dalgalı olursa olsun,
Kıyıya varılır.
Hz. Yakub, oğlu Yusuf’u kaybettiğinde
Gömleğinin kokusunu hâlâ bekliyordu.
Yıllar geçmiş, gözler ağlamaktan ağarmıştı ama
Ümit bitmemişti.
“Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin.”
(Zümer, 53)
Ümitsizlik, şeytanın mü’mine kurduğu en büyük tuzaktır.
Tuzağa düşme.
3. DEDİKODUCU OLMA
Arkasından konuştuğun insan,
Aslında senin aynandır.
Onun kusurunu büyütürken,
Kendi kusurunu görmezsin.
“Birbirinizin gıybetini yapmayın. Hanginiz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır?”
(Hucurât, 12)
Bu soru, kıyamete kadar her dedikoducunun önünde duracak.
4. RİYAKÂR OLMA
Gösteriş için yapılan iyilik,
Kum üzerine inşa edilmiş ev gibidir.
İlk fırtınada yıkılır.
“Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmekle sadakalarınızı boşa çıkarmayın.”
(Bakara, 264)
İyilik gösteriş değil, gizlilik ister.
Sağ elin verdiğini sol el bilmemeli.
5. KENDİNİ BÜYÜK GÖREN OLMA
Kibir, insanı Allah’a karşı küçültür.
Çünkü büyüklük, yalnız O’na yaraşır.
“Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Ne yeri yarabilir ne de dağlarla boy ölçüşebilirsin.”
(İsrâ, 37)
Sen topraktan geldin, toprağa gideceksin.
Toprak ise kibirleneni değil,
Tevazu ile eğileni bağrına basar.
6. HAYIR DEMEYİ BİLMEYEN OLMA
“Evet” demek erdemdir;
Ama her “evet” erdem değildir.
Hakkına girdiğinde,
Emanete ihanet edildiğinde,
Kul hakkı yendiğinde…
“Zulmedenlere meyletmeyin, sonra size ateş dokunur.”
(Hûd, 113)
Hayır demek, bazen en büyük evettir.
Kendine, ailene, Rabbine…
DENGE: OL İLE OLMA ARASINDA
İnsan olmak,
“Ol” ile “olma” arasında
İncecik bir çizgide yürümektir.
Sağa sapsan kibre düşersin,
Sola sapsan zayiata.
Bu denge,
Peygamberimizin (sav) hayatında
En güzel halini bulur:
O, hem güçlüydü hem merhametli.
Hem hâkimdi hem affedici.
Hem zengindi hem mütevazı.
Hem ümmiydi hem âlimlerin hocası.
“Andolsun, Allah’ın Resûlü’nde sizin için güzel bir örnek vardır.”
(Ahzâb, 21)
Bu örnek,
Çağlar üstü bir rehberdir.
O’nun izinden giden,
Dengeyi bulur.
Ve unutma:
O’nun ahlakı, sadece sözde değil;
Her bakışta, her susuşta, her adımda yaşanırdı.
Sen de öyle yaşa ki,
Görüldüğünde Allah hatırlansın.
AYNA KARŞISINDA
Bakıp kendini gördüğün kadar senindir.
Kusurlarını fark ettiğin kadar şifadır.
“İşte orada yanlış yaptım” dediğin an,
Tevbe kapısı aralanır.
“Rabbiniz, kendinize zulmettikten sonra tövbe edenleri bağışlar.”
(Nahl, 119)
Resûlullah (sav) bir gün ashabına sordu:
“İçinizden kime göre daha hayırlısınız, bilir misiniz?”
“Nasıl olalım ya Resûlallah?” dediler.
Buyurdu:
“Görüldüğünde Allah’ı hatırlatanınız.”
(İbn Mâce)
İşte sen,
Görüldüğünde Allah’ı hatırlatanlardan ol.
Bu çağda bundan daha büyük bir makam yoktur.
Allah bizi “ol”abilenlerden eylesin, “olma”yanlardan korusun.
Son Söz Yerine
Bu yazılanlar
Bir öğüt listesi değil;
Bir aynadır.
Bakıp kendini gördüğün kadar senindir.
Ve unutma:
“İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel olanla sav.”
(Fussilet, 34)
Eğer bu çağda bütün bunları yapabiliyorsan,
Sessizce, gösterişsizce, bedel ödeyerek…
Olmuşsundur.
Ve bu çağda bundan daha büyük bir makam yoktur.
Selam, doğruyla, doğrularla beraber olanlara…
Ve selam,
Yanlış bir çağda
Doğru kalabilen gariplere.
Dualar, sevgiler
Unutma ki;
Furkan ile hakkı bâtıldan ayıramayanın
basireti zamanla körelir.
Ferasetten mahrum kalan,
gördüğünü sanır ama hakikati ıskalar.
Olayların arkasındaki hakikati göremez;
Hikmetle yoğrulmayan bilgi,
insanı yükseltmez; yalnızca yük olur.
İzan ise;
aklı kibirden, kalbi savrulmaktan koruyan, dengeleyen
son ölçü, son denge, son terazidir.
Ve bil ki;
Önyargısız, samimi ve cesurca sorgularsan,
hakikat sana bilgi olarak değil,
hikmet olarak sunulur.
Bu yolculukta seni ileri taşıyacak olan;
ne kalbin tek başına sesi
ne de aklın kuru hesaplarıdır.
Seni hakikate ulaştıracak olan,
Kalbin sesiyle aydınlanan bir akıl,
aklın ışığıyla derinleşen bir kalptir.
—
erolyazıcı /abbeyt♥️
hakikat yolunda bir yolcu
12.02.2026, perşembe
—
Siz ne düşünüyorsunuz?
Paylaşın…
belki bir cümleniz, başka bir gönülde
bir kapıyı aralar.
Yorumlarınızı aşağıya bekliyoruz.
Teşekkürler, sevgiler, saygılar…

