İyileşmek : Unutmak Değil, Yerini Değiştirmek

İyileşmek: Unutmak Değil, Yerini Değiştirmek

Toplum olarak iyileşmeyi yanlış anlıyoruz. Çoğu zaman “geçti mi?”, “unuttun mu?”, “artık etkilenmiyorsundur” gibi sorular soruyoruz. Oysa bu soruların kendisi, iyileşmenin ne olmadığına dair güçlü ipuçları taşıyor. Çünkü iyileşmek, olanı yok etmek değildir. Yaşanan silinmez; sadece hayatımızdaki yeri değişir.
İnsan zihni silmeye çalıştıkça, bastırdıklarını başka biçimlerde geri çağırır. Görmezden gelinen acı, kararlarımızda; yok sayılan kırgınlık, ilişkilerimizde; inkâr edilen travma, bedenimizde konuşur. Bu yüzden iyileşme, unutma çabasıyla değil, fark etme cesaretiyle başlar.
Asıl mesele şudur: İnsan, yaşadıklarıyla ne yapar? Onları hayatının merkezine mi koyar, yoksa geçmişte yaşanmış bir deneyim olarak yerli yerine mi yerleştirir? İyileşen insan, başına geleni kutsamaz ama inkâr da etmez. Yaşananı, kimliğinin tamamı hâline getirmez.
Kaçmak kolaydır. “Geçti” demek kolaydır. Zor olan, acının olduğu yerde kalabilmektir. Ona bakmak, onu anlamaya çalışmak ve onun içinden dağılmadan çıkabilmektir. Çünkü yüzleşmeden kurulan her “iyiyim” cümlesi, kırılgan bir dengedir. İlk sarsıntıda yıkılır.
İyileşmek, eski hâline dönmek değildir. Hayat, insanı geriye sarmaz. Her acı, her kayıp, her hayal kırıklığı insanı değiştirir. Bu değişimden kaçmak mümkün değildir. Mümkün olan tek şey, bu değişimi bilinçli bir yeniden inşaya dönüştürmektir. Yani insan ya yaşadıklarının biçimlendirdiği biri olur ya da onları anlayarak kendini yeniden kurar.
Hatıralar düşman değildir. Asıl sorun, onların yönetici koltuğuna oturtulmasıdır. İyileşme, can yakanın hayat üzerindeki hükmünü sona erdirmektir. Hatırlamak mümkündür; ama her hatırlayışta yeniden yaralanmadan. Bu, hatıranın dönüştüğü yerdir.
İyileşen insan daha sessiz olur. Daha az açıklama yapar, daha az ispat etmeye çalışır. Çünkü artık kendini savunmak zorunda hissetmez. Yaşadıklarıyla barışmış değildir belki; ama onlarla savaşmayı bırakmıştır. Bu da insana derin bir sahicilik kazandırır.
Sonuçta iyileşme bir varış noktası değil, bir duruş biçimidir. İnsan, artık acının değil; farkındalığın yönettiği bir hayat kurmaya başlar. Ve bu hâl, gösterişli değildir ama gerçektir.

Sezgin Demir
“İyileşmek, geçmişi susturmak değil; ona artık söz hakkı vermemeyi öğrenmektir.”