
… kibir (li) mi (sin)?
SORUN HASTA OLMANIZ DEĞİL,
SORUN TEDAVİ OLMANIZA ENGEL,
HASTA OLDUĞUNUZUN FARKINDA OLMAMANIZ
Kibirli olduğunu öyle kimse kolay kolay kabul etmez.
Hatta bununda ötesinde kibirli olmakla suçlar sağını solunu ve daha da ötesine geçer
Ve başlar, yazar çizer, uyarır. Kibir hakkında …
Ama hiç aklına gelmez ve dönüp kendine bir bakıp ta, bu kibir ne menem bişey ve ben sevmediğimi ben de olmadığını iddia ettim bu hasletin ev sahibi miyim?
Acaba?
Bakmaz kendine
Aklına bile gelmez, getirmez.
Neden gelsin ki o kibirli değil ki …
Niçin ihtiyaç duysun ki …
Oysa ufak bir ölçme belki de dünyasında bir devrim oluşturacak.
Titreyecek ve kendine gelecek
İşte bu durumun en tehlikeli tarafı görünmemesi…
“Kalbinde hardal tanesi kadar kibir bulunan cennete giremez.” Hadis – Müslim, Îmân 147
Kibir çoğu zaman kendini “doğruluk”, “haklılık” ya da “özgüven” gibi maskelerle gizler.
Günlük yaşamımız, bu görünmez halin görünür hal ve tavırlarıyla doludur.
Kendi farkında değildir ama yakınındakiler iğrenirler onun bu kirli halinden ama şerrinden uzak olmak adına, susmayı, uzak durmayı tercih ederler.
Meselalar
Trafikte “ben haklıyım” kibri
Bir sürücü hata yapar ama:
- Asla özür dilemez
- Kornaya basanı suçlar
- “Zaten herkes kötü kullanıyor” der
Burada kişi hatayı değil, kendini korur.
Çünkü içten içe “ben hata yapmam” düşüncesi vardır.
“Mümin müminin aynasıdır.” Hadis – Ebû Dâvûd, Edeb 49
“Ben seni zaten anladım” diyen ama asla anlamayan insan
Karşısındaki konuşurken:
- Sözünü yarıda keser
- “Tamam tamam, ne diyeceğini biliyorum” der
- Dinlemez, sadece cevap hazırlarken bekler
Ama sonra kalkar:
“kimse kimseyi dinlemiyor” diye şikâyet eder.
Gerçek:
dinlemeyen kendisidir.
Ama bunu asla fark etmez.
Çünkü kibir ona şunu fısıldar:
“Sen zaten anlıyorsun, dinlemene gerek yok.”
“Allah, böbürlenip duran hiçbir kimseyi sevmez.” Lokmân 31:18
Tartışmada sürekli üstte kalma isteği
Bir ortamda fikir konuşulurken:
- Karşı tarafı dinlemez
- Söz keser
- En son sözü söylemeden rahat etmez
- Haklı çıksa bile yetmez, karşısındakini “ezmek” ister
Bu, bilgi değil üstünlük arzusudur.
Kibir burada “ben daha iyi biliyorum” diye konuşur.
“Kibir, hakkı reddetmek ve insanları küçümsemektir.” Hadis – Müslim, Îmân 147
Hizmet bekleyip teşekkür etmeyen insan
Evde, işte veya sosyal hayatta:
- Yapılan iyiliği görmez
- Teşekkür etmeyi gereksiz görür
- “Zaten yapması gerekiyordu” der
Bu bakış açısı, karşısındakini küçümser.
Kibir burada “ben özelim, bana hizmet normal” şeklinde ortaya çıkar.
“İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah’a da şükretmez.” Hadis – Tirmizî, Birr 35
Özür dileyemeyen ama sürekli haklı olan insan
Bir hata yapar ama:
- “Ama sen de…” diye başlar
- Konuyu çevirir
- Üste çıkar
- Özür dilemek yerine karşı tarafı suçlar
En sonunda şunu der:
“ben zaten kötü niyetli değildim.”
Gerçek:
kötü niyet değil mesele…
kendini hatasız görme ihtiyacı.
Kibir burada şunu söyler:
“Özür dilemek seni küçültür.”
Oysa gerçek tam tersidir.
“Tevazu göstereni Allah yükseltir.” Hadis – Müslim, Birr 69
Nasihat veren ama kendine hiç uygulamayan insan
Sürekli:
- “Böyle yapmamalısın” der
- “İnsan şöyle olmalı” der
- Yazılar yazar, paylaşımlar yapar
Ama:
- Aynı hataları kendisi yapar
- Aynı tavırları kendisi gösterir
- Kendine dönüp bakmaz
Ve en tehlikelisi:
kendini “farkındalığı yüksek biri” sanır.
Kibir burada en sinsi halindedir:
“Sen zaten doğruyu biliyorsun, sorun sende olamaz.”
“Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylersiniz?” Saff 61:2
Kibirli insan:
- Dinlemediğini fark etmez
- Özür dilemediğini fark etmez
- Üstten baktığını fark etmez
Çünkü en büyük körlük şudur:
insanın kendine karşı kör olması
“Gözler kör olmaz, fakat göğüslerdeki kalpler kör olur.” Hac 22:46
Ve en acı gerçek:
Kibirli insan, kibri en çok eleştirendir.
Ama bir gün…
bir söz, bir olay, bir kırılma…
İçinden şu soru geçerse:
“Ya sorun bensem?”
İşte o an…
titreyecek… ve kendine gelecek.
Kişi kibirli olduğunu asla düşünmez
hatta kendini en makul, en doğru kişi olarak görür
Ama…
Bir an durup kendine şu soruyu sorsa:
“Ben gerçekten haklı mıyım, yoksa sadece üstün mü olmaya çalışıyorum?”
“Nefsinizi temize çıkarmayın. O’nu en iyi bilen Allah’tır.” Necm 53:32
İşte o an…
dünyasında devrim başlayabilir.
Unutma ki;
Furkan ile hakkı bâtıldan ayıramayanın
basireti zamanla körelir.
Ferasetten mahrum kalan,
gördüğünü sanır ama hakikati ıskalar.
Olayların arkasındaki hakikati göremez;
Hikmetle yoğrulmayan bilgi,
insanı yükseltmez; yalnızca yük olur.
İzan ise;
aklı kibirden, kalbi savrulmaktan koruyan, dengeleyen
son ölçü, son denge, son terazidir.
Ve bil ki;
Önyargısız, samimi ve cesurca sorgularsan,
hakikat sana bilgi olarak değil,
hikmet olarak sunulur.
Bu yolculukta seni ileri taşıyacak olan;
ne kalbin tek başına sesi
ne de aklın kuru hesaplarıdır.
Seni hakikate ulaştıracak olan,
Kalbin sesiyle aydınlanan bir akıl,
aklın ışığıyla derinleşen bir kalptir.
—
erolyazıcı /abbeyt♥️
hakikat yolunda bir yolcu
23.03.2026, perşembe

